Son dönemde birçok yasal düzenleme ile trafikte göz ardı edilen ya da amiane tabirle başıboş bırakılan alanlara düzenlemeler geliyor. Çekme karavanlar ile başlayan bu süreçte milyonların kafasını karıştıran, Şoförler ve Otomobilciler Odası’nın her şehirde fazla mesaiye kaldığı plaka konusu ile devam ediyor. Arada trafik cezaları ve caydırcılık konusunda da sert adımlar atıldı. Trafikte sollama payı 6 km/h ile sınırlandırıldı falan...

Bunların birçoğu için ‘devlete para lazım’ sözü en çok vatandaşların arasında anlatılan argüman oldu.

Elbette bütün bu kararların altında mantıklı dayanaklar vardı. En öncelikli konu ise trafik güvenliği ve can kayıplarının önüne geçmek. Çünkü en pahalı değerimiz insan kaynağı.

Bunun yanı sıra her kaza beraberinde uzun trafik ve bekleme sürelerini beraberinde getirdiği için ithalata bağımlı olduğumuz birçok alanda dolaylı yoldan kamu zararı oluşturuyor.

Çok basit şekilde düşünürsek trafikte kaldıkça daha çok yakıt tüketiyor, doğaya daha çok karbon salıyor, aracın yedek parça ömürlerini kısaltıyor ve değişim süresini sıklaştırıyoruz.

Bunların denetimi yapılmak istendiğinde de radar sistemlerinin okuyamadığı plakalar sorunu orata çıkıyor.

Plaka konusunda kamunun verdiği plakaların geçersiz sayılması söz konusu olmamalı. Ama tıpkı kimliklerde olduğu gibi ulusal bir plaka standardizsayon sürecine girip 1-2 yıl içerisinde bu geçişin tamamlanması gerekli. Yani bugün yapıldığı gibi bir iki ayda değil!

Şimdi araç sürücüleri bütün bu gündemleri tartışırken mis gibi bir konu daha ortaya atıldı.

Avrupa Komisyonu, 10 yaş ve üzerindeki otomobiller için araç muayene süresinin kısaltılmasını içeren yeni bir düzenleme üzerinde çalışıyor.

Hazırlanan teklife göre 10 yaşını dolduran araçların muayene süresinin 2 yılda birden her yıl olacak şekilde güncellenmesi söz konusu.

Yine ülkemizin muhtelif yerlerindeki trafik kazalarının özellikle yaşlı araçlar nedeniyle gerçekleştiğini düşünürsek Türkiye’nin bu kararı emsal alıp yasalaştırması da çok olası bir ihtimal olarak görünüyor. Ama bizde bu yaş sınırını 15 yapmak lazım. Çünkü halihazırda yaşlı bir otomobil parkına sahibiz.

Bununla birlikte trafik düzeninde yapıcı olma konusunda samimi isek yaşlı araçları trafikten çekecek ‘hurda teşviki’ni de sadece uzun süreli araç sahibine rant oluşturacak şekilde hayata geçirmeliyiz. Bu konuda bir yol haritası olacaktır ama özellikle 1 yıllık sahiplik şartı koyulur ve süre 11 ayla limitli tutulursa hurda araçların piyasada saçma sapan rakamlara satılıp 2. el piyasasını yukarı çektiğini görmeyiz.

Ya da alınan aracın satılamama şerhini 10 yıl olarak belirlemek de mantıklı olacaktır.

Bununla birlikte ömrünü tamamlamış araçlar konusunda geri dönüşüm faaliyetinin hızlanması gerekli. Bu alanın ihtiyaç duyduğu ham madde konusunda da yediemin otoparklarında yıllardır bekleyen araçlar ile ilgili bir düzenleme lazım.

Yine belli bir süre muayeneye girmeyen araçların trafikten men edilmesi gibi konular da gündeme gelmeli.

Aslında bu parkı gençleştirmenin en kolay yolu ÖTV’yi kaldırmak ama ne yazık ki oradan elde edilen gelir koca koca otomobil fabrikalarının yıllık gelirinden fazla olduğu için göze alınamıyor.

O yüzden alternatif modeller konuşuluyor.

Hurda teşviki kolay kolay çıkmaz gibi duruyor ama 10 yaş üzeri araçların muayene süresinin sıklaştırılması çok çok olası gibi görünüyor...