Hikâyenin sonuna gelindi.
Nilüfer Barajı’nın dibi de dibindeki çatlaklar da göründü. Buradan bakabilirsiniz.
Doğancı ve Çınarcık Barajlarında ise 6 günlük su kaldı.
Kesintiler bugün akşamüstü başlıyor.
Mahalle mahalle günde 12 saatlik kesintiler.
İlginç olan su kesinti saatlerinin gece ile sınırlanmış olması.
Demek ki en çok su tüketimi tüm aile efradının evde olduğu akşam saatlerinde gerçekleşiyor.
Gündüzleri iş yerlerinde, okullarda, evlerde su tüketilmiyor mu?
Zaten çok temiz bir toplum değildik, şimdi daha büyük sıkıntılar yaşayacağız.
Örneğin salgın hastalık riski doğabilir bu susuzlukta.
Böyle böyle öğreneceğiz cânım suyu tasarruf etmeyi.
Daha önce de yazdım, tablo halkın tasarrufuyla çözülemeyecek kadar ağır.
Meselenin sanayi ayağı nasıl bir katkı sağlıyor ve sağlayacak bu kentin geleceğine?
Ama en çok merak edilen konu 6 Ekim’den sonra ne olacağı?
Bu kesintilerle kalan su miktarı belli ki en fazla bir 6 gün daha idare edecek Bursa’yı.
Ya sonra?
Hava tahmin raporları, önümüzdeki cuma ve cumartesi ile gelecek haftanın tamamında günden güne yüzde 35 ile 75 arasında değişen oranlarda yağış olacağını gösteriyor.
Bu miktarlar Doğancı’yı doldurup Nilüfer’deki çatlakları örtebilecek mi henüz bilmiyoruz.
Pir Sultan Abdal’ın “Tevhid” şiiri geldi aklıma. “Balıklar deryaya hasret/Çarka döner göl içinde/ Göl içinde çarka döner/ Susuzluktan bağrı yanar”
Yanıbaşımızda ülkenin en lezzetli suyunu şişeleyip satanlar diğer yanda tükenen barajlar.
Zeminindeki şifalı ve kaynak suları nedeniyle yumuşak toprağa sahip bereketli ovasının, yeşilinin kıymeti bilinmeyen, varken yok edilen, edilmesine göz yumulan cânım memleket.
Göl içinde çarka dönerken bugün artık yalnızca ruhuyla değil tüm gerçekliğiyle suya hasret bırakılan, görmezden gelinen, geleceği layıkıyla planlanamayan memleket.
Böylesi ağır kuraklıkları tabii ki kimse hesaplamamıştı ama uzmanların yıllardır yaptığı uyarılar da arşivlerde duruyor işte.
Hiç mi ders alınmaz, akıl yürütülmez.
Ama yok ille de küçük siyasi hesaplar, günü kurtaralım da yarına yarın bakarızlar, bize bir şey olmazlar vesaire vesaire…
Ne su kaldı ne de onu çoğaltacak maddi kaynak.
Dolayısıyla bu sorun ne bugüne aittir ne de Bozbey’in Başkanlık dönemine has bir sorundur.
Daha önce birkaç kez değindiğim, dünyada örnekleri bulunan deniz suyunun arıtılması yüksek maliyetlerine rağmen planlamaya alınamamış bir uygulamadır.
Şöyle bir bakın çevrenize, Bursa’da ne kadar yanlış yatırım var göreceksiniz. Küçük siyasi hesaplarla çarçur edilen memleketin parasıyla yine memleketin geleceğini çalan yatırımlardır hepsi. O kaynaklar Bursa’ya temiz su içirmeye yönelik kalıcı projelere ayrılsa bugün bunları konuşmuyor olacaktık.
Bugün dünya su sorununa çare arıyorken herkesin, her kesimin elini taşın altına koymasına ihtiyaç var.
Ticaret ve Sanayi Odası, Organize Sanayi Bölgeleri yönetimleri; ne öneriyorlar çözüm için, ne önerecekler, Bursa’nın geleceğine nasıl bir can suyu katmayı düşünüyorlar, kamuoyuna açıklamalılar.
Bu kritik süreçte Bursa Büyükşehir Başkanı Mustafa Bozbey’den beklenen ise sürecin ilerleyişi hakkında halka karşı şeffaf açıklamalar yapmaktır.
Bir hafta önce bir liste mesaj gruplarında paylaşılıyor ve Başkan, bunun yalnızca acil durum eylem planı olduğunu açıklıyor. Listeyi sızdıran belediye çalışanlarını art niyetlilikle suçluyor, gereğinin yapılacağını söylüyor.
Bu açıklamadan 24 saat sonra planlı kesintilerin başlayacağı haberi servis ediliyor haber merkezlerine.
Kesinti olursa önceden duyurulacağını söylüyor eylül ayı meclis toplantısında ama 24 saat sonra mesai biterken kesinti haberi yayımlanıyor.
Demek ki geçen hafta gündeme gelen acil eylem planı değil gerçek su kesintisi hazırlığıymış ve demek ki kesintiler hemen başlayacakmış.
İki gün sonra uygulamaya alınacak kesintiler hakkında Başkan neden şeffaf bir açıklama yapmaz anlamak mümkün değil.
6 günlük su kaldığını söylemek panik yaratmıyor da kesinti olacağını söylemek mi paniğe ve su israfına yol açıyor?
AK Parti’nin yöntemini hatırlatıyor bu tutum.
Önce olayı üstlenmeme, sonra zamanı gelince haber veririzler ve ardından hükmün uygulamasına geçiş.
O gün o toplantıda Başkan açıkça demeliydi ki “Ey halkım yolun sonuna geldik, 1 Ekimden itibaren günde 12 saat su kullanamayacaksınız, bunu yapmayı biz de istemezdik ama sorun hepimizin sorunu, sizden Belediye olarak anlayış ve tasarruf bekliyoruz.”
Bu hem çok şık olurdu hem de kamuoyunda yerel yönetimin şeffaflığına güven pekişirdi ama olmadı.