Havaların ısınması ve yaklaşan 9 günlük Kurban Bayramı’nın etkisiyle birlikte herkesin sosyal medya hesaplarındaki ‘tatil’ reklamları hareketlendi.

Peki biz tam olarak bu iç turizmde ne durumdayız? Büyükşehirlerde bizim gibi beyaz yakalılar kendisini tatile gidemediği için üzgün hissediyor ya bu durum gerçekten böyle mi?

Tatile gidemeyenler azınlıkta mı?

Bu soruların toptan cevabını vermeden biraz rakamlara bakalım. 2025 yılı verilerine göre Türkiye’de 67 milyon 800 bin seyahat gerçekleştirildi. Bu seyahatleri 21 milyon 500 bin kişi gerçekleştirdi.

Yani ülkede 60 milyondan fazla kişi tatile gitmedi!

Bu arada bu seyahatlerin hepsini otel tatili olarak düşünmemek gerekli. Çünkü memlekete giden de bu seyahate dahil. Yapılan hesaplamalara göre 2025 yılında yerli turistin 476 milyon gecelemesi kaydedildi ve bu da yılda ortalama 7 gün demek!

Başka bir deyiş ile 1 yıllık çalışmanın karşılığında sadece sayılı bir kesim 1 hafta tatil yaptı. Tabii bu kesimin yüzde 48’inin akraba ziyareti olarak değerlendirilen yöntemler olduğunu ve konaklamanın da en çok akraba/tanıdık evinde yapıldığını da ekstra hatırlatmak lazım.

Yerli turistlerde son dönemde özellikle kısa süreli ve farklı zamanlarda yapılabilen tatil planları ile kültür rotalarının son 2 yıldır arttığı sektörün malumu. İşte bu her geçen yıl daha fazla derinleşiyor. Üstelik insanlar konaklamaya para harcamak istemiyor. 2025 verilerinde yerli turistin en büyük harcama kalemi yeme içme. (%29) Konaklama 2. sırada kalıyor. (%24)

İç turizm hareketliliğinin 555 milyar TL bandında olduğu hesaplanırken 2026’da bu rakamın 600 milyar dolar seviyesine çıkması öngörülüyor.

Hesaplamayı yapan arkadaşı alıp bir konuşmak lazım aynı kişiler aynı harcamaları enflasyon oranında artırsa rakam çok daha yukarı gider.

Yani bunu okuduğumuz zaman diyebiliriz ki 2026’da iç pazarda da hareketin sınırlanacağı konusunda sektörün bir öngörüsü var.

Bu yıl için yabancı turist konusunda da sıkıntı olacaktır. Geçen hafta jet yakıtı kaynaklı özellikle Büyük Britanya pazarında beklenen daralma ile savaş nedeniyle Körfez ülkelerinin kapasitenin altında uçuşlara sahip hava alanları ile kısmen devre dışı kalması dolulukları olumsuz etkileyecek.

***

Burada şu ayrıntıya da bakmak lazım, son dönemde artan otel fiyatları tam anlamıyla iç pazarı yurt dışı ile rekabete soktu. Bu da daha önce “yabancı gelmezse az indirim yaparız yerli gelir” diyen sektör oyuncularının planlarını bozdu. Çünkü yurt dışı tatilleri artık hem maddi olarak hem de bir statü göstergesi olarak beyaz yaka arasında daha popüler.

Bir de suyun 2 yakası arasında bu kadar fiyat farkı olmamalı.

Son olarak tatil bölgesi esnafının da bir top dondurmadan 200 TL almayı bırakması gerekli. Çünkü yabancı zaten otelden çıkmıyor. Yerli de kaçarsa özellikle Kuzey Ege ve Marmara’nın güneyi arasında kalan alandaki esnaflar kısa turizm sezonunda yılı karşılayamaz hale gelecek.

Para pahalı ve kazanmak zor. Günübirlik seyahatler çoğaldı. Hala ‘gittiğimiz yerde yeriz’ deniyor ama kimse 400 liraya kahve içmek istemiyor. İnsanlar yemek dışında her şeyden kıstı ve bir tek yemek kaldı.

Bir şeylere çeki düzen vermek lazım.

Araştırmalar ortada enerjisini atamayan insanların stres oranının artması beraberinde farklı sorunları da getirebiliyor...