İran ve İsrail-ABD arasındaki savaş durumu ile birlikte Hürmüz Boğazı’nın kapatılması dünya ekonomisini nasıl etkileyecek diye tartışırken, Türkiye’yi etkileyecek ilk yansıma bugün itibarıyla hayat buldu.
Motorin grubuna tarihin en büyük zamlarından birisi geleceği haberi uzun süre sonra istasyonlarda kuyruklara neden oldu. Ben bu satırları yazarken 1 litre motorin 61,43 TL idi. Haber bültenlerine ise 6,69 TL’lik zam ihtimali düştü. Piyasa kaynaklarına dayandırılan bu haber eğer gece yarısı operasyonu olmasa ve zam işi sümen altı esilmese siz bu yazıyı okurken rakam 68,12 TL’ye çıkmış olacaktı.
Zaten mevcut hali ile birçok sektörde büyük bir maliyet baskısı oluşturan akaryakıta, gelmesi konuşulan bu zam (yüzde 10,89) bize eskilerin deyimi ile yol ve su olarak dönecekti.
Çünkü rakam bugünkü hali ile bile başta lojistik ve tarım için sübvanse edilebilecek kısmı aştı. Zam haberleri sektörler daha da zora sokuyor...
Zam konusunun bahanesi ile bu motorin veya mazot meselesini incelemek gerekli. Bugün lojistik, tarım, hazır beton ve madencilik gibi sektörlerin tamamı bu yakıta ihtiyaç duyuyor. Vinçten tutun, traktöre, kamyona, kamyonete, kepçeye, gemiye birçok iş makinesi mazot ile çalışıyor.
Bu bahsettiğim grup öyle sıradan vatandaş gibi depoyu doldur dediğinde 40 litre yakıt almıyor. Şehirdeki insanın kullandığı binek otomobili ve onun da bütçesini direkt etkileyen bir parametre olsa da asıl etki sektörlerin bağımlılığı yüzünden dolaylı alanlar ile geliyor.
Artan mazot fiyatları ve sürdürülebilirlik bahanesi ile birçok endüstriyel tesiste forkliftlerin elektrikli dönüşümünü gördük. Bu en azından iç operasyonda dışa bağımlı oladuğumuz ağır bir alanda elimizi güçlendirdi. Ama hala birçok alan direkt bu rakama bağımlı!
100 km’de ortalama 40 litre mazot harcayan bir tırın her 1 TL’lik mazot zammında kilometre maliyeti 40 kuruş yukarı geliyor.
Traktör hesabına ve iş makinelerine girmiyorum. Mazota yapılan zam iğneden ipliğe her şeyi etkiliyor.
***
Şimdi diyeceksiniz ki “bu zamlar jeopolitik riskler ve arz kısıtlamaları nedeniyle hayatımıza girdi ne yapabiliriz?”
3 Mart 2025’te 71,62 dolar olan Brent petrolün varil fiyatı dün 80,91 doları gördü.
3 Mart 2025’te 41,29 TL olan motorin 4 Mart 2026’da 61,43 TL.
İşte bütün mesele bu rakamlar arasındaki farkta. İşletme maliyetleri ve vergi yükü konusunda adım atmadığımız müddetçe her zammın bize misliyle döndüğüne şahitlik edeceğiz.
Bu iş öyle bir şey ki artan mazot fiyatı mazotun nakliye maliyetini de artırıyor. Tabii bir de akaryakıt sektöründe süregelen karsızlık problemini de hesaba katarsak o kısımda farklı sorunların dillendirildiğini de duyabiliriz.
Brent petrolün fiyatı yukarı yönlü devam edecek ve bir şekilde düzenleme altına almazsak rakam katlamalı olarak insanların hayatını etkileyecek.
100 dolar konuşulan bu alanda risk büyümeden eldeki sisteme bakıp önlemler hazırlamalıyız. Seçim uzak petrol bulamayız ama mesele bir litre mazotta 14 TL’yi aşan ÖTV’yi düşürmekle işe başlayabiliriz...