Türkiye olarak en büyük sorunlarımızdan birisinin markalaşma olduğunun herkes farkında artık. Bu yüzden adeta bir markalaşma çılgınlığı başladı. Firmaları geçtim her belediye kendine özgü markalar yaratmanın peşine düştü.

Bu kuşkusuz kötü bir şey değil. Ama elimizdeki değerleri markalaştırırken gerçekten yeteri kadar tanıyor muyuz?

Mesela “Gemlik Zeytini” Gemlik’te üretilen bir cins olduğu için mi yoksa Tirilye Zeytini Gemilik’ten dünyaya açıldığı için mi “Gemlik Zeytini” olarak markalaştı?

Hadi bugün biraz tarihin tozlu raflarına bakalım:

Tirilye’nin MÖ 8. yüzyıldan bu yana iskân edildiği bilinirken ve eski Yunanca'da Trigleia ya da Brylleion olarak anıldığı da kayıtlarda sabit. Bölgede bulunan Apollon, Zeus ve Kibele kültlerine ait yazıtlardan dolayı Tirilye'nin doğrudan bir Megara kolonisi veya bu koloniye bağlı bir yerleşim olduğu düşünülüyor.

İşte bütün bu anlatılar bizi zeytine çıkaran yola gidiyor...

MÖ 5. Yüzyıla tarihlenen ve Atina Epigrafi Müzesi’nde yer alan Atina Haraç Listeleri ilk durağımız oldun.
Tarihçi Thomas Corsten, Atina'ya vergi ödeyen şehirleri gösteren MÖ 425/4 ve 421 tarihli listelerdeki "Brylleion Tereiası" adındaki kentin Tirilye ile ilişkili olabileceğini belirtir. Bölgede zeytinliğin o dönemde de varlığı kabul edilse de bu listelerde ürün bazında kayıt bulunmuyor.

12. yüzyılın ortalarında Mikhael Psellos tarafından Opsikion Theması'nın bir yargıcına yazılan mektupta "Trigleia" adı geçmektedir. Psellos bu mektupta, bir keşişle birlikte Trigleia'da gemiye bindiğinden söz eder yani kentin bu dönemde aktif bir liman yerleşimi olduğu anlaşılıyor.

Ayrıca 1261 yılındaki Nymphaeum Antlaşması ile Bizans İmparatoru VIII. Mihail tarafından Cenevizlilere Marmara sahillerinde ticaret garantisi verilmesiyle Cenevizlilerin Apollonia Gölü kuzeyinden elde edilen tuz madeni ihracında Tirilye ve Apomeia (Mudanya) limanlarını kullandıkları belirlendiğinden, bu tarihlerde Tirilye'nin önemli bir liman kenti olduğu varsayımı da var.

13. yüzyıla ait bir Ceneviz belgesinde Trigleia şarabının ticareti ilk kez anılmaktadır. "Vino Trillie" adıyla bilinen bu şarap, 1381-82'ye dek Kefe'ye (Caffa) ihraç edilmeye devam etmiş. Aynı dönemde Trigleia, şarap, zeytin ve şap ihraç eden önemli bir ticaret merkezi olarak Ceneviz portolan haritalarında yer almaya başlamış.
***
Gemlik tarafına geçecek olursak;

Kios kenti hakkındaki ilk bilgilere MÖ 3. yüzyılda yaşamış olan Rodoslu Apollonios'un Argonautika adlı eserinden ulaşılırken eserde anlatıldığına göre Argonautlar, Kios'a (bugünkü Gemlik) vardıklarında bölge halkı olan Mysialılar onları konukseverlikle ağırladı ve bol miktarda şarap ile koyun verdi. Bu kayıtta bölgenin tarımsal zenginliğine yapılan gönderme, zeytin dahil çok çeşitli üretimin varlığına işaret ediyor olarak yorumlandı.

1087 yılında Selçuklu kumandanlarından Ebul Kasım'ın burada bir donanma yaptırması üzerine kent, "gemilerin yanaştığı ve üretildiği yer" anlamına gelen Gemilik adını almıştır. Bu tarihin limanın ticari işlevinin hâlâ canlı olduğunu kanıtlarken; zeytinciliğin bu limanın başlıca ihraç faaliyetleri arasında yer aldığı kabul edilir.

***

Kayıtların çok da sağlıklı olmadığı antik ve orta çağ dönemlerinde ne yazık ki bu iki alanla ilgili de bilgilerimiz sınırlı. Ama özellikle cenevizliler ile birlikte Tirilye’nin kaybolan “şarap” markası tıpkı “Misi” gibi bizim unutulan ve yeniden yaşatmak istenmeyen markalarımız... Neyse zeytine dönecek olursak özellikle 17 ve 18. yüzyıllarda zeytin kelimeleri net biçimde karşımıza çıkıyor.

1860’lardan önce kaleme alınan bazı ziraat risalelerinde “Trilye zeytini” iri sofralık çeşit olarak anılmış, yağ oranı düşük fakat dayanıklı yapısı vurgulanmış.

Fransız ziraat mühendisi Ludovic de Launay, “Notice sur l’oléiculture en Turquie d’Asie” (1869) kitabının 2. cildinde Bursa ve Mudanya civarında “Trilya” (Tirilye) tipi zeytinin iri çekirdekli ve sulu etli olduğunu, yüzyıllardır bu bölgeye özgü yetiştirildiğini yazar.

İlk Osmanlıca ziraat kitaplarından biri olarka kabul edilen ve Mahmud Esad (Bey) tarafından kaleme alınan “Zeytincilik” (1892) İstanbul ve civarında tüketilen “Tirilye zeytini”nin anavatanı Tirilye olarak gösterilir, erken Osmanlı kayıtlarında da aynı isimle anıldığı belirtilir.

