Bursa Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı (BKSTV) tarafından bu yıl 21’incisi düzenlenecek olan Uluslararası Bursa Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali’nin lansmanı yapıldı.
14 Kasım’da başlayacak ve 9 gün sürecek etkinli bu yıl çok daha geniş bir perspektifle daha bir uluslararası minvalde yapılacak. UNIMA (Uluslararası Kukla Sanatçıları Birliği) de organizasyonda kritik bir rol üstlenecek. Karagöz efsanesinin doğduğu topraklarda yeniden anlatılması adına yeniden kurgulanmış bir festival bizleri bekliyor olacak.
Yani en azından beyanatlar bu yönde.
Festival öncesi 37 ülkeden yapılan 150 dolayındaki oyun sanat ekibi ile 38’e düşürüldü. Özellikle dezavantajlı bölgelerdeki devlet okullarında okuyan öğrencilerin hafta içi organizasyonları ile gölge oyunları ile buluşturulması planlanıyor.
Festival tüm şehre yayılacak ama ana mekan bu kez Merinos AKKM olacak. Oyunların bazıları biletli bazıları ücretsiz davetiye ile izlenebilecek. Biletli dediysem de yanlış anlaşılmasın biletler 50-75 TL aralığında.
***
Buraya kadar zaten olması gereken ve insanların bilgilendirilmesi gereken konuları aktardım. Şimdi gelelim lansmanın ayrıntılarına;
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in “Bu şehrin hikayelerini aynı biçimde kuşaktan kuşağa aktarmalıyız, bu bizim sorumluluğumuz. Bunu yaparsak somut olan eserler gibi somut olmayan mirasımızı da geleceğe aktarabiliriz” minvalindeki gayet derleyen toparlayan konuşmasının arasında bence siyaseten aleyhinde çokça kullanılacak bir cümle çıktı.
“Asfalt yapmaktansa sanatı götürmeyi tercih ederiz”
Bu söz aslında Başkan Bozbey’in anlattığı biçimi ile yanlış değil çünkü gerçekten atılan asfaltın bir süre sonra kimin tarafından döküldüğü unutuluyor ama bir insan ilk izlediği tiyatroyu, sinema filmini ya da konseri unutamıyor.
Ancak siyaset bu ya bütün bu anlatıdan cımbızla birileri çekecek o cümleyi.
Bunun yanı sıra Bursa’daki kültürel hareketliliği artırmak için de Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmaları varmış. İçeriği konusunda toplantıda başkan “off the record” dedi ama programın belediye hesaplarından canlı yayınlandığını galiba es geçti. Şimdi o kayıttan duymuş gibi Müzeyyen Senar’a uzanan hikayeyi anlatsam mı bilemedim.
Karagöz ve Hacivat’ı hikayesinin geçtiği yerde yani Orhan Camii’ne yakın bir alanda anlatabilmek adına bir çalışma yapıldığı bilgisi kuşkusuz bu şehrin hikayelerini anlatmaya çalışan birisi için oldukça heyecan verici. Ama bu olayın kesinlikle heykelden ibaret olmaması lazım. İnsanlara hem bir fotoğraf hem bir anı bırakacak interaktif bir proje oluşmalı.
Mesela iki kişinin ortak etkileşimi ile harekete geçecek bir obje tabii Karagöz’ün ruhuyla.
***
Orhan Camii inşaatında çalışan demirci ustası Kambur Bâli Çelebi (Karagöz) ile duvarcı ustası Halil Hacı İvaz (Hacivat) arasında geçen nükteli konuşmaları dinlemek isteyen işçiler işi gücü bırakıp onların etrafında toplanır, bu yüzden de inşaat yavaş ilerler. Bu durumu öğrenen Sultan Orhan her ikisini de idam ettirir.
Hikayede Karagöz’ün şanssızlığı Hacivat ile aynı dönemde yaşamasıydı.
Bu şehrin hikayelerinin şanssızlığı da galiba şehirde yaşayan insanlar ile alakalı...