Türkiye’de artan enflasyonu en çok hissettiğimiz alanlar gıda ve barınma maliyeti. Ne yazık ki gıdayı tutamadığımız gibi barınma kısmı da yine çığrından çıkmaya başladı. Kira artış oranı yüzde 35’ler seviyesinde seyrini sürdürmeye devam ederken ortalama kira maliyetleri büyükşehirlerde arşı aleme çıktı.

Örnek vermek gerekirse Bursa’nın merkez ilçelerinde 100 metrekare evin ortalama kira bedeli Osmangazi’de 18 bin 400, Nilüfer’de 22 bin 700 TL ve Yıldırım’da 16 bin TL. Şehir ortalaması ise 20 bin 600 TL dolayında seyrediyor.

İstanbul’da bu rakam 42 bin TL!

Her 20 bin TL için mevcutta kira artış oranı yaklaşık 7 bin TL. Zaten son dönemde enflasyonla mücadele kapsamında maaşların zammı hep tutmayacak hedefe göre yapıldığı için sistem içinden çıkılamaz bir hal almaya başladı.

Ücretli kesim barınma maliyetleri altında ezilirken konut alabilmenin hayali de hayal olmaya doğru ilerliyor.

Finansman erişimi imkansız hale geldiği gibi artan rakamlar ile mortgage sistemleri de tamamen işlevsiz kaldı.

Finansman katılım modelleri konusunda da ciddi bir talep var. Çünkü rakamlar yüksek ve faizlerle birleşince iyice yukarı çıkıyor. Bu olmasın diye gün modeli ile organizasyon bedeli karşılığında bu sistemlere para yatırılıyor.

Bu sistemlerin de kura kısmında erken hak kazananlar için sorun yok ama 2 yıl sonra hak edişi olanın parasının enflasyon karşısındaki kaybının oluşturacağı mağduriyetleri yeni yeni bazı kurumlarda görmeye başladık. Bugün 4 milyon TL’lik bir pakete dahil olan kişinin 2 yıl sonra 4 milyon TL ile alabileceği konut aynı konut olmuyor.

***

İkinci el ve ipotekli satışlar konusu bu nedenlerle ile hiç evi olmayan kişiler tarafından ulaşılmazlık artarken öbür tarafta inşaat sektörünün özellikle büyük şehirlerde girdiği arsa krizi ve maliyet baskısı yeni konut imalatını da talebin altında bıraktı.

3,5 milyonluk bir şehirde yılda 50 bin yeni konut üretmek ancak dış göçü dengelemek için bile yeterli olmayacağından rakamların yukarı gidişi engellenemiyor.

***

Bu piyasa koşullarında TOKİ eli ile yapılması planlanan 500 bin konut projesi çok kıymetliydi. Ama elbette toplam ihtiyacın büyüklüğünü de kuraya giren kişi sayısından görmüş olduk.

Şimdi de 20 bin konut için satış bilgisi paylaşıldı. Peşin ödemede yüzde 25’lik bir indirimle satılacak bu konutların taksitleri de ortalama bir ev kirası kadar olacak. Ama yine yüzde 50 peşinat şartı sebebiyle tam da planlandığı gibi düşük gelir değil orta gelir grubuna yönelik yatırım amaçlı kullanılacak satışlar göreceğiz.

Ayrıntıları açıklanmadı ama bu satışların artık ikamet şartı ile yapılması gerekli. Yüzde 25’lik indirimle birlikte 2+1’lik konutlarda rakamın 2,1 milyon TL’den başlaması bekleniyor.

Yangın olan piyasaya bir yağmur damlası olarak katkı yapacak desek yanılmayız. Bu projeden ziyade milyonların beklediği 1,20 finansman oranı ile çıkması konuşula ilk evim kredi teşvik paketi.

Denetimi yapılarak sağlanacak bu model hem duran konut piyasasını canlandırıp kamu gelirini artıracak hem de sahiplik yapısı değişeceğinden kira ekosistemine olan talebi de düşüreceği için rakamların geri gelmese bile fahiş seviyelere çıkmasına engel olacaktır.

Son dönemde varlık barışı çıktı, esnafın kamu borcu yapılandırıldı, imalatçı sanayicinin kurumlar vergisinde indirim yapıldı. Sanayi üretimi için nefes kredilerine yeniden olanak tanındı. Yani ekonomi yönetimi ne kadar sıkı para politikası dese de piyasaya tam da seçim hazırlığı gibi kolaylıklar geliyor.

Bütün bunlar altında ilk evim kredisi de pek ala gündeme gelmeli. İnsanların ev alabileceğine olan inancı yeşertilmeli. Ya da katılım finansman modellerinin yatırımı koruması adına düzenlemelere gidilmeli!