Pazar akşamı Isparta 32 Spor’a karşı, taktik düşünce ağırlığı baskın olan bir kadro ile oyuna başladık.
Geçen haftanın orta sahasındaki Zeki Dursun ve Hakkı Türker yerine, Sefa ve Tunahan ile daha dirençli bir merkez oluşturularak öncelikli olarak rakibin gardını düşürmek hedeflenmişti..
Hakkı, Zeki ve Muhammet hakkını kullanmayı oyunun gelişimine göre bırakmış Adem hoca..
Ama, ilk yarıdaki kabız futbol sonrası ikinci yarıya da aynı kadro ile devam etmesi şaşırttı açıkçası..
Daha önceki maçlarına nazaran, daha istekli ve çalışkan bir tablo çizen, ancak yapmak istediklerini zemin üzerine bir türlü koyamayan Sertaç, agresifleşti..
45 dk.boyunca sıkı ve yakın markajla top kullanması engellenen Tayfun üretemeyince, ceza sahası içinde etkin olamadık!
Ayrıca;
İlk yarının başlangıcından 25.dk.ya kadar iki kanat oyuncumuzu aynı kenarda kullandık.
Sol tarafımızı sadece Barış’a bıraktık.
Rakibin, sol kanatlarını çok iyi kullanması karşılığında hoca sağ kenarı sıkılaştırarak, rakibi hem şaşırtmak hem de gol yollarına o bölgeden girmek istedi..
Lakin, bu anlayış, bizi tek ayak üzerinde kalmaktan ötürü kısırlığa itti!
25’den sonra Depe’yi sol tarafa kaydırınca daha etkili oynamaya başladık..
İlk yarının 25’i ile ikinci yarının ilk 15’ini resmen çöpe attık!
Yani, 90 dk.nın 40 dk.sını öylesine ve amaçsız olarak oynar gibi yaptık.
Çünkü ;
Adem hoca, İtalyan keşifçi Amerigo Vespucci’lik yaparak, Amerika’yı tekrardan keşfetmeye kalkarak, bile bile lades yaptı..
Sevgili hocam, siz, Bursaspor’un hocası olarak, rakibe göre icatlar yaratmayıp, kendi oyununuzu oynatsaydınız, uzun aradan sonra kendi evimizde böyle çaresiz kalıp, yenilmezdik!
Liverpool ile mi oynuyoruz ki, önceliğimiz rakibe önlem almak oluyor..?!
Madem rakibini incelettin, sol tarafı kullanıp, içeri çok çabuk oyuncu soktuklarını gördün;
Peki, mecbur musunuz üçlü oynamaya?!
Sefa ile başladınız, sol tarafı boş bıraktınız, Tayfun da baskı yiyince, yüzümüzü dönemedik..
Rakip, tüm bağlantı kanallarımızı büyük bir iştah ve özveriyle kapattı.
Bunu 45 dk. boyunca siz de gördünüz biz de gördük!
Peki;
Bağlantıları yapabilecek ve oyalanmadan ikinci bölgeden üçüncü bölgeye topu taşıyacak eldeki tek oyuncun Zeki’yi niye 65’e kadar yanında oturttun?
Niye, yüzümüzü kaleye döndürebilen ve adam eksiltip, hava hakimiyeti güçlü olan Muhammet’i 70’de oyuna aldın?
Bu takımın 10 numarası kim hocam?
Tayfun, Hakkı, Tunahan’ın oyun içi döngülerinden başları dönüyor..
Fantastik maceralara girmemiş olsaydık, hiç olmazsa beraberlik yapar ve liderliği kaptırmazdık.
Sokak diliyle ifade etmek gerekirse ;
Bari, “façayı bozmazdık”
Futbol yorumcusu olarak, beni, fazlasıyla Polyanna gibi son derece iyimser ve umudunu hiç kaybetmeyen bir karakter olarak görürler ve nitelerler..
Kafadan dalıp, dağıtmaktan ve erkenci eleştirilerden sürekli kaçınmışımdır..
Lakin, bu kez öyle yapmıyor ve testiyi kırmadan uyarmak istiyorum!
Bu günkü yenilginin, bundan sonrası için hayırlara vesile olmasını umuyor ve Bursaspor gibi oynayıp, maceralara girişmenin bir alemi yok diyorum!
Bir önemli uyarı da, olmazsa olmaz muhteşem taraftarımıza..
İşler, istediğiniz gibi gitmediği zamanlarda göstereceğiniz reaksiyon, rakibe su bardağı atıp, hakeme küfür olmamalıdır..
Adam golünü atıp, seyircisine gidiyor.. Yabancı cisimler yağıyor..
Rakip kulübenin arkası delleniyor..
Herkes lütfen yanındakini uyarsın..
Bu işlerden bir ekmek çıkmadığını senelerdir yaşıyor ve görüyoruz..
Tribün liderleri ve amigolar..
Taraftarınıza sahip çıkın lütfen!
Böyle olmadığını ve olmayacağını artık bir zahmet idrak edelim..