Bursa'da dün Gökdere Millet Bahçesi’nde Tarım Şenliği düzenlendi. “Yerelde üret, Yöreseli Koru” sloganı ile hayat bulan şenlik kapsamında üretici kooperatifleri stant açtı ve çeşitli atölyeler ile Bursa’nın tarımsal değerlerinin tanıtımı yapıldı.

Bu cümleler oldukça havalı ve şehir için çok güzel olurdu değil mi?

Ama ne yazık ki kuramayacağım bu cümleleri.

Dün Gökdere’de ‘tarım’ kisvesi altında ne olduğunu anlamadığımız bir etkinlik yapıldı.

Açılışı ve hemen akabindeki fotoğrafları, protokolün konuşmalarını hem haber siteleri hem de Bursa Büyükşehir Belediyesi anlattı. Tarımın geleceğinin korunması, yöresel ürünlerin önemi anlatıldı da anlatıldı. Peki kime? Hedef kitle kimdi?

Tarım şenliğinde satılan espresso bazlı kahvenin çekirdeği de mesela Bursa’dan mı geldi? Ya da el örgüsü şeklinde iplikten yapılan ürünler hangi ağaçta yetişiyordu?

Bursa’nın hasat dönemi meyve sebzeleri ve raf ömürlü gıda ürünlerinin yer alacağı duyurulan ‘şenlik’te mesela neden asla İnegöl ile bağlantısı olmayan alelade bir köfte hem de ekmek arasında satıldı?

Hadi hepsini bir kenara bıraktık, Aralık ayında Bursa’da hasadı yapılan kaç yöresel ürün olduğunu da mı unuttuk!

Buzhaneden gelen armutların yanı sıra hasadı yapılan zeytin vardı stantlarda. Zeytinyağı, zeytinyağı sabunu, yaban mersini reçeli gördüm. Aspir yağı vardı, tarhana vardı. Erişte, salça ve muhtelif reçel, marmelat, dondurularak kurutulmuş meyveler vardı.

Yani şenliğin tarımsal üretim ile konunun tek bağlantısı ismiydi. Çünkü ne bölge bir tarım bölgesiydi ne de oradaki kitle tarımsal gelişimi sağlayacak bir alandı.

Stantlar tamamen satış odaklı kuruldu ki bazıları sözde bilgilendirme amaçlı broşürler ile yer alsa da kimse onların yanına uğramadı.

Saysak eksik daha yazarız ama burada eleştirirken aslında değinmemiz gereken alanlar arasında organizasyonun maliyeti de var.

Bu organizasyon için kooperatiflerden bir ödeme alındı mı? Maliyet ve genel giderler nasıl karşılandı?

Neden ‘Satış’, ‘Bursa yöresel ürün şenliği’ ‘Bursa yöresel ürün pazarı’ gibi satış odaklı isimler ile düzenlenmedi de ‘Tarım Şenliği’ ismi seçildi?

Bereketli topraklarımızda yetişen tarım ve gıda ürünlerimizi geleceğe hep birlikte taşımak, kentimize özgü bu lezzetlerin hikayelerini öğrenmek ve sürdürülebilir üretim süreçlerini keşfetmek için gittiğimiz lokasyonda neden bize fabrikasyon ve orijinali ile içeriği çok farklı olan zeytinyağı sabunu satılmak istendi?

Açılış yapıldı, nutuklar atıldı. Katılanların yarısı konuşulanları dinledi yarısı dinlemedi. Kaynaklar tüketildi.

Peki ne kazandık? Bursa’nın tarımını Gökdere’de kimsenin uğramayacağı bir gün ve saat aralığında yapılan bu etkinlikle mi tanıtacağız?

Bu organizasyon bir AVM içinde ya da gidip gıda fuarının içinde yapılsa söylenecek bir söz bulunmazdı.

Projeye altında imzası olan Bursa Büyükşehir Belediyesi bile inanmamış ki dün saat 14:00 sularında, Belediye Merinos AKKM’de Bursa kestanesinin üretiminden pazarlanmasına uzanan tüm yönlerini ele almak; sorunları, fırsatları ve çözüm önerilerini ortak akılla değerlendirmek amacıyla Bursa Kestanesinin Geleceği Paneli’ni düzenledi.

Üstelik tarım şenliğinde 14:00’ten sonrası için bir etkinlik de planlanmamıştı.

Ama sektörün temsilcileri Gökdere’deki Tarım Şenliği’nde halay çekmeyeceği için olsa gerek Merinos’a davet edildi.

***

Yakın zamana kadar dünyada tarım açısından kendi kendine yeten ilk yedi ülke arasındaydık. Ne oldu da bugünlere geldik?” diye sormuştu şenlikte Mustafa Bozbey.
“Tarımda vazgeçmiş üretici var ve bu üreticinin yeniden kazanılması gerekiyor. Aksi takdirde ekonomik olarak çökmüş bir ülke satın alamayacağına göre, üretmezsek açlığa mahkûm hale geliriz” dedi Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Prof. Dr. Semih Yazgan.

Ve sanırım bu iki cümle birbirine cevap oldu bile!