Lisenin son senesinin en berbat zaman dilimidir üniversite sınav dönemi ve sonrasındaki tercih süreci.

Sınavın stresinden bir nebze olsun sıyrılan liseli birey, daha kazanmanın sevincini yaşayamadan tercih dehlizlerinde kaybolur. Eş, dost, akraba, konu, komşu bilumum çevre olanca tecrübesi ile yönlendirme yarışına girer. Günler uzar, yüzyıl olur. Şehirler arası bir bunalım yaşanır. Bir kere tercih yapılacaktır, o da tüm hayatı etkileyecektir. Bu sözler hiç sekmez, dert tasa bakidir, değişmez.

Sonrası ise tipik çiçeği burnunda üniversiteli hikayesi: Bölüm beğenilmez, başka bölümler arzulanır. Olmadı bir daha sınava girilir, sevilirse sebat edilir, mezun olunur ve sistemin çarkları arasında sıkışılarak ömür tüketilir.

İşte Bursa Teknik Üniversitesi de en azından Bursa’daki liselilerin 300’ü bu saçma süreci yaşamasın diye ‘Tercihten Önce Üniversiteni Yaşa’ isminde bir proje geliştirmiş, çok da iyi etmiş.

Perşembe günü bu organizasyonun detaylarını öğrenmek üzere BTÜ Rektörü Prof. Naci Çağlar’ın konuğu olduk. Prof. Çağlar'ın heybesinde daha çok şey var ama ilerleyen günlerde detayları geleceğinden biz bu konuda devam edelim...

BTÜ’nün internet sitesi üzerinden 22 Eylül-12 Ekim tarihleri arasında yapılacak ve 20 Ekim’de sonuçları açıklanacak başvurular üzerinden; lise öğrencileri BTÜ’deki bölümler arasından 5 tercih yapacak, not ortalamalarına göre bölümlere yerleştirilecekler.

30 bölüme 5’er öğrenciden toplamda 150 öğrenci üniversite deneyimi yaşama şansına sahip olacak.

Gerçek bir kampüs ortamında, BTÜ tarafından kendisine verilecek üniversiteli kimliği ile haftada bir gün gerçekten derslere girecek, sosyal hayata katılacak ve kendisinin seçtiği bölüme uygun olup olmadığını test edecek. Öğrencilerin sahip olduğu tüm imkanlardan yararlanabilecek.

Bu sayede başkalarının bayatlamış tecrübelerinden istifade etmek zorunda kalmadan kendisi deneyecek kendisi görecek.

Lise öğrencisiyken boş kampüslerin dolaştırıldığı üniversite gezilerinden çok başka bir deneyim yaşayarak, oryantasyonun bir tık ötesine geçecek. Lisedeyken üniversiteye dair esaslı bir fragman izlemiş olacaklar.

Proje kapsamında lise üçüncü sınıf öğrencileri aralıkta, dördüncü sınıf öğrencileri ise kasımda bu deneyimi yaşama şansına sahip olacak.

Neresinden bakarsanız bakın son derece faydalı ve kıymetli bir proje. Bir başka faydalı yönü ise ücretsiz oluşu. Üniversiteye adım attıkları andan itibaren geçim derdinin pençesine düşecek çocuklar için en azından bu deneyimin ücretsiz oluşu şık bir davranış olmuş.

Gelelim üniversite öğrencilerinin baş belası barınma meselesine...

BTÜ Rektörü Çağlar, üniversitenin hemen yanında iki yurt inşaatının yakın zamanda tamamlanacağını, POMEM yanındaki araziye ise yeni bir yurt yapılacağı yanıtını verdi sorduğum soruya.

Toplamda 12 bin 500 öğrenciye sahip olan üniversitenin yanında üniversite nüfusunun üçte birinin barınabilecek olması hatırı sayılır bir gelişme. Hiçbir öğrencinin barınma konusunda sorun yaşamaması ise ortak temennimiz olmalı...

Üniversitenin ve Yıldırım’ın birbirine kattığı değer ise başka bir yazının konusu olacak kadar uzun bir hikaye.

Son olarak toplantıyı bizim mesleğe bağlayarak bitireyim,

Bursa'da gazeteci-rektör buluşmalarında adettir. Bir gazeteci, rektöre muhakkak ‘iletişim fakültesi açılacak mı’ diye sorar. Ama bu soru bir beklenti dahilinde değil, usul gereğince sorulur. Mesleki kaygı yoktur, gazeteciliğin belirli normlara oturması niyeti yoktur, istihdam beklentisi yoktur. Ama bu soru illa gelir. Niye gelir, onu bir türlü çözemedim.

Benim ise Bursa’ya iletişim fakültesi açılması konusundaki habis tutumumu, evvelden beri bilen bilir.

Bu veriler ışığında;

Prof. Dr. Çağlar’ın bu suale ‘En az iki sene düşünmüyoruz’ yanıtı verdiğini, benim de Sayın Çağlar’a ‘Hocam değil iki en az yirmi sene düşünmeyelim’ çağrısında bulunduğumu da aktarmış olayım.

Tabi iş benim çağrıma kalmayacak o belli, bir niyet var ama ne zaman olacağı meçhul. Ek olarak iletişim fakültesinin neden teknik üniversitede açılması düşünülür, o da bambaşka bir nokta...