Yayınladığı teknik ve temel analiz perspektifinden hisse senedi, emtia ve tahvil piyasalarına ilişkin bilgiler ile dikkat çeken The Kobeissi Letter önceki gün bir rapor yayımladı.
Girişindeki cümle “Küresel hava yolu şirketleri, eşi görülmemiş bir hızla uçuşları iptal ediyor” oldu.
Son dönemde özellikle Hürmüz Boğazı krizi ve beraberinde gelen jet yakıtı arzındaki daralmanın hava yolu sektörüne bilet zammı olarak yansıyacağını öngörüyorduk. Ama artış öyle bir hal aldı ki şimdi değişecek turizm trendlerini, otomobil sektöründeki değişen satış trendini konuşmaya başladık.
Önce yayımlanan rapordan biraz veri aktarmak istiyorum:
- Hava yolu şirketleri son 2 haftada Mayıs programlarından dünya genelinde 2 milyon koltuk ve 12.000 uçuşu kaldırdı, toplam mevcut koltuk sayısını 130 milyona düşürdü.
- İran savaşı başladığından beri jet yakıtı maliyetlerinin 2 katına çıktı.
- Türk Hava Yolları ve Air China, en büyük koltuk azaltmalarını gerçekleştiren şirketler; THU yaklaşık 520 bin, Air China ise 490 bin dolayında koltuk iptal etti.
- Lufthansa ise uçuş iptallerinde lider konumda. Şirket sadece Mayıs ayında yaklaşık 4 bin uçuş iptal ederken, havayolu şirketi Mayıs ve Ekim ayları arasında programından 20 bin uçuşu çıkardı.
- Körfez havalimanlarının kapanması, Avrupa'dan Asya'ya tüm yolculukların yaklaşık %33'ünü aksattı.
***
Bütün bunları alt alta koyduğumuzda artık kıtalar arası ya da uzak mesafe ulaşımının hem maliyet hem de arz problemi nedeniyle sıkıntıya düşeceğini gösteriyor. Limitli sayıdaki uçuşların özellikle yaklaşan turizm sezonunda Türkiye, Yunanistan, İspanya ve İtalya üzerindeki etkisi güzel bir çalışma konusu olacak.
Ülkemizde otomotiv alanında önemli çalışmalar yapan ve üst düzey görevlerde bulunan Hakan Doğu’nun da konu ile ilgili yaptığı güzel bir paylaşım oldu.
Doğu, “Bu yaz dünya turizmi sadece araçla gidilecek mesafelere sıkışacak duruyor.
Avrupa için İtalya, Güney Fransa, Hırvatistan ve İspanya araçla gidiş mesafesinde ve avantaj sağlarlar. Türkiye ve Yunanistan ise çok kötü etkilenir” yazdı.
Bu senaryo 9 günlük kurban bayramı tatili ile canlı bir başlangıç yapan turizm sektörü adına bir korku filmi gibi...
Türkiye’ye en çok Rusya, Almanya ve Birleşik Krallık vatandaşları yabancı turist olarak geliyordu. Bu toplumları yıl içerisinde Körfez ülkeleri izliyordu. Yazın karlı olabileceği düşüncesi ile bir ihtimal Antalya hatları canlı olabilir ama İstanbul koltuk kaybı yaşayacaktır. Körfez ülkeleri ise zaten savaş ekonomisi ile boğuşmakla meşgul.
Tabi buna tüm dünyada devam eden sıkı para politikasının etkilerini de eklememiz lazım. 60 milyar dolar sınırını yıllar önce aşan turizm sektörünün bu yıl yeniden bu eşiğin altına düşme ihtimalinden bahsetmem mümkün hale geldi. Özellikle son yıllarda 62 milyonu bulan yabancı turist sayısı paralelinde yerli turiste yüksek sezonda sırt çeviren sektörün zaten ekonomik sorunlarla boğuşan yerli turist ile bu boşluğu doldurması da pek muhtemel görünmüyor.
İşin tutarlı olan en güçlü tarafı Türkiye’ye gelen her 3 yabancı turistten neredeyse 1’inin (%28,8) paket tur ile önceden planlanmış biçimde tatile gelmesi. Bu kesim için zaten ulaşım opsiyonları da kesintiye uğramayacak şekilde planlanmıştır.
Ama yine de özellikle son dönemlerin yükselen pazarı Birleşik Krallık’tan bir kayıp yaşama ihtimali azımsanmayacak kadar yüksek.
***
Toparlarsak iç talep ile güçlü başlayacak turizm sezonunun Hürmüz krizinden olumsuz etkileneceği yönündeki parametreler bir hayli fazla. Bununla birlikte yüksek fiyatla petrol satmak için barış durumunda bile üretimin yeniden eski seviyelere çekilmemesi (pandemi döneminde de benzer bir kısıtlama gelmişti) gibi riski destekleyici durumlar da var.
Bu yüzden sektörün artık iç pazara da yönelik opsiyonları hayata geçirmesi gerekli. Son dönemde yeniden artan kültür turizmi iç pazarın ‘her şey dahil’ talebini aşağı çekiyor. Otellerden beklentiler değişiyor. İnsanlar aynı rakamlara Avrupa tatili planlıyor.
Böyle dalgalı anları atlatmak için sektörün artık 83 milyonluk iç pazarı daha etkin kullanması gerekiyor.