Mudanya Belediyesi son birkaç gündür arazi satışları ile konuşuluyor. Kabaca 800 milyon TL’ye yaklaşan bir satış rakamı olduğu için değil köylüler traktörlerle Mudanya içinde konvoy yaptığı için biz bu haberleri duymaya başladık.

Arsa satışı ile bütçe yönetimi olmayacağı aşikar. 1 defalık kaynakların sürdürülebilir bütçe yönetiminde yatırım amacı dışında kullanımı hiçbir iktisadi denklem ile açıklanamaz. Ataların dedelerin bıraktığı kamu mallarını kamuya ait başka gelir getirici projelere dönüştüremiyorsak bu iş elbette baştan yanlış.

Şimdi bunları bir kenarda tutup gelin iki cephenin tutumuna bakalım:
Köylüler ‘toprağıma dokunma’, ‘köy yerlerimiz satılık değil’, ‘geleceğimiz pazarlık konusu’ gibi pankartlarla Mudanya Belediyesi’nin emaneten durduğu Yıldıztepe’deki tesislerin önüne traktörleri ile gitti.
“6360 sayılı yasaya dayanıp köylünün malını gasp edemezsiniz” denildi. Hatta “tarlayı sattıktan sonra traktörü ne yapalım” sözleri bazı medya kuruluşlarına yansıdı.

Diğer yanda Mudanya Belediyesi ise kurumsal gücün avantajı ile dolu dolu bir basın bülteni yolladı.

Daha ilk cümlede dedi ki Söz konusu taşınmazlar, belediye mülkiyetinde yer alan, tapu ve meclis kayıtlarıyla bu statüsü açıkça belli alanlardır”

Altında uzun uzun kırsal kalkınma için yapılan faaliyetleri aktardı.

“ ‘Satış yerine kiralama yapılmalıydı’ yönündeki öneri, belediyemiz tarafından daha önce iki kez kiralama ihalesi açılarak fiilen denenmiş, ancak her iki ihaleye de talipli çıkmamıştır” ifadeleri ile de bu alandaki tezi çürüttü.

***

Açıklamaları her yerde okudunuz. Gelin biraz işi farklı açıdan da değerlendirelim;

Bu arazilerin hepsi 6360 Sayılı Bütünşehir Kanunu olarak bilinen kanun ile köy tüzel kişiliklerinin lağvedilmesi ile belediye mülkiyetine geçti. Yani bu bahsedilen araziler ve daha önce de kimsenin sesi çıkmadan satılan araziler hatta ve hatta bütün büyükşehirlerde benzer satışlar yapıldı. Bunların büyük çoğunluğunu haber olarak bile okumadık.

Bugün bu eylemi yapanların yasanın yürürlüğe girdiği 2014 yılının yaklaşık 2 yıl öncesinde yani 2012’de kabul edildi. Bu 2 yıllık süreçte bazı belde belediyeleri bir dönem daha ayakta kalıp üzerindeki edinimleri çeşitli kooperatiflere bıraktı. Benzer durum köylerde de yaşandı. Malına sahip çıkmak isteyen köy haklı birlik olup köy kalkınma dernekleri kurdu ve Muhtarlık tüzel kişiliğine ait taşınmazları bu derneklere bağışladı.

Hatta akabinde bu konu çok tartışıldı ve bazı davalar da konuşuldu.

İşte o dönem elindeki köy arazisine sahip çıkmayanların bugün satışa karşıyız demesi bana çok da samimi gelmedi. O araziler ki birçoğu devasa acaba başkaları tarafından mı kullanılıyordu diye sormadan edemiyor insan.

Ya da traktörü ile Mudanya’ya kadar gelen arkadaşların herhangi birisi üzerine kayıtlı arsayı satmaya kalktığında birileri kapısına yığılıp “orayı sattırmayız” dese hoş olur mu?

