Daha düne kadar, başkan, hoca, oyuncu bulmakta zorlanırken...
Bursaspor ismini duyanların sırtını dönüp, duymazlıktan, görmezlikten geldiği durumlardan bu günlere nasıl geldik?!
Bak bak sen !
Artık, hoca beğenmeme, oyuncu beğenmeme lüksüne ermişiz...
Amaaa o kadar da uzun boylu değil bu işler beylerr...
Bugün, bu lüksü kendinde bulanlar ;
Adım gibi eminim ki yarın da başkanı beğenmeme lüksünü kendilerine hak zannedecekler..!
Amann ha amann
Bu yolları çok kullandık, sonunda yolumuz bitti..
Harç yok, yapı paydos...
Bu kulübün karar alıcıları, karar vericileri bellidir!
Nihai kararların mercii kulübün başkanıdır!
Danışır, görüşür, tartışır bir sonuca varıp, uygulamaya koyar.
Bundan sonrasında konu artık tartışmaya kapalıdır, kapanmalıdır!
Hiçbir kimse, kurum, kuruluş, dernek, taraftar grupları, platformlar, oluşumlar, bu duruma karşı olmamalıdırlar.
Durumun içinde olmalılar, ancak durumun karşısında olmamalılar...
Bursaspor, gücünü büyük taraftarından ve camiasından alır..
Yıllardır bu koca yürekli Bursa ve Bursaspor sevdalıları, sevdalı oldukları renklere ve armaya dibine kadar aidiyet duyar ve taşır...
Hatta, bazen, durum öyle bir hal alır ki, her sevdalı diğer sevdalıdan daha fazla sevdalı olduğunu iliklerine kadar işler, durumu öyle görür, öyle inanır ve öyle kabul eder...
Buraya kadar tamam. Kabul!
Ama biraz daha ilerisi sahiplenme hissi ötesinde, hak görme hissine evrilir ki, işte, arızanın başladığı merkez nokta burası olur!
Okşarken acıtmak, severken kanatmak gibi...
Bu konuya neden girdiğimi, nereden geldiğimizi anlamışsınızdır...
Kulübümüz teknik adam değişikliğine gitti ve üç gündür acilen, takıma en uygun hoca ve ekibini getirmek için yoğun bir çalışma içine girdi.
Hem kulübün bütçesini zorlamayacak, hem boşta olacak, hem bu seviyelerde çalışmış, birikim sahibi olacak, gibi gibi...
Kıymetli başkanın bu süreç içinde, yukarıda işaret ettiğim özelliklerde olan teknik adamların hepsiyle birebir görüştüğünü biliyoruz...
Gündeme düşen hoca isimleri, camianın da bir bakıma nabız tutmasına olanak tanımış oldu...
Böylece, camia, görüş ve düşüncelerini, hatta duygularını rahatlıkla sunabilme şansını da bulabildi...
İşte, bundan sonra işler karıştı...
İsmi malum bir takımda, kısa bir süre hocalık yapmış bir isim tefeye kondu...
Profesyonel bir çarkın içinde, futbol oyununda, işin aktörlerine niye oradasın deme ve bu yüzden üzerlerine çizgi çekme hakkımız var mı?
Bahse konu takımda, Milli olmuş Azeri kökenli Servet Çetin’den tutun, Ersun Yanal’a kadar birçok teknik adam çalıştı!
Şimdi de, camiamızın sevdiği isim Sinan Kaloğlu ile anlaştılar.
Ne yapacağız peki?
Sinan Kaloğlu’nu da çizip, kara deftere mi yazalım..?!
Bursa’mızın çocuğu, Bursaspor’umuzun eski kalecisinin oğlu orada oynuyor...
Bu örnekler bitmez!
Kara defter listesi yapmaya kalksak ; bu durumda defterler yetmez...
Beyhude işlerle uğraşmayıp, bu anlamda, Bursaspor için gecesini gündüzüne katan insanların da kafalarını karıştırmayalım lütfen...
Sevmek, sevdalı olmak, sahiplenmek başka, işin içine dalıp, gereksik saiklerle arıza çıkarmak başka...
Bu durum ;
Emin olunuz ki ;
İdari ve sportif anlamda büyük bir yükün altına girmiş olan sevgili başkanımız ve çalışma arkadaşlarının ritmini ve şevkini bozar...
“Başka Bursaspor yok”
Bu motto üzerinden hareket edersek ;
İnanın ki ;
Şimdilik şerhini de koyarak ;
Vallahi başka bir Enes Çelik de yok!
Yeni teknik direktörümüz Tahsin Tam hocamıza dün hoşgeldin deyip, hayırlı olsun dileklerimi iletmiştim.
Şimdi de siz sevgili Bursaspor sevdalıları nezdinde kendisine hayırlı olsun diyor ve başarılar diliyorum.
Bursa çocuğu hocamıza, oyuncular başta olmak üzere sahip çıkıp, desteğimizi esirgemeyelim..
Tribünlerden, hocasına sahip çıkıldığını gören, duyan oyuncular, sahada da kendileri sahip çıkar!
Bu işler böyle işler!
Haydi, hepimize kolay gelsin!