Artık herkesin malumu olduğu üzere Asgari Ücret 28 bin 75 TL olarak açıklandı. Yüzde 27’lik bir artış oranı belirlendi ve bu oran hedef enflasyon beklentisine göre refah payı içerse de çeşitli tartışmaları beraberinde getirdi.

Çünkü Asgari ücret açıklandığı an itibarı ile elimizde şu veriler vardı:

Aralık 2025 kira artış oranı: Yüzde 35,91

Türk-İş Kasım 2025 açlık sınırı: 29 bin 828 TL

TCMB 2025 yıl sonu enflasyon beklentisi: Yüzde 31

ÜFE kaynaklı ÖTV maktu zam beklentisi: Yüzde 10,63

Asgari ücret açılık sınırının altında kaldı, enflasyona ezildi gibi haklı isyanların yanına farklı bir şey daha eklemek istiyorum bugün.

Bir asgari ücretli maaşına net olarak 5 bin 971 TL zam aldı.

Bursa’da 2025 Kasım ayı itibarı ile ortalama kira metrekarede 187 TL. Yani 100 mertekare bir evin kiralama değeri ortalama 18 bin 700 TL. Bu konutta oturan birisi Ocak ayında biraz daha düşecek enflasyonla birlikte yaklaşık yüzde 33 civarında zam yapacak. Bu hesapla yeni kirası 24 bin 871 TL olacak. Yani 6 bin 171 TL kirasına zam gelecek. Yani bugün Bursa’da kirada oturan bir asgari ücretlinin maaşı 200 TL eridi!

İstanbul’da ortalama metrekare kiralama bedelinin de 340 TL olduğu bilgisini vereyim ve kalanını bu alanda siz hesaplayın.

Bu rakamlara birçok ürünü etkileyecek akaryakıttaki yaklaşık 2 TL’lik ÖTV maktu zam beklentisini ve elektrik ile doğalgaz zamlarını da ekleyelim mi?

Bence hiç oraya girmeyelim.

***

Ben size farklı bir konu daha vereyim; çalışan için oldukça zorlayıcı olan bu maaşın işveren tarafından karşılanma durumu da ayrı bir konuya evrildi artık. Bugün 28 bin 75 TL olarak konuştuğumuz asgari ücretin brütü 33 bin 30 TL. Ama işverene maliyeti bu rakam da değil. İşveren SGK payı başta olmak üzere işverenin yükümlülüklerini de hesaba katmak lazım. Herhangi bir prim indirimi olmayan bir işveren için asgari ücretin maliyeti 40 bin 874 TL! Prim indirimi olayına da takılmayın. İmalat sanayisinde 5 puan indirim uygulandığında da rakam 39 bin 223 TL oluyor.

Sahi bizim bugün sanayinin en önemli maliyet girdisi neydi? İşçilik.

Çünkü sanayide asgari ücret ile çalışan sayısı çok az. Hizmet sektörü ortalama gelir tuzağına tutulup asgari ücrette buluşurken endüstri tarafı çok daha yüksek maaşlar ile karşımıza çıkıyor.

Geçen yıl tekstil sektöründe işveren maliyeti ile 1100 dolar maaşlar konuşulurken bu yıl daha asgari ücret açıklandığı anda rakam 950 doları aştı. Şimdi bir de krizdeki sektörlerde yaşanacak işten çıkarmaları konuşalım mı?

Ya da değişecek kıdem tazminatı oranlarının getireceği ekstra yüke dayanması zor olan fabrikaları...

***

İki ucu pisliğe batmış bu değneğin altında yaşamaya çalışan sanayi ve işçiye karşılık nereden ne kadar fazla para toplarım derdinde olan bir politika nasıl iyi anlaşılabilir?

Neden bu alandaki teşvik ve destekler artırılmıyor?

Sıkı durun ve arkanıza yaslanın Orta Vadeli Plana göre 2026 yılı içinde zorunlu Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) geliyor. Otomatik BES’te bu yıl asgari ücretli 2 bin 200 TL ödeme yapıyordu. Allah'tan o kadar insafsız olmadılar da kesintiyi yüzde 3'le sınırlandırdılar. Kabaca 800 lira da bunun için kesilecek.

Yaşamaya çalışan insana tasarruf diye diretmek nedir? Hele tasarruf diyenler israfın dibine vuruyorken!

Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlığı bu konuda bir adım atacaksa sistem için gereken parayı SGK işveren payından karşılasın. İki tarafa da külfet olmasın. Ama mesele fazladan para toplayıp havuz oluşturmaksa işten kaçan, sosyal desteğe bağımlı bir toplum olmaktan öteye gidemeyeceğiz!

Başta dedik ya asgari ücret daha kira ile TL bazında 200 lira geriye gitti diye. Bir de TES zırvası ile ciddi bir rakam ele geçmeden kaybolacak. 10 yıl dokunamayacağımız bu paramız birikirken evine ekmek alamayan asgari ücretlileri göreceğiz!

***

Ben dilim döndüğünce anlattım. Anlayan da olur umarım...