Sırtını yasaya dayayıp satış yapamaz demek kadar da kanunsuz bir savunma yapmayı da kim önerdiyse tebrik etmek lazım.

Elbette işin kamu yararını hesaba katmak lazım. Başta dediğimiz yere geldik. Yaklaşık 800 milyon TL değerinde bir satış olacak bu araziler.

Bu kaynağın kullanım alanı neresi olacak? Bu süreçte Mudanya Belediyesi ne kadar şeffaf? Mesela geçen dönemden kalan borçları kapatmak için kullanılan Mürsel’deki araziler gibi bir amaca mı hizmet edecek yoksa maaş, konser ödemesi adı altında mı harcanacak?

Ya da gerçekten bir yatırıma dönüşüp Mudanya Belediyesi’ne kalıcı gelir getirecek bir proje mi hayata geçecek. Daha önemlisi bu satılan arazilerin karşılığında hizmet gitmeyen o uzak köylere artık yeterli hizmet gidecek mi?

Evet bahsedilen araziler Mudanya Belediyesi mülkiyetinde ve tüm tasarruf da Meclis kararı ile belediyede ama o belediye gerçekten Çayönü’nde, Balabancık’ta, Yörükyenicesi’nde var mı? İşte bu da ayrı bir açmaz.

Bu kaynağın kuşkusuz belediyenin genel bütçesinde kullanılacağı net gibi. Çünkü bahsettiğim gibi bir yatırım olsa ilçenin her yeri bilbord ile donatılırdı.

Amaç; bu taşınmazları üretime ve yerel ekonomiye katkı sağlayacak biçimde değerlendirmektir” sözünden yola çıkarak İMECE şirketi aracılığı ile bu alanı ekonomiye kazandırmak mantıksız mı peki? Bahsedilen alanlar nitelikli tarım arazisi. Pek ala üretim yapılabilir. Elde edilen gelir ile yetinmek gerekir. Bazen en büyük kaynak artışı değeri elinde tutmaktır.

Mudanya’da 6360 sonrasında önce deniz gören alanlardaki köy tüzel kişiliklerinden gelen araziler satıldı.Durumun sürdürülemez bir hal aldığını ve Mudanya Belediyesi’nin ne yazık ki gelir sağlama konusunda çok zayıf bir yapıda olduğunu göremiyor muyuz? 100 binden biraz fazla olan nüfusuna göre aldığı bütçe ile özellikle yazın 300-350 bin kişiye hizmet etmek zorunda olduğu gerçeği karşımızda.

Bu arazileri sattıktan sonra sıra neye gelecek? Köy kahvelerine mi?

Çünkü onlarında çoğunun mülkiyeti belediyeye geçti.

Yapmayın allah aşkına. Köylülerin arazi satışı için ayaklanması ne kadar saçma ise Belediyenin genel gider için arazi satması o kadar saçma!

Kalkınmayı inşa edeceksek gelin üretim modellerini tartışalım. Yarattığımız İMECE ve Mudanya Tarım markasını güçlendirelim. Üretelim. Üretirken ekipmanımız yoksa köylüden ekipmanı günlük de kiralarız. Mudanya kurusu portföyü genişlesin, sadece zeytinyağı değil ayçiçek yağı da üretelim.

Limon aromalı zeytinyağı gibi inovatif bir ürün için yapılan özverinin artık toprak temelli üretim modeli ile de desteklenmesi lazım.

Çünkü bu büyüklükteki araziler gelecekte edinimi imkansız olan yerler. Hiç yoksa ekonomik olarak verimli tarım işletmeleri kurulabilecek 84 dönüm 99 dönüm gibi alanları elde tutmak gerekli.

İlle bu kaynak sağlanacaksa İMECE Tarım AŞ bir yatırım kredisi ile bu alanları belediyeden alsın. Belediye parasını kullansın. Arazinin giderini şirket olarak çalışıp orta-uzun vadede ödeyelim. Ama kaynağı zayi etmeyelim...