Güne, Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği’nin (BUSİAD) ‘Herkesin Bildiği Sır: Nilüfer Çayı’ başlıklı sunumu ile başladık.
BUSİAD Başkanı Buğra Küçükkayalar’ın ‘Bir ülke olsa kendi kendine yeter’ diye tanımladığı Bursa’da yaşanan su krizini ele alan toplantıda, iki barajı besleyen Nilüfer Çayı’nın nasıl göz göre göre yok edildiğini gördük bir kez daha.
Bursa'nın aort damarı olarak tanımlanan Nilüfer Çayı'nın iflas ettiğini tekrar edelim.
Küçükkayalar'ın 'Bursa’nın yoksul değil varsıl bir kent olması imkanlarının kıymetini bilmemizi engelliyor' sözü ise durumumuzu muhteşem bir şekilde özetledi. Mirasyediliğin bedelini geleceğimizi kaybederek ödüyoruz.
BUSİAD Avrupa Yeşil Mutabakatı Görev Gücü Başkanı Hüsamettin Çoban’ın yaptığı sunuma göre su kalitesi dördüncü seviye yani ‘Çok kirlenmiş’ durumda olan Nilüfer Çayı’nın artık bir bataklık haline geldiğini, hatta Marmara Denizi’nin baş belası olan müsilajın ana sebeplerinden birinin çaydaki kirlilik olduğunu işittik.
Kirliliğin devamı halinde Bursa’da faaliyet gösteren su dolum tesislerinin üretimi durdurma ihtimalinden bahseden Çoban, susuzluğa bağlı olarak sanayide kapanmalar olabileceğinin de altını çizdi.

Toplantının devam ettiği dakikalarda ajanslara ise Bursa’daki barajların doluluk oranının ‘SIFIR’ olduğu haberi düştü.
İşi dramatize etmeye gerek yok. Suyumuz bitti.
İşi politize etmeye ise hiç gerek yok. Bu iş bir şekilde çözülmek zorunda.
AK Partili isimlerin muhalefet olmanın dayanılmaz rahatlığı ile elleri ceplerinde ıslık çalarak gezmeleri, sorumlulukta paylarının olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
CHP’nin de bu kentte iki senedir iktidar oluşu, hali hazırdaki icra makamının kendileri olduğu gerçeğine etki etmiyor. Bursa’da yaşam devam etsin isteniyorsa iş birliği şart.
Gelelim işin sanayi kısmına...
Arkadaşım Ali Şahin’in Nilüfer Çayı’nın temizlenmesi konusunda sanayicinin ne kadarlık bir kısmı üstlenmeye hazır olduğunu sorduğu soruya verilen ‘Sanayicinin de farklı dertleri var’ yanıtı reçetenin bomboş olduğunu bir kez daha bize hatırlattı.
Sorunu teşhis etme konusunda her şey mükemmel.
İş çözüme gelince sanayicide para yok, CHP’li belediyede para ve Ankara’dan destek yok, AK Partili muhalefette ise yerelde iktidar yok, dolayısıyla sorumluluk yok.
Finalde ise Bursa’da su yok.
Kuraklık sürerse, belediye de, muhalefet de, sanayici de susmak zorunda kalacak.
Çünkü susuz şehirde, sözün de kıymeti olmaz.
***
Torun’dan ittifak yorumu: Düşman hukukuna karşı eski dost eli!
Gelecek Partisi Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun’u konuk ettik ofisimizde.
Açıkçası, daha önce de AK Parti çatısı altında Bursa milletvekilliği yapan, ancak herhangi bir programda denk gelemediğimiz Sayın Torun’un Nöbetçi Gazete’de zuhur ederek soruları yanıtlaması sürpriz bir durumdu.
Türkiye’nin son başbakanı Ahmet Davutoğlu liderliğinde, YeniYol Grubu’nda siyaset yapan Gelecek Partisi, 24 Haziran 2023 Seçimleri’nde CHP mihmandarlığında yaptığı o sükseli çıkışın ardından yaşanan istifalar ve AK Parti’ye kaptırılan vekiller sonrası bir anda gündemden düşmüş, seçim anketlerinde de ‘diğer’ kısmında kendine yer bulmuştu.
Mevcut tabloda aynı seyir devam ederken Kani Torun, dikkat çeken açıklamalar yaptı.

AK Parti’de siyaset yaptığı dönem için ‘Çağın gerektirdiği neyse onu yaptım, pişman değilim. Ancak 2018’de uçurum yaklaşınca yolumu parti ile ayırdım’ diyen Torun, Davutoğlu’nun çağrısı üzerine geri döndüğü siyasette bu kez muhalefet sıralarında siyaset yapması sonrası bir nevi ‘düşman hukuku’na maruz kaldığını söyledi.
Bursa’nın vekili olarak su krizine de değindi, ‘Yaşanan su krizinin bedeli belediye başkanına ödetilemez’ dedi.
Arka arkaya yapılan operasyonlar hakkında "İş AK Partililere dayandıysa durum kötüye gidiyor" yorumunu yaparken, önümüzdeki yıl seçim beklentisi içerisinde olduğunu da ekledi.
Olası seçim için ise iki tarafa da ittifak kapısını kapatmayan Torun, ‘Bugün muhalefetiz, yarın iktidarın tutumuna göre karar alabiliriz. Eğer politikaları değişirse oturur konuşuruz’ dedi.
Kılıçdaroğlu’nun üstün siyasi zekası sonrası eleştiri oklarına hedef olan, o eleştirilerden kurtulamayan Gelecek Partisi, DEVA ile birlikte ‘AK Parti’nin arka bahçesi’ yakıştırmasından da sıyrılamıyor.
Belki de bu bakış açısının sebebi, Torun’un ittifak yorumunda gizlidir...