Geri sayım başladı…

Çok değil bir buçuk ay sonra modern zamanın toprak ağaları gelip çiftçiyi kendi toprağından edecek veya marabaya çevirecek.

Hatırlarsanız, İşlenmeyen Tarım Arazilerinin Tarımsal Amaçlı Kiraya Verilmesine İlişkin Yönetmelik 22 Ağustos 2024’te Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğinde 1 Eylül 2025’ten itibaren uygulanması öngörülmüştü.

İşte o gün geldi çattı.

Bugün itibariyle tespitler başlıyor.

Kim 2 yıl boyunca tarlasını boş bırakmış, kim göç veya başka bir nedenle toprağını terk edip gitmiş, kimin arazisi verimli, kimin toprağı büyük hepsine tek tek bakılacak; hatta bakıldı bile ve bugün itibariyle ilk listeler askıya çıkacak.

Hak sahipleri 45 gün içinde (15 Eylül 2025’e kadar) itiraz etmezse arazisi otomatik olarak kiraya verilecek.

Sözde(!) kiracı adayları ise 16 Ekim’de boy gösterecek. O tarihte yapılacak ihalelere, arazinin bulunduğu yerde yaşayanlar, öncelikli olmak üzere vakıflar, dernekler gibi sivil toplum kuruluşları, kooperatifler, meslek odaları katılabilecek.

Gerçi Danıştay, sahibinin rızası alınmadan kiralama yapılamayacağı gerekçesiyle haziran ayında iptal kararı aldı ama Tarım ve Orman Bakanlığı, bu kez 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu Madde 8/K’yı dayanak aldı.

Burada uzun uzun anlatmayacağım, ilginizi çekiyorsa internetten söz konusu yasa maddesini bulabilirsiniz. Kısaca diyor ki madde, kiraya veririm!

Odaklanmak gereken konu, toprağın korunması, asgari ve yeter gelirli tarım arazilerinin belirlenmesi, tarımsal verimlilik ve çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma vs. amaçları olduğu belirtilen bu çalışmanın çiftçilerin ve ülke tarımının geleceği hakkında ne söylediği; ilgili kanunun maddelerinde değişikliğin yapıldığı yıllar itibariyle ne söylediği.

5403 sayılı Kanun’un çeşitli maddelerinde ve ilgili tarım kanunları da değişiklik yapılan 2007, 2014, 2018 ve 2023 yıllarını yeniden hatırlamak biraz olsun fikir verecektir.

6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremi’nin ardından ilgili kanunun 8/K maddesine yapılan ekleme (Ek:23/3/2023-7442/37 md.) ile “…tarımsal faaliyete son verilmesi, göç veya başka bir sebeple…” diyerek kiralamanın yolunun açılması örneğin!

Diğer taraftan Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre daha bu yaz yaşanan orman yangınlarının yüzde 57’si orman dışı alanlarda yaşandı, çoğu tarım arazisiydi.

Yargı kararını ve mülkiyet hakkını hiçe sayarak kiralama meselesinde ısrar edilmesi büyük tarım şirketlerine sektörde tekelleşmenin kapısını aralayacaktır.

Geçmişin feodal yapısını ve toprak ağalığını yeniden hortlatması gözden kaçırılmaması gereken önemli bir ayrıntı.

Ayrıca kendi toprağında istediği şekilde mülkiyet hakkını kullanamayan kırsal nüfusu göçe zorlaması olasılığı da açıkça göz önünde duruyor.

Tüm bunlara Diyanet’in miras hukukuna dair hutbesini vs. eklediğinizde ortaya çıkan fotoğrafa iyi bakmak gerek.

Ya, barış süreci? O, bu meselenin neresinde?

Niyet tarımsal kalkınma olsaydı, kiralayana verilecek ekipman ve finans desteği doğrudan arazi maliki üreticiye verilerek çözüm getirilebilirdi.

Belli ki sermayeden sonra toprak da el değiştirme sürecine girdi.