Son dönemde ülkedeki maliyet baskısı iş dünyasını net biçimde karlılık krizine soktu. İhracat tarafında da pazar kayıpları gelince iş içinden çıkılmaz bir hal aldı. Yerli sanayicimiz finansman desteği de bulamadığı için çareyi yurt dışı opsiyonları değerlendirmekte buldu. Çünkü lojistik maliyetleri de ciddi oranda artınca oluşan fiyat baskısı kaçınılamaz bir hal aldı.
Otomotiv sektörü Romanya tarafına göçerken, inşaat kısmı Karadağ ve Kosova gibi opsiyonları kullandı. En çok bilineni de tekstil Mısır’a kaçtı.
Doğal olarak önce makineleri yolladığımız ülkeler bugün yaptığımız üretimlerin de kalbi olmaya başladı.
Ve biz bütün bunları yaşarken birileri ‘bulduğu yöntemler ile’ yatırımı bahane göstererek önce oturum izni sonra vatandaşlık almaya başladı.
Bugün ise bu iş ciddi ciddi ticarileşti.
“Siz de 25 bin Euro’ya oturum izni, 500 bin dolara vatandaşlık alabilirsiniz!”
Şaka yapmıyorum. Son dönemde sosyal medya ve dijital mecralarda bu başlıkları ciddi ciddi görmeye başladık.
Türk vatandaşlarına zahmetsiz yatırım paketleri vaad eden bu sistemlerin Avrupa Birliği ülkelerinden ABD’ye kadar kullanılabildiği anlatılıyor.
Radardaki sektörler de belli aslında. Kahve dükkanı, tatlıcı, döner, fast-food, pide, fırın ürünleri, pizza, hazır giyim, çocuk giyim, yazılım, dijital ajans, ekipman, altın, elmas, gayrimenkul franchising, çocuk mobilyaları, ofis mobilyaları, ev mobilyaları ve sağlık turizmi gibi başlıklar var.
Hani zaten halihazırda Portekiz, 280 bin–500 bin Euro aralığında yatırım ve 5 yıl ikamet şartı ile, Yunanistan’da 250 bin Euro yatırım ve 7 yıl ikamet sonrasında İspanya’da 500 bin Euro’luk gayrimenkul yatırımı ve 10 yıl ikamet koşulu ile vatandaşlık alınabiliyor.
Dominika, Uruguay, Mısır gibi birçok ülke zaten bu konuda çeşitli imkanlar sunarken bazı kişi ve kurumların bu alanı ticarileştirmesi ve özellikle bu dönemde insanları ülke dışına yönlendirmeye çalışması oldukça manidar kaldı.
Nitekim zaten sanayicimiz bu yollara fazlasıyla hakim ki bu şehirde de yatırımları nedeniyle farklı ülke vatandaşlığı alabilecek isimler bulunuyor. Bu tanıtımların beyaz yaka hedefli olduğu da aslında su götürmez bir gerçek.
Toparlarsak; zamanında 250 bin dolara ev alanlara verdiğimiz sonra rakamı 400 bin dolara günceleyip şartları bir miktar geliştirdiğimiz pasaportumuzdaki güven azalınca imkanı olanlar başka pasaportlara yönelmeye başladı.
İnsanlar gidiyor, insanların gidebilmesi için açık açık birileri tanıtım yapabiliyor.
Birilerinin buna dur demesi gerekiyor...