Cumartesi akşamı Atatürk Stadyumu Matlı Spor Kompleksinde ligin dördüncü haftasında, mükemmel bir futbol havasında ve mükemmel bir zemin üzerinde karşılaştığımız Arnavutköy Belediye FSK takımını üç gollü skorla yendik.
Müsabakaya Adem hocanın son üç maçtaki değişmeyen kadrosu ile başladık.
Başlangıcımız, yine, bundan önceki yaptığımız üç maçın da aynısıydı..
Her hattı ile rakip sahaya yüklenen ve tempo yükselten takım bizdik..
Üçlü savunmanın önündeki sigorta Sefa ve hemen önünde Tayfun-Hakkı ikilisi Cumartesi akşamının orta saha performansını yükselten isimlerdi..
Sol tarafımızda daha önceki maçlarına oranla, özellikle ilk 45’de Barış performansının altında kaldı..
Böyle olunca, sol tarafımızdan tehlikeli ataklar yedik!
Bu durum, aynı bölgeden arka arkaya iki sarı kart görmemize neden oldu.
Barış’ın yarattığı boşlukları kapatmaya çalışan İlhan Depe hem yoruldu, hem de oyunun içine çok giremedi..
Buna karşın, diğer kanatta oynayan Sertaç ise önceki maçlara göre çizgide kalmayarak daha efektif olarak yararlı oynadı.
Muhammet’in sakatlığının nüksedip, değişiklik işareti yapması, erken olması itibarıyla soğuk duş etkisi yarattı!
Yerine oyuna giren genç İdris Furat enerjik oyunuyla ön tarafta ne kadar iyi olunabilirse onu olmak için çabaladı..
Bir pozisyonda, sırtı dönük, topu aldığı gibi, erken baskı yapan rakibini derine çekip, aniden yüzünü kaleye dönmesi ve önünde bulduğu topa şık bir vuruşla ikinci golü yapması güzel enstantanelerdi..
İlk gol öncesi, Mami’nin kale sahası çaprazından vurduğu topun kaleci ile karışık çataldan dönüşü sonrası kazanılan köşe atışında Batuhan’ın kafa golü mükemmeldi!
İşte, rakibin üzerine kabus gibi çöktüğümüz bu zaman dilimlerinde beklediğimiz ikinci golün gelmesi, arzu ettiğimiz güven kazanımını tesis etti..
Ama
Biraz fazla güven yarattı ki anlamsız bir gol yedik!
Baskı gelmesinin kaçınılmaz olduğu merkeze doğru ayakla top sokan her kalecinin başı, mutlak derde girer!
Fantezi yapmanın ne gereği ne de yararı var ?
Net 3 gollü bir skorla girebileceğimiz devre arasına, üzerimizde baskı unsuru olabilecek bir skorla girmenin dayanılmaz huzursuzluğunu yaşamanın bir alemi var mı ..?!
Allahtan, ikinci devre başlarında bulduğumuz üçüncü gol ile birlikte iki farklı güvenceyi erken yakaladık.
Bundan önceki maçlarda da ikinci golü bulabilmenin önemini vurgulamıştım..
Rakibin direnç skalasını akamete uğratmak, ancak bu şekilde olur..
Ayrıca ;
Hakkı ve Sefa’nın orta sahada gösterdikleri enerji takımı diri tuttu..
3. gol sonrası öne çıkan rakibe karşı çok güzel geçişler bulduk..
70. dakikadan sonra, hoca, hem Sertaç hem İlhan Depe kanatlarını dışarı alıp, Tunahan ve Emirhan Gedikli’yi soktu.
Böyle olunca ;
Merkez forvetteki İdris Furat’ı sağ kanada, Hakkı’yı sol kenara kaydırıp, Gedikli’yi en uçta değerlendirdi.
Ama
Rakibin, tam da savunma düzeninden çıkıp, öne doğru açıldığı dakikalarda İlhan ve Sertaç’ın dışarı alınması, rakip arkasında oluşan boş alanları sonuç odaklı olarak kullanmamıza engel oldu!
Geçen hafta, geç oyuncu değiştirdiğini yazdığım Adem hocaya, bu defa da erken değiştirdin, 10 dk. daha bekleseydin keşke diyorum..
Çünkü, rakibin bıraktığı boşlukların hakkını en iyi verebilecek iki isimdi 70’de çıkan oyuncularımız !
Mesela;
Gedikli’yi oyuna almadan, İdris Furat’ın merkez forvet pozisyonunu değiştirmeden, sağ kenara Hamza’yı düşünemez miydi hoca?
Daha yararlı olmaz mıydı?!
Son 15’deki sağ kenar geçişlerini Hamza ile daha derli toplu ve kuvvetli yapamaz mıydık?!
Sadece soruyorum!
Eleştirmiyorum!
Batuhan attığı kafa golü dışında üçlü savunmanın çabuk adamı olarak kritik müdahalelerde bulundu..
Bir hafta aradan sonra 2 puan farkla liderliği geri aldık!
Tabi, güzide Gebze Sporun 1461 ile olan beraberliği de çok işimize yaradı!
Son olarak ;
Her maçın hikayesinin farklı olup, farklı gelişebileceğinin altını çizerken ;
Lütfen ama lütfen oyuncular ve teknik ekip, hoca üzerinden baskı unsurları yaratmayınız..
Hoca’ya “namus ve şeref” sözlü basın açıklamaları yapma ortamını yaratmayınız..
Biz, bu işleri çok gördük..
Daha dün, evladımız dediğimiz Pablo’yu bir kısmımız yerden yere vurduk..
Bereket, Pablo’nun seveni çoktu da, namağlup hoca olarak sırtını yere deviremedik..
Eleştirinin de haddi, hakaretin de hududu vardır..
Bakın, adam “faydalı olamadığımı hissettiğim an bir lira almadan giderim” diyor..
Daha da bir şey demeye gerek yok sanırım..
Hafta hafta keyif çıkarın, serotonin arttırın..