İnsanlar sadece yemek yemek ve barınmak için ailelerini göremez oldular. Kabaca bir çalışanın uyku saatini düştüğünüzde iş ve yolculuk süresi aile bireyleri ile geçirdiği sürenin çok üzerinde. Kaliteli zaman geçirmek de değil bu bahsettiğim. Sadece fiziki olarak bulunduğu süre. Mental olarak yorulmuş insanların doğru ebeveynlik yapabilmesinin de realitede bir gerçeği yok bence.

Televizyonlarda, sosyal medyada gördüğümüz mutlu yılbaşı seyahatleri, partiler, kutlamalardan daha çok yeni umutların konuşulduğu sofraların kurulduğu gecedir yılbaşı.

Hadi canım diyen çıkarsa sırça köşkünden ayrılıp şehrin dezavantajlı noktalarında gezsin bu yılbaşında...

Ve ilk temenni hala ‘sağlık’tır bu toplumda. Sağlık olursa çalışır bir şekilde ayakta kalırız diye elindeki ile yetinmeyi bilen insanlar bunlar.

Çocuğunun yüzündeki gülümsemeyi yılda 1-2 kez gören babaların, ailesi için kendi hayatından vazgeçen annelerin olduğu bir coğrafya burası.

***

Ne güzel bir toplum değil mi? Üstelik bütün bunlar asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığı orta gelir tuzağına düşmüş ekonomik anlamda bir çıkmaza girmiş bir ülkede yaşanıyor olması da ayrı bir konu.

2026 ile birlikte bir asgari ücretli çalışan nedeniyle kamunun fonlarına aktardığı vergi ve sigorta payları toplam 12 bin 799 TL. Yani yılda 153 bin 588 TL!

Şimdi diyeceksiniz ki bu rakamda sigorta payı var, işsizlikte alacağı maaşa istinaden fon var. İyi de bu paraları devlet benim adıma biriktirmiyor ki. Günü geldiğinde benim adıma kullanmak için bir anlamda bana borçlanıp kendi kamu harcamalarında kullanıyor. Yani gelecek için bugün sistemin yaşamasını fonluyor.

Neden anlattım bunları;

Bunca yokluğun içinde aza kanaat ederek kamuya kaynak aktaran ve beğenir ya da beğenmezsiniz kamuya bir fon getirisi sunan insanların ödediği rakam kadar kurumlar vergisi ödemeyen şirket var.

Bugün ülkenin en büyük sorunlarından birisi hayalet şirketler. Tamamen vergiden kaçınmak için kurulan, yeri yurdu belirsiz, ticari bir faaliyeti olmayan borçlu çok sayıda zombi şirketten bahsediyoruz.

Türkiye’de ticari faaliyet yapabilmek devlete beyanname verebilmek için süreç zor. Şahıs işletmelerinde bunu kolaylaştırmak gerekli. Ama özellikle maddi mesul sorumluluğun çok sınırlı olduğu ‘Limited Şirketler’den kar zarar durumuna bakılmaksızın yıllık asgari ücretin net ve maliyet farkı arasındaki tutarın yıllık olarak harç ya da farklı bir isim altında (153 bin 588 TL) tahsil edilmesi gerekli.

Madem limited şirketler birer tüzel kişi ve çalışıyorlar onlarında bu faaliyetin bedelini ödemesi lazım. Bunu sağlamayan şirketleri de kapatmanın önünü açacak bir düzenleme konusunda hem Ticaret Bakanlığı hem de Hazine ve Maliye Bakanlığı birlikte çalışabilir. Hatta son dönemde kaynak arayışı ve zombi şirketlerle mücadele içerisinde olan Bakan Mehmet Şimşek için de yaratıcı bir çözüm önerisi olabilir.

Bir anlamda 2025’te sallanan zombi şirketler için 2026’da zombi avına çıkılsın.

Borca batırmak için kağıt üzerinde kurulan bu şirketler zorunlu harç ödemesi yapmazsa kapanacağı için ödemeyi mecbur yapacak. Hali hazırda faal şirketlerde de kurumlar vergisinden rakamı mahsuplaştırırsanız çalışan şirketlere de dokunmamış oluruz.

Madem açlık sınırının altında yaşayan yani zarar eden asgari ücretli devlete katkı sunmaya devam ediyor ve bu düzen değişmiyor, o zaman kangren olan bir konuyu da kesip atmak için kullanalım bunu. Hatta bu rakamı bozulan emeklilik sistemini reforme etmek için kullanalım. Tüzel kişilerin gerçek kişileri fonlamasını sağlayalım.

***

Öncelik sağlık elbet ama akabinde 2026 için en büyük dileğim Ticaret Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın birlikte çalışarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın koruyamadığı Asgari ücretlinin refahını korumak adına piyasada fiyat istikrarını sağlaması ve alım gücünü yukarı çekecek adımları atabilmesi.

Çocukların aileleriyle kaliteli zaman geçirirken, yeni oyuncaklara, kıyafetlere ve daha önemlisi kaliteli gıdaya fedakarlık yapmadan ulaşabilmesi...