Merkez Bankası dün birçok ekonomisti ters köşe yaparak faiz indirimi yapmadı ve politika faizini yüzde 37’de sabit bıraktı.

Zaten savaş başladığında bunun sinyallerini verse de hala en aznından 50 baz puanlık indirim beklentisi piyasada hakimdi.

Bu hamle sıkı para politikası söylemini desteklerken kısa vadede olumlu olarak karşılandı. Jeopolitik risklere karşı mevcut enstrümanların etkin kullanılabileceği mesajı yinelendi. Sakin ve temkinli bir mesajla bu karar açıklandı.

Aynı zamanda bu karar “gerek görülürse faizin yeniden artırılabileceği” yönünde de yorumlandı.

Ne yazık ki enflasyonla mücadele ve fiyat istikrarı için kritik öneme sahip bu enstrüman üzerinde alınan karar iş dünyasına aynı etkiyi yapmıyor.

Bu karar ile birlikte üretimin finansmana ucuz erişimi için beklenen takvim iyi senaryo ile 40 gün daha ötelendi.

Zaten daha önce anlattığımız finansal sorunlar ve nakit problemi yaşayan sektörlerin bu baskıya bir süre daha direnmesi gerekecek.

Elbette tamamen bölgesel riskler kaynaklı alınan bu karar konusunda ekonomi yönetiminin de eli kolu bağlı.

Ama işte insanın aklına ‘keşke’ demek geliyor bundan seneler öncesi için...

Bu arada gecelik borç verme faizi de yüzde 40’ta sabit kaldı. Bütün bunlar üreticiler için istenmeyen senaryo.

Hele bir de son günlerde akaryakıt ve petrokimya tarafında hammadde sıkıntısı da yaşayan bazı sektörler iyice köşeye sıkıştı.

Her şeye rağmen Merkez’in bu ayakları yere basan tutumu Borsa’ya olumlu etki yaptı. Dünyanın girdiği büyük bilinmezlikte en temkinli kararı aldı ve ‘aynen devam’ dedi. Ama bunu derken sözün ucunu açık bıraktı.

Borsa İstanbul bu kararla 13 bin 400 puan bandını test etti. Kuşkusuz hem Borsa İstanbul’daki derinliğinin artması hem de şirketlerin yukarı seyreden değerleri ülke ekonomisi için ekstra önemli. O yüzden bu alanın da olumlu reaksiyon vermesi de çok kıymetliydi.

***

Şimdi gözlerimiz bir yandan İran sınırında olacak. Oradaki bilinmezlik çözülmezse 22 Nisan’da toplanacak PPK’dan da benzer bir karar çıkması gündeme gelebilir. Ama bu coğrafya için 40 gün büyük bir zaman aralığı ve tahmin etmek hiç mümkün değil.

İşte bu yüzden öngörülebilir takvim artık devre dışı.

Çünkü jeopolitik riskler bizim yönetimimizden çıktı...