Psikolojik yönünün daha ağır basacağını hafta başından beri dillendirdiğimiz, ligin 27.hafta müsabakası olan Muşspor deplasmanından 3 puanı alarak, şen, şakrak dönüyoruz.
Ayrıca, müsabakanın psikolojik olgusu üzerine bir de korktuğumuz saha zemini sorunu çıkınca, alınan 3 puanın kıymeti ve önemi daha da net ortaya çıkıyor.
Aksaray maçı yazımda Muşspor müsabakasının zemininin sıkıntı olmaması hususunda temennide bulunmuştum.
Ama Cumartesi günü başlayan kar yağışı korktuğumuz durumun başımıza geleceğinin işareti oldu...
Dün akşam saatlerinde, Bursasporlular Derneğinin kurucu başkanı sevgili Lemi Keskin, dernek watsaph grubuna sahanın karla kaplı fotosunu atmış.
Grupta, Lemi’ye cevap niteliğinde bir yazı paylaştım.
“Gece dona çeker. Sahurdan sonra kepçeyi sahaya sokarlar.
Kar temizliğini yapıp, tarlayı ekilecek hale getirirler. Maç önü ve maç sırasında tarla balçık haline gelir”

Bu şartlarda, futbol oyunu oynatmak ; bir üst ligi hedefleyen bir şehir stadı için kabul edilebilir bir durum asla değildir ve olmamalıdır!
Bizim, bu günkü maçımız için görüş ifade etmiyorum..
Genel olarak fikir beyan ediyor ve yetkililer ile etkilileri görüş ve göreve davet ediyorum!
Şimdi gelelim oyuna ve 101 dakikalık mücadele ile sinir harbine...
Mustafa hoca, takım kadrosu ve tertibi ile hiç oynamadan müsabakaya başladı.
Bu maça özel, acaba, merkez orta sahada faklı bir kurulum yapar mı diye düşünmüştük.
Ama yapmamış ve iyi de yapmış..!
Çünkü, bugün, Soner ve Eyüp merkezin hakkını fazlasıyla verdiler..
Sağ iç ve sol içte konumlanan Halil ile İdris Furat da gerek rakip karşılama gerekse hücuma çıkmada büyük mücadele ve karakter koydular.
Özellikle, Halil, takım savunması konusunda büyük oynadı ve sahaya müthiş bir enerji koydu!
Eğer, bu maç, traktör tekerleği izleri olan tarlada değil de bir futbol sahasında oynansaydı ; emin olunuz ki en kötü, arkayı dörtleyip Bursa’ya dönerdik!
Kaleci hatası sonucu, İlhan’ın attığı golü korumayı bildik ve mutlu sonu yakaladık..
Maçın ilk devresinde zaman zaman oyun aklı karışıklığı yaşadık..
Önde basalım desek, onu tam manasıyla yapamadık!
Savunma hattı oluşturalım desek, onda da alan kapatma ve blok halinde durmada sıkıntılarımız oldu..
Özellikle, ikinci bölgede rakibe top kullanacağı alan konforu yarattık..
Rakip, o alanlar üzerinden, baskısız halde pozisyonlar içine girme gayretinde oldu.
Oyunun 20 ile 40. dakikaları arasında gol yiyebilirdik...
İkinci yarı daha derli toplu daha düzenli yayıldık ve boşluk bırakmayarak, rakibin pas yapmasını engelledik.
İdris Furat’ın oyundan çıkışı sonrası Sefa ile birlikte tahkim ettiğimiz orta alandan sonra rakip pas organizasyonlarında eksik kaldı ve yüksek top oynamaya başladı.
Bu defa da dönen topların neredeyse tamamına sahip olarak mükemmel geçişler yakaladık.
Lakin, tarla, ikinci, üçüncü gole gitmemize izin vermedi..
Verdiği durumlarda ise pas tercihlerinde hatalar yaptık.
Zaten, bulduğumuz bu pozisyonlarda rakibin şalterini indirebilseydik ;
Fizik-Kondisyon anlamında 70’lerden itibaren yürümeye başlayan Muşspor takımına tarihi bir yenilgi tattırabilirdik!
Bu maç, bugün oynanan grup maçlarının diğer sonuçları ile birlikte takımımıza 6 puanlık bir marj yarattı.
Çok kıymetli bir averaj elde ettik!
Henüz her şey bitmedi!
Ama yazı başlığındaki gibi ;
“Hoş gelişler” in bir habercisi gibi oldu..
Neden, “gibi oldu”?
Çünkü ;
Önümüzde, fikstür gereği sağlam maçlar var..
O nedenle, hiçbir şeyin sonunda değil, birçok şeyin başındayız!
Halatın ucunu sağlam tutup, aynı inanmışlık ve aynı mücadele azmiyle, rakipleri eze eze gitmeliyiz!
Bugün, Muş kentinde, daha çok inanan, daha çok mücadele eden, daha çok isteyen kazandı!
Öncelikle;
Mustafa Er, Fatih Şen ikilisi ile birlikte tüm teknik ekibi hararetle, canı gönülden kutluyorum!
Fark yarattıklarının farkındayız!
Sonra da ;
Verdikleri üstün mücadele ve dayanıklılık ile pes etmeme hassasiyetini sahanın her yerine nakış gibi işleyen ve samimi, gönülden oynayıp, ahlaklı, erdemli olmanın faziletlerini sunan tüm oyuncularımızı alınlarından öpüyorum!
Bu gidişler iyi gidişler...
Hoş gelişler ola...