Belli aralıklarla anlatamadığımız hikayelerden bahsediyorum ya işte bugün o hikayeleri anlatmak için ortaya koyulan çabadan bahsetmek gerekli.

Çünkü bugün anlatacağımız her hikaye yarı orası için turizm ve ekstra bir gelir, kaynak demek. Ne yazık ki bunu sıfırdan yaratmak çok zor. Ama ya elinizde var olanlar? İşte o mekanların hikayeleri mekanları canlı kılar. Hikayesi olmayan mekan ruhu olmayan insan gibidir desek yeri.

İşte bu hikayeleri gün yüzüne çıkarmak için son dönemde Yenişehir’de bir hareket başladı. Bahsettiğim şey sadece restorasyon değil. Çünkü eğer öyle olsaydı bugün Kumluk Camisi, Sinan Paşa Külliyesi, Şehzade Süleyman Paşa Türbesi akın akın ziyaretçi ağırlamaz mıydı?

Sahi kaç kişi biliyor bu mekanların hikayesini?

***

Yenişehir’de henüz belediye başkanı değilken bile turizm vurgusu yapan Cennet Kanyonu’nun hikayesini anlatan Ercan Özel, Yenişehir Belediye Başkanı olduktan sonra ilk olarak Tarihi Yenişehir Çarşı Hamamı’nı yeniden ayağa kaldırdı.

Bugün faal olan hamam Yenişehirli bir Sadrazam’ın mirası. Yenişehir’in Akçapınar köyünde doğmuş büyümüş, İstanbul’a göç etmiş, cesareti ve gücü sayesinde hızla yükselmiş, 2 padişah döneminde 3 kez Kaptanı Deryası ve 4. Mehmet’in sadrazamı olmuş Deli Hüseyin Paşa’nın mirası. Peki bu hikaye o mekan kapalıyken neredeydi?

Çarşı içinde 2-3 katlı tarihi konakların yeniden aslına uygun restorasyonu için başlatılan proje vardı mesela.

Osmanlı’nın kuruluş hutbesinin okunduğu Kumluk Camii için atıldı. Caminin restorasyonu adına Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan hibe desteği sağlandı.

Yalnızca tarihi yapılar değil, kırsal turizm ve doğa turizmi konusunda da dikkat çeken hamleler oldu. Güneşin Kadınları Kooperatifi öncülüğünde, belediyenin destekleriyle Yarhisar Mahallesi’nde hayata geçirilecek proje için Avrupa Birliği’nden 103 bin Euro hibe alındı.

O şelalenin Orhan Gazi ile Nilüfer Hatun’un hikayesi ile birleşmesi ihtimali var mesela. Yarhisar’ın Orhan Gazi Camisi’nin karşısındaki Nilüfer Hatun Çeşmesi de restore edilirse o bölge sadece bir doğa değil tarih destinasyonu olur ki bölgede Nilüfer Hatun Hamamı’nın da restorasyonu bitince bütün bu hikayenin merkezi olabilir.

***

Yenişehir’de kamp ve doğa yürüyüşü konusunda da potansiyeli değerlendirmek adına çalışmalar var ama ben şimdi farklı bir hikaye için geldim. Yenişehir’in tarih turizmini artırmak için elindeki her metrekareyi incelediğinin en güzel örneği Süleymaniye Kalesi…

Yapılan öncü araştıralar ve anlatılar kale geçmişini M.Ö. 3. YY’a tarihliyor. Yani Büyük İskender’e…

Ormanın içine saklanan adeta yeşile saklanan bu yapı için kollar sıvandı. Kalenin Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde de kullanıldığı düşünülüyor.

970 rakımlı bir tepede bulunan bu yapının, geçmişte İznik, İnegöl ve Bilecik yönünden gelebilecek tehditlere karşı önemli bir gözetleme noktası olarak kullanılmış olması muhtemel.

Ama bugün aslında var ama yok!

İşte bu ‘yok’u var etmek için kollar sıvandı.

Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin’in öncülüğünde bölgede bir çalışma yapılması planlanıyor. Bu çalışmaları da İznik Bazilikası’nı ortaya çıkararak turizme kazandıran ekibin yürüteceği aktarıldı.

Yenişehir Belediyesi’nin desteği ile hayat bulacak bu projeye entegre şekilde Süleymaniye Mesire Alanı’nda da çalışmalar olacak.

Unutmadan bir de Yenişehir’e giderken Koyunhisar köyü için hummalı bir çalışma var. Prof. Dr. Halil İnilcık’ın anlattığı üzere Osmanlı’nın devlet olarak kabul edildiği Koyunhisar Savaşı’nın yapıldığı köyde Osmanlı’nın ilk hanedan şehitlerinden Aydoğdu Bey’in kabinin arkasındaki belediye alanına bir müze kazandırmak için de düğmeye basıldı.

***

Kısacası Yenişehir’de bugün sessiz ama güçlü bir dönüşüm yaşanıyor. Tarihiyle barışan, kültürünü ekonomiye dönüştüren ve geleceğe yatırım yapan bir anlayış adım adım kendini gösteriyor.

Ve en önemlisi kendi hikayelerini Yenişehir’in dışında anlatabiliyor. İnfluencer’lar içinden geçip gitmiyor, araştırmacılar kalıyor. Herkes hikayeye bir cümle de kendisi ekliyor.

Ercan Özel’in başlattığı hikayeler büyüyor ama hala yapılacak çok şey var.

Kitabelerin güncellenmesi, Kapıların kilitlenmemesi ile başlanmalı mesela. Tarihi değerlerin görünür kılınacağı tabelaların daha merkezi noktalara alınması hatta tıpkı Bursa Ulu Cami çevresi gibi özel kahverengi tabelalar ile çarşı merkezinden itibaren gösterilmesi de gerekli.

Hikayeler 700. Fetih yılında daha güçlü anlatılmalı ve bu anlatı Yenişehir’e değil tüm Türkiye’ye yapılmalı…