Mudanya Belediyesi haber bültenlerinde gördüğünüz üzere Çepni Mahallesi’nde eski bir yağhaneyi restore ederek Mudanya İmece Zeytinyağı Fabrikası’nı açtı. Başkan Deniz Dalgıç tesis için yaklaşık 16 milyon TL yatırım yapıldığını ve günlük 80 ton zeytin işleme kapasitesine sahip olduğunu söyledi.
Peki bu yatırım gerekli miydi? Bu tesis ilçeye ne kazandıracak?
Bugün ne yazık ki Mudanya başta olmak üzere zeytin üreticisi Marmara Bölgesi’nde zeytinyağı konusunda kooperatifleşmeyi başaramadı. Bu da yağlık zeytin piyasasının her zaman oynak olmasını sağlıyor.
Mesela geçen yıl ürün çok fazla olduğu için yağhanelerde zeytinler kuyruğa girdi. Satılamayan zeytin çürümeye de bırakılamayacağı için yağ olsun istendi. Bu kuyruklarda bazı mahsuller bozuldu. Ama acı olanı zeytinin fiyatı 25-30 lirayken sıkım bedeli 5-6 TL seviyesinde oldu. Yani zeytin fiyatının yüzde 15-20’sine geldi. Üretici ciddi bir mağduriyet de bu alanda yaşadı.
Bu yıl yağhaneler aynı şeyi mahsul olmadığı için yapamadı. Ama gelecek yıl ne olacağını kestirmek güç.
Bu konuda Mudanya bölgesinden örnek verecek olursak; Esence’de kurulan kooperatif ile hayata geçirilen zeytinyağı fabrikasının fiyat politikası ve üretici odaklı yaklaşımı ile o bölgede mesela benzer sorunları çok daha az yaşadık. İlçede 2 farklı bölgede 2 farklı fiyat konuşuldu.
Tabii bir de farkında olmamız gereken bir gerçek var!
Bu bölgede kuraklık ve akabinde yaşlı zeytin nüfusu ile rotamızın yavaş yavaş ciddi bir kısmı yağlık zeytine dönüyor. Ayrıca nitelikli ve kendine has bir aromanın olduğu havzada ‘Mudanya Zeytinyağı’ markası ile katma değeri yükseltmek artık bir zorunluluk.
İşte bu fabrika aslında bütün bu parametrelerin kesişim noktası aslında. Kısa vadede faydası tartışılabilir ama orta-uzun vade projeksiyonda hem ilçeye hem üreticiye katkı sunacak. Mesela Mudanya İmece Tarım AŞ’nin üreticinin (kaba hesap yaparsak, günlük 80 tondan 2 ay yağ üretimi yapılsa 80 ton*60 gün) 4 bin 800 ton zeytininin piyasayı regüle edecek fiyattan işlenmesini sağlayacak. 1 ay da kendisi için üretim yapsa 2 bin 400 ton yağlık zeytini de piyasadan toplama potansiyeline sahip olacak.
Mudanya gibi bir ilçe için bu rakamlar elbette devede kulak ama tatminkar. Çünkü amaç özel sektöre ket vurmak değil, regüle bir piyasa yaratmak ve hem üreticiyi hem de özel sektörü asgari müşterekte buluşturmak. Birlikte hareket etme kültürünü ilçenin tamamına yaymak. Bu bugünün dünyasında bir ütopya gibi görünse de imece geleneğinin de bizim topraklarımızda olduğunu unutmamak gerekli.
Eski bir yapının yeniden hayat bulması, tesisin bir köyde olması, avlusunun aslında özel organizasyonlar için de uygun olduğu ve zeytinyağı tadım etkinliği gibi elit kitleyi içine alacak özel anlarda da kullanılabileceğini hatırlatmak isterim.
Yani 3 ay sezonda yağ üretecek tesisi kalan 9 ayda ‘tadım’ amacı ile kullanmanın, ilçenin markasını oluşturmak adına bir ‘doğal merkez’ yapmanın da önünde engel yok.
Mudanya İmece Tarım AŞ gerçeken klasik tarım AŞ’lerden farklı çalışıyor. Bu nedenle onları ayrı bir yazı konusuna bırakıp bugünü Deniz Dalgıç’ın sözleri ile noktalamak istiyorum;
“Bu topraklarda zeytin bir ürün olmanın ötesinde bir kimlik bir kültürdür, alın teridir! Bu topraklarda dünyanın en kıymetli zeytinleri yetiştirildi. Bizim görevimiz bu değeri korumak.
Biz burada yeni bir şey deniyoruz arkadaşlar. Üreticinin ürünü değerinde satabildiği. kooperatiflerin güçlendiği, kamu otoritesinin üreticinin arkasında durduğu şeffaf, denetlenebilir bir üretim zinciri kuruyoruz! Özel sektörle yan yana, rekabet yaratmadan ama üreticiyi de güçlendirerek büyüyecek bir yapı kuruyoruz. Amacımız piyasadaki aşırı dalgalanmalara karşı koruyucu bir mekanizma kurmak. Bugün biz yolu açıyoruz. Katarı çeken lokomotif oluyoruz. Yakın zamanda da üreticimizin bu gücü devralacağına ve bizi daha da ileriye taşıyacağına inanıyoruz. Bu imece'nin ruhudur. Mudanya'nın ruhudur.”