Bahar havasından Kış havasına geçiş olan serin bir Cumartesi akşamında 40 Bin coşkulu taraftarımızla, bir sene aradan sonra yine Muşspor’u evimizde konuk ettik.
Klasmanın 10’uncu maçına çıkarken farklı bir Bursaspor 11’i ile karşılaştık..
Geçmiş haftaya göre bu defa merkez ortada hem çabuk, hem koşan, hem bozan özellikli Tunahan ve Hakkı ikilisini gördük.
Hemen önlerinde forvet arkası olarak İlhan Depe’yi düşünmüş hocamız.
Forvet kenarlarında Sertaç ve İdris Furat oynarken, en uçta da Muhammet merkez forvet olarak yer aldı.
Oyun, nefis bir zemin üzerinde bayağı tempolu başladı ve tempolu bitti.
Oyunun ilk 45 dk.lık bölümünde rakip ilk şutunu devrenin uzatmalarında atabildi.
Çünkü, tam 45 dk. boyunca rakibe karşı ön alanda uyguladığımız amansız baskı ve topu kullanabilme yüzdemiz rakip takımı hatalara zorladı..
Belki de, sezon başından beri en etkili ve en iyi oyunumuzu ortaya koyduk diyebiliriz!
Merkezden Batuhan ve Hakkı’nın enerjilerine, kenar arkalardan Hamza ve Barış’ın inatçı öne oynama istekleri takımımızı rakip yarı saha içinde tuttu ve Batuhan ile Ertuğrul’un ilk hamleyi yapan oyuncular olması itibarıyla, oyunun boyunu kısaltmış olduk..
Ancak, Muşspor’da alışılmışın üstünde bir motivasyon ile karşılık verince, çatır çatır bir oyun ortaya çıktı..
Bunda, Süper Lig hakemi olan Burak Pakkan’ın da rolü oldu..
Mümkün olduğunca ikili mücadelelere prim tanıyarak, kararlı duruşu ile oyunun akmasına sebep oldu..
Bu kadar üstün oynayıp, yüksek performans gösterdiğimiz anlarda ikinci golü üretememek, ikinci yarının başlamasıyla birlikte tedirginlik yarattı..
Çünkü, zor gol atıp, kolay gol yemek gibi bir alışkanlık edindik bu sezon..
Takım yerleşiminin olmadığı iki pozisyon olan, biri Muhammet’in biri Zeki’nin top kaybında, dönüş golleri yemek bu kadar kolay olmamalı..
Klasmanda yarın oynanacak maçları saymazsak, Cumartesi sonuçlarına göre, galip gelemesek de averajla grup liderliğine oturduk.
Geçen sezon da hem içeride hem dışarıda yenemediğimiz Muş takımını, bu sezonun ilk maçında da yenemeyerek, gollü beraberlikle, sanki bir dejavu yaşamış olduk!
Biz Bursaspor olarak bu maçları hep oynayacağız..
Bundan kaçarımız yok!
Bursaspor markasını, hem içeride hem dışarıda yenmek büyük sükse..
Bu durum, bizim artı dezavantajımız olarak daima cepte duracak..
Bir de bunun üstüne, gol atarken akla karayı seçip, gol yerken yelkenleri suya indirme gafleti de işin cabası durumunda…
Bu maçı almayı oyuncularımızın çok istediği belliydi..
Hepsi yüreklerini ortaya koydu ve mücadelen kaçınmadı..
O nedenle, oyuncularımıza hakkını teslim etmeyi bilmez ve küstürürsek, neler olabileceği konusunda geçmişimizi unutmayalım derim…
Kimsenin, ama, hiçbir kimsenin, geçen hafta galibiyeti getiren golleri atan oyuncumuz Sertaç’ı yuhalama hakkı yoktur ve olamazz..
Sertaç’ın kaçırdığı golü Real’de Mbappe’de kaçırıyor..
Topu sürdü, vurdu, olmadı..
Ne demek yuhalamak ya..?!
Ayıptır ve günahtır be!
Takımımızı karşı kaleye taşıyan ve tehlikeler yaratan bir iki ender oyuncumuzdan biri Sertaç..
Taraftar böyle olmaz arkadaş..!
Olur diyen varsa, onun adına taraftar denmez..
Su petlerinin rakip futbolcular üzerine boca edilmesine dur diyecek bir vatan evladı yok mu bu şehirde..?!
Bize, rakip taraftar gelmeyecek, hadi, gelirse de takımına tezahürat yapmayacak, gol atarsa sevinmeyecek..
Bu durumun kabul edilebilir, anlaşılabilir ve sürdürülebilir bir tarafı kalmadı artık..
Bunların tamamı, takımımızın ayarını bozabilecek ve tadını kaçırabilecek sosyo-kültürel acizliklerdir..
Son tahlilde ;
Sevgili başkanımızın da ifade ettiği gibi ;
Devre arasında yapmak durumunda olduğumuz takviyelere ve kulübemizi güçlendirip, sağlıklı kadro yapısına ulaşma zamanına kadar, mevcut halimizle müsabakalara çıkıp, azami hasar ile mücadele etmek zorundayız!
Bu durum, herkesin kabulü ve görüşü bir hale gelmiştir!
Bu nedenle, ona, buna sallayıp, fazla akıl satmaya kalkmadan, sabır ve sükunet ile takımımızı destekleyelim lütfen!