22. Hafta müsabakası olan Adanaspor’u evimizde ağırladık.
Ligin en çok gol yiyen takımı olan Adanaspor’un maça çıkabilmesi için Enes başkanın kendilerine konaklama olanağı sağlamış olması centilmenlik örneği olmuş.
Hani, akıllara gelebilir;
Etik mi falan diye..
Bu işin etiği mi kalmış ki?!
Adamlar düşmüş işte!
Daha ne olsun? Kaldı ki;
Maça da acayip asıldılar...
Tabi kalelerini savunabilmek adına...
Yoksa;
Oyun yine yarı saha maçı şeklinde geçti.
Batuhan Yayıkçı’nın ilk on bire dahil olduğu bu haftanın maçında da aynı Mersin ve Arnavutköy müsabakaları havası yaşadık...
Ceza sahasına kapanan rakibi çözebilmek için elinden gelen her şeyi yaptı takım...
Oyunu genişleterek, olabildiğince kanatları etkili kullandık.
Barış’ın soldan, Berişbek’in sağdan, önlerinde oynayan kanat forvetlerine çok yakın oynamaları kanatlardaki aksiyon çeşitliliğini çoğalttı...
Öyle ki ;
Neredeyse, ilk yarının tamamında Soner ikinci forvet gibi oynadı!
Musa’ya ise pasörlük görevi yapmak düştü!
Oysa, normal bir oyun düzeninde oynansaydı oyun, Musa merkezde Soner de onun önünde pas trafiğini yönetiyor olacaktı. Nitekim;
İlk devre içeriye iki farkla girilince, ikinci devre de o yoğun ceza sahası kalabalıklığı nispeten azaldı...
Ve bu dakikalardan itibaren Soner Aydoğdu resitali başladı...
İlmek, ilmek ördüğü oyunda, hem attı hem attırdı.
Oyunun ilk yarısı için, düğüm çözülene kadar öyle ilginç şeyler yaşadık ki ;
Bu yaşananlar ancak Bursaspor’un başına gelebilir...
Mesela mı ? Attığımız gollük şutlar rakibe çarpmazsa, kendimize çarptı...
Attığımız buz gibi gol yardımcı hakem tarafından iptal edildi.. ( Daha önceki maçlarda olduğu gibi..)
Direkten dönen ve çıkanları hiç sormayın zaten..
Penaltı kazanabilmek içinse iki kere ya da üç kere penaltı hakedeceğiz ki, ancak birisi verilsin!
Her hafta sepet dolusu gol yiyen takımın hocası sanki transa geçiyor kenarda...
Heyy benim güzel Bursaspor’um, sen nelere kadirsin..?!
İkinci yarının son çeyreğine girene kadar, saha henüz tam ağırlaşmadan, oynadığımız oyun bundan sonraki oynayacak olduğumuz oyunların habercisi gibi oldu...
8 Şubat Pazar günü saat 15’de Isparta’da oynayacağımız önemli bir maçın provası iyi yapıldı...
Kaldı ki; önümüzde kocaman bir hafta boyu bu oyun planını iyice oturtabilmenin çalışmaları da Özlüce’de yapılacak.
Kilidini zor açtığımız oyunda, yağmur ile birlikte gollerin gelmesi ne kadar sevindiriciyse, rahmetin çok güçlü olmasının sahayı bozması da o kadar üzücüydü...
75.dk.dan itibaren top oynanamaz bir zemin söz konusu oldu!
Bu durum, averaja ihtiyacımızın olduğu zamanda daha fazla gol atmamıza engel oldu!
Gireniyle, çıkanıyla, toplam 90 dk. boyunca üstün bir istek ve arzu ile işini yapan bütün oyuncularımızı kuvvetle kutluyorum!
Halil, Eyüp, Soner, Berişbek öyle samimi ve içten oynuyorlar ki sanki kırk yıllık Bursasporlular...
Gerçekten helal olsun!
Bunlar, gelecekteki güzel günlerin işaretleri.. Mustafa hocayı da kutluyorum.
Oyuncu değişikliklerindeki mesaj ilgililer tarafından alınmıştır...
Herkesin hakkını teslim edecek ve balansı sağlayacak.. Çünkü, bu zorlu maratonda sağlıklı ve kaliteli bir kulübenin çok büyük önemi var!
50 puanı biraz gecikmeyle de olsa bulduk.
41 kere maşallah averajımız var...
Ama
Hemen dibimize maç fazlasıyla da olsa Muşspor yapıştı!
Sezonun ikinci yarısına çok iyi başlayıp ivme kaydettiler...
Takipte olmalıyız. K.Maraş ve Mardin’in birer maçları eksik.
Geçen hafta 3 puan aldığımız Arnavutköy’e evinde puan kaybeden K.Maraş sürpriz yaptı!
Hoş, bizimle oynayan takım, sonraki hafta iflah etmez ama...
Bu defa, iyi ki öyle olmamış.. Son olarak, maçın hakeminin ikinci yarı için hiç uzatma vermemesi biraz kafama takıldı..
5 dk. versen belki bir gol daha averaj yapacağız!
Hakemin, böyle bir karar verme yetkisi ve hakkı var mıdır?!