Anlamsız biçimde değersizleştirilen bir alan olan Tarımda her alan ayrı bir sıkıntı olarak çıkıyor karşımıza. Çünkü adeta dört koldan sıkıştırılmış durumda. Bu sıkışılan alanların başında da gübre geliyor.
Türkiye,bölgesinde önemli bir tarım gücü olmasına rağmen, yüksek ithalat bağımlılığı nedeniyle küresel piyasa dalgalanmalarına açık bir konumda bulunuyor.
Son beş yıllık ortalamalara göre Türkiye’de yıllık yaklaşık 6 milyon ton kimyevi gübre tüketiliyor. Ancak azot, fosfat ve potasyum gibi üç ana ham maddenin doğal kaynakları ülkede bulunmadığı için bu ihtiyacın yaklaşık %90’ı ithalatla karşılanıyor.
Türkiye, dünya gübre tüketiminin yalnızca %1,5’ine sahip olmasına rağmen, dışa bağımlı üretim yapısı nedeniyle küresel piyasalardaki ham madde fiyatları ve döviz kurları sektörün gidişatını doğrudan etkiliyor.
2023 yılında fiziki gübre ithalatı 2010 yılına göre yüzde 52,1 oranında artarak 5,2 milyon ton olarak gerçekleşti.
Türkiye azotlu gübreleri Umman, Çin, Rusya, Mısır, Türkmenistan ve İran’dan; fosforlu gübreleri Kuzey Afrika’dan; potasyumlu gübreleri ise AB ülkelerinden ithal ediyor.
Ne yazık ki zehirlediğimiz için hüviyetini kaybetmeye başlayan ovalarımızı ithal olarak getirdiğimiz kimyevi gübreler ile destekliyor ve bir anlamda daha da zehirliyoruz.
Organik gübrelerin tarımda etkin kullanımı konusu hep geleneksel yöntemlerde kalıyor.
Peki neden bu konuda çalışmıyoruz diye düşündünüz mü hiç? Üstelik bizim bu topraklardaki en büyük sorunlarımızdan birisi organik evsel atıkların bertarafı.
İşte bu organik tarafı araştırırken yakın zamanda bir proje düştü önüme hem de burnumuzun dibinde yer alan ve tüm Türkiye’ye örnek olması gereken bir proje!
Yine yurt dışından bir hibe ile hayata geçirilen ve bu alanda kuşkusuz ülkenin en iyilerinden olan Gürsu Belediyesi’nin öncülüğünde GÜRTAM çatısı altında “Sıfır Atıktan Sürdürülebilir Tarıma – Kumlukalan Siyah Altın Projesi” hayat buldu.
Süslü cümleleri bir kenara bırakırsak işin özeti; Kumlukalan’da organik atıkların kompostlanmasıyla üretilen ve "siyah altın" olarak adlandırılan değerli gübre tarıma kazandırıldı. Yani yüksek oranda ithalata bağımlı olduğumuz bir alan için kooperatiflere yeni bir yol gösterildi.
Kompost gübre toprağın yapısını güçlendirmek kadar organik atıkların bertarafı için de önemli bir model.
Yani bir win win durumu var. Peki biz bunu neden yıllardır yapmıyoruz? Aslında yapıyorduk ama kentlere göç hızlanıp o eski nesil de ebediyete göçünce unuttuk.
Üstelik kompost gübreler azot (N), fosfor (P) ve potasyum (K) dahil olmak üzere temel bitki makro ve mikro besinlerini içerir.
Yazının başını hatırlayın şimdi. Bizim en çok ithal ettiğimiz gübreler neydi?
Sürdürülebilirlik vizyonunun artık tarımsal alanda da hayatımıza güçlü bir biçimde girmesi ve kompost gübrelerin üretiminin, kullanımının teşviklenmesi adına bilinçlendirme çalışması da yapmak gerekli.
Üretimi nasıl yapacağız diyen kooperatifler için ise örnek modelin adresi belli. Kumlukalan Kooperatifi ilk fitili ateşledi.
Bazı başka belediyelerin yaptığı göstermelik üretimler ile olmayacağını üreticinin oyuna dahil olması gerektiğini zaten yıllardır gördüğümüz bu sistemde artık üreticiler de ekosistemin içinde. Bunun duyurulması ve hem üretimin hem kullanımın yaygınlaşması lazım.
Ekonomiyi toparlamak için en büyük ihtiyacımız ithalatı azaltmaksa elimizdeki organik kaynakları da prosese dahil edilmeli.
Birileri bununla kim uğraşır, çöpten gübre mi çıkar diyecektir!
Sizin çöp dediğiniz tam anlamıyla şey tarımın geleceğidir.