Taş atan taş, gül atan gül görecek”

Bu cümleyi birçok yerde okuduğunuz üzere eski Bakan ve halihazırda Artvin AK Parti Milletvekilliği görevini yürüten Faruk Çelik kurdu.

30 yıllık siyasi hayatını anlatıp, dahil olduğu süreçlerin altını çizip “Ben genel başkanına bağlı bir insanım” vurgusu yaptı.

Anlattığı diğer şeyleri de Nöbetçi Gazete’deki diğer köşe yazılarında arkadaşlarım anlattı. Ben naçizane biraz da işin ekonomi tarafına çekeceğim sizi...

Daha doğrusu yaklaşan BTSO seçimlerine...

Malum dışarıda insanların konuştuğu ya da konuşturulduğu şeyler var. Özellikle seçim tarihi yaklaştıkça Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda uzun zamandır görmediğimiz bir durum ile karşılaşma ihtimalimiz mevcut. En az iki liste daha göreceğimiz kesin gibi. Hal böyle olunca taraflardan birisi için de Uludağ OSB Başkanı Enes Çelik üzerinden ibre Faruk Çelik cephesine dönmüştü. Hatta farklı isimler için de benzer ‘destek’ söylemleri geldi kulaklara.

Tabii konuşma kısmında Çelik’in bu konuya da değinmesini bekledim ama kendisine bu dedikodular tam anlamıyla aksettirilmemiş demek ki bir soru üzerine değindi.

Kendi deyimi ile siyasetçinin hesap verebilir olması gerekli...

Faruk Çelik, “aile üzerinden güç oluşturma” söylemlerini kesin bir dille reddetti.

Siyasette ve kamuda uzun yıllar görev yaptığını hatırlattıktan sonra, bakanlık yaptığı dönemlerde dahi ailesinin hiçbir ayrıcalık talep etmediğini vurguladı.

Ne makam araçlarını kullandık ne de devletin imkanlarını kişisel menfaat için değerlendirdik” dedi.

Sözün geldiği Enes Çelik konusunda da oğlunu savunan Faruk Çelik, göreve gelindiğinde Uludağ OSB’nin ciddi borç yükü altında olduğunu, bu borçların temizlendiğini, altyapı ve üstyapı yatırımlarının tamamlandığını, sistemlerin yenilendiğini ve bugün itibarıyla kurumun borçsuz bir yapıya kavuşturulduğunu hatırlattı.

Ama kesin bir dille seçim süreci konusunda Enes Çelik için net bir ifade kullanmadı.

Ortada somut bir başarı varsa bunun görmezden gelinmesini doğru bulmuyorum” diyerek aslında konuyu kamuoyu vicdanına bıraktı.

“Başarılıysa desteklenmesi gerekir. Başarısız birini mi tercih edelim?” diye sordu ve bu tür tartışmaların Bursa’nın yanı sıra iş dünyasına zarar verdiğini dile getirdi.
BTSO seçimleriyle ilgili net bir dayatma ya da kişisel talep içinde olmadığını bastıra bastıra söyledi.

“Başkan devam edebilir, başkası da gelebilir. Bunun kuralları vardır, şartları vardır. Bizim için esas olan Bursa’nın ve Bursa iş dünyasının kazanmasıdır” ifadelerinin ardından eğer böyle bir şey olursa da açık açık söylerim ben siyasi tavrı net bir insanım minvalinde konuştu.

Yukarıda yazılanlara katılıp katılmamak elbette kamuoyu vicdani ile alakalı ama şu sözlerin altına tüm şehir imza atmalı:

Bursa’nın gerçek gündemlerine odaklanılması gerekli...”