Bursa Kadı Sicilleri arasında Tirilye köylerinde zeytin bahçelerinin satışına dair kayıtlarda “zeytûn-ı kebîr (iri zeytin)” ve “Trilye’nin meşhur zeytini” tabirleri geçer. En eski belge 20 Cemaziyelahir 1092 H. (7 Temmuz 1681 M.) tarihli bir tereke kaydıdır.
1906 tarihli Hüdavendigâr Vilayeti Salnamesi'nde Tirilye bucağının başlıca ürünleri arasında zeytin ve kozanın yer aldığı; kasabada tuzlu zeytin, yağ ve sabun ticaretinin ön plana çıktığı belirtilir.

16. yüzyıldan itibaren Osmanlı arşivlerinde Tapu Tahrir Defterleri kayıtlarında Gemlik zeytinine dair kayıtlara rastlanır. Bölgedeki köylüler aile işletmeleri şeklinde zeytin yetiştiriciliği yapmış; zeytinlikler kuşaktan kuşağa aktarılmıştır.

17–18. Yüzyıla tarihlenen Osmanlı Narh Listeleri dikkat çeken husus, İstanbul'un zeytin ihtiyacının büyük kısmının Marmara'nın güneyinden karşılanıyor olması. Edincik, Karamürsel, Tirilye, Karaburun ve Gemlik zeytinleri bu bağlamda sayılıyor.

***
Tarihi olarak da hemen hemen aynı dönemlerde net biçimde kayıtlara giren ve varsayımlar ile ikisi de MÖ 5.yüzyıla kadar tarihlenen bir zeytin meselesi var karşımızda. Bölgede zeytinin adı tarih boyunca Gemlek, Kaplek, Tirilya, Tirilye, Trilia, Trilye ve Trylia gibi kelimelerle anlatıldı. İki farklı tip olmayan aynı tipin yerel ağızlarla farklı kişilerce farklı isimlerle anıldığını görüyoruz.

Resmi belgelerin olmadığı dönemde Gemlik zeytininin Kios / Prusias ad Mare (antik Gemlik) kökenli antik yazıt ve sikke kaynaklarına kadar uzanan daha derin bir yazılı belge zinciri bulunmakla birlikte, Tirilye zeytinine ilişkin doğrudan ticaret belgesi olarak 13. yüzyıl Ceneviz kayıtları ile ortaya çıkıyor.

10-11. yüzyıla tarihlenen Tirilye manastır kayıtlarında doğrudan “Tirilye tipi” tanımlaması olmasa da bölgenin zeytincilikle ünlü olduğuna dair ifadeler yer aldığı da biliniyor.

Ama Tirilye ile ilgili zeytin geçmişi bugüne dek Gemlik kadar araştırılmadı. Şimdi bir ekibin Osmanlı arşivleri üzerinde çalışma yaptığını ve önümüze yeni belgeler çıkarabileceğini düşünüyoruz.

İsmi Gemlik olarak markalaşan zeytinin Tirilye tipi olduğu ispatlansa bile Gemlik markası altında ezilecek. Çünkü en fazla “Tirilye tipi Gemlik Zeytini” olarak rafta yer alacak.

***

Peki biz bu “Tirilye” markasını yüceltebilecek çalışmalara imza atacak mıyız? Mesela bu özel zeytinden başka ürünler çıkarabilecek miyiz?

Tarihi kayıtlarda yer aldığı gibi “tuzlama zeytin” için bir merkez algısı yaratabilecek miyiz?

Hepsinden önemlisi Tirilye’nin yerini ülkede herkese anlatabilecek miyiz?

***

Bu yıl 2. kez Tirilye’nin kalbinde Zeytin Çiçeği Festivali Mudanya Belediyesi öncülüğünde düzenlenecek. Yine biz zeytin konuşacağız. Mayıs ayının 23 ve 24’ünde 2 gün olarak planlanan festival bu markalaşma için oldukça güzel bir adım ama bu konuda da geçen yıldan kalan eleştirileri düzeltilmesi adına aktarmak lazım:

-Tirilye’deki eski top sahasının otopark dönüşümü hızlıca tamamlanmalı ve araçlar oraya yönlendirilmeli. Geçen sene ciddi bir parklanma sorunu vardı. Tirilye’nin o günlerdeki toplu ulaşım hattı güçlendirilip araç trafiği minimalize edilmeli.

-Standlarda atışlar olacağı için birçok yerel esnaf dükkanını kapatmıştı. Özellikle de kafe ve restoranlar bu sene kesinlikle açık olmalı.

-Zeytin unsurunu öne çıkaracak ve çocukları odağına alan hikayeler konsepte dahil edilmeli. Çocuklar eğlenirse ailelerin orada daha fazla vakit geçireceği unutulmamalı.

Ve elbette gerçekten üreten üreticinin hakkı teslim edilmeli. Mesela festivalin destekçisi olacağına emin olduğum Marmarabirlik, SS150 sayılı Mudanya Zeytin Tarım Satış Kooperatifi aracılığı ile kooperatif bünyesinde en çok zeytin üreten 3 ortağına bu festivalde bir ödül verebilir.

Tirilye Zeytini” isminde bir ödül töreni de bu markanın gelişimine her yıl en çok katkı koyan isimlere (tarihçi, kamu kurumu yöneticisi, araştırmacı, sanatçı, gazeteci vb.) sunulabilir.

Bunlar maliyetli değil ama tanıtımı güçlendirecek işler.

Festivaller düzenlendikçe gelişir. Yıllardır Gemlik’te Orhangazi’de düzenlenen festivaller de incelenmeli. Ama bugünün şartları ile güçlü marka algısına uygun bir festival için tarihin hataları yapılmamalı!