11 ilimizi etkileyen, on binlerce canımızı yitirdiğimiz, travması ve acısı maalesef yıllarca geçmeyecek olan 6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri’nin üçüncü yıl dönümünde Bursa’nın gündemi tahmin edileceği üzere deprem ve kentsel dönüşümdü.
Aslına bakarsanız haftayı bu şekilde açmış, Bursa Belediyeler Birliği’nin toplantısı vesilesi ile Bursa’da en riskli bölgenin İnegöl olduğunu öğrenmiş, bunu da size bu yazı ile aktarmaya gayret etmiştim.
Dün ise, Bursa’da yeni bir hamlenin kapısı açıldı. Nilüfer Belediyesi, kentsel dönüşüm faaliyetlerinde mantalite değişikliğine gittiğini düzenlediği basın açıklaması ile duyurdu. Başkan Şadi Özdemir de Nilüfer’in yeni kentsel dönüşüm sahasını ilan etti.
Nilüfer İlçe Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıda Özdemir, geçmişte ilçede uygulanan yanlış politikaların ceremesini çektiklerini, bundan böyle ilçede ada bazlı bir dönüşüm politikası uygulanacağını söyledi.
Özdemir’in açıklamalarından isim vermese de Turgay Erdem dönemini kast ettiği açıktı. Erdem dönemiyle bağını “Ataevler'de ruhsatsız, plana aykırı projeler nedeniyle insanlar müteahhitler arasında dolaştırılmış ve mağdur edilmiş" sözleri ile resmen koparırken, çok sayıda ilçe sakininin hala evlerini teslim alamadıklarını da özellikle belirtti.
Nilüfer’de yeni kentsel dönüşüm, Barış Mahallesi ile başlayacak. Pilot bölge olarak seçilen Barış Mahallesi’nde proje başarıya ulaşırsa, ikinci ve bana kalırsa en zor bölüm olan Esentepe-İhsaniye-Karaman dönüşümü start alacak. Barış Mahallesi için her şey yolunda giderse dönüşümün 2029’da bitmesi planlanıyor.

İkinci proje ise kuvvetle muhtemel 2029’daki yerel seçimler sonrası başlatılacak.
Özdemir, Nilüfer’i; Ankara’da SHP’li Belediye Başkanı Murat Karayalçın’ın gayretleriyle inşa edilen ‘Portakal Çiçeği Vadisi’ne benzettiğini, yola çıkış noktası olarak da o projeyi baz aldıklarını söyledi. Zaten Karayalçın ve Ankara’daki projenin yöneticisi ve Şehir Plancısı Faruk Göksu’nun, Nilüfer’deki dönüşüm çalışmalarında da danışman olarak görev yapacağı bilgisini de vermiş olalım.
Tanıtım filminde gösterilen projelerde Gaudi’nin Barcelona’sını andıran bina yapıları dikkat çekiciydi ki Başkan Özdemir de içerisinde avluları bulunan, ortak kullanım alanlarının yer aldığı ve ‘komşuluk’ ilişkilerini yeniden canlandıracak projeler hazırlayacaklarını söyledi. Yüksek katlı ve tek tip binalar yerine ‘karakteri’ olan yapılar ön plana çıkacak gibi duruyor. Ama Esentepe-İhsaniye-Karaman etabı için Özdemir’in ‘bitişik nizam’ sinyali tekrar değerlendirme isteyen bir karar gibi duruyor.
Eğer bu şekilde ilerlenirse yolların genişlediği, trafik karmaşasının da bir nebze giderildiği bir Nilüfer karşımıza çıkar ki, daha bu projeye Büyükşehir Belediyesi’nin planladığı Tuna Caddesi-Hürriyet arasına yapılacak köprüyü de dahil edin.
İşte bu ulaşım-kentsel dönüşüm ikilisinin üzerine bizim ekonomik tablomuzu ekleyin. Ne çıktı?

Kiralık konut piyasasının uçtuğu, Balat, Özlüce ve Balkan Mahallesi’nden daha popüler, daha merkezi ve daha güvenli bir bölge.
Yani Nilüfer’i Nilüfer yapan alanlar, bu proje başarıya ulaşırsa prestijini geri kazanacak. Ancak bu prestij artışı, bölgenin yerlisini ve sakinlerini memnun eder mi, doğrusunu isterseniz bu zor bir soru.
Burada altı çizilmesi gereken nokta ise, belediyenin dönüşüm süreçlerinde ‘garantör’ kimliği ile yer alacak olması.
Daha önce belediye aradan çekilip vatandaş-müteahhit diyalogu ile iş yürüyor, yürümediğinde vatandaş muhatap bulamadığından meseleler sarpa sarıyor, mağduriyet oranı yükseliyordu. Şimdi ise Nilüfer Belediyesi vatandaşa ‘Dönüşün, ben arkanızdayım’ diyor.
Finansman meselesi tüm belediyelerin temel derdi, öte yandan hala rant merkezi olarak görülen Nilüfer’de yapılan operasyonlar sonrası müteahhitlerin tutumu ne olacak, vatandaşla yapılan görüşmeler nasıl ilerleyecek, bunların hepsi kocaman birer soru işareti. Ancak görüşmelerin sarpa sarma ihtimaline karşı Başkan Özdemir’in devlet eliyle ‘acele kamulaştırma’ kartını şimdiden açtığını da ekleyelim.
Özdemir, amaçlarının hızlılık değil, yarım bırakmamak olduğunu söylüyor ama kayıpları aza indirmek için hız da gerekiyor.
Özetlemek gerekirse Nilüfer’in 1987 yılında başlayan tarihi sonrası son 10-12 senedir ilçeyle özdeşleşen ancak bağlamından kopan kentsel dönüşüm hikayesi bu kez farklı bir anlayışla, Özdemir’in tabiri ile ‘kamucu’ bir yorumla ele alınmaya çalışılacak.
Hem de bu yorumda hata payı minimum olmak zorunda.
Peki bu iş nasıl olacak? İşte orasını yaşayarak göreceğiz.