Uludağ İhracatçı Birlikleri Binası’nda Eximbank’ın ardından Türk Ticaret Bankası’nın Bursa Şubesi açılırken akabinde de Uludağ Üniversitesi iş birliğiyle İhracat Akademisi üzerinden nitelikli insan kaynağı yetiştirilecek protokol imzalandı.
Bu iki konu ihracatçının başlıca sorunları olan nitelikli istihdam ve finansmana erişim konusunda oldukça önemli. Ama asla yeterli ilaç değil tabii ki!
Bünyesindeki Otomotiv İhracatçıları Birliği’nin aslan payını alması bu sektörün liderliğinde her yıl ihracat hedefini güncelleyen UİB, yıl sonunda da 42 milyar dolarlık bir hedefe ulaşmayı bekliyor.
Bunlar gündemin çokça konuşulan konuları. Düzenlenen törende de bu konuların altı çizildi.
Yapacağız, edeceğiz ama finansman sorunumuz var diyenler için Türk Ticaret Bankası’nı getirdik izlenimi verildi.
Peki Türk Ticaret Bankası ne iş yapar? İhracatçı merkezli olarak uygun maliyetli kredi temin eder diyerek konuyu özetleyebiliriz.
Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar’ın “2025 sonunda 75 milyar lira kredi kullanımını ve daha fazla ihracatçının desteklenmesini hedefliyoruz” sözleri de yeniden yapılanan bankanın slında ne anlam ifade ettiğini gösteriyor.
Halihazırda 7 üniversitenin yer aldığı İhracat Akademisi’ne imzalanan protokolle birlikte Uludağ Üniversitesi de dahil oldu. Bu protokolle birlikte artık Uludağ Üniversitesi de dış ticarete ilgi duyan ve bu alanda kariyer yapmak isteyen yeni mezunlara, dış ticarette tecrübeli olup spesifik alanlarda bilgi ve tecrübesini artırmak isteyen profesyonellere ve farklı alanlarda iş tecrübesi olup dış ticaret alanına yönelmek isteyen katılımcılara farklı metotlarla eğitimler verecek.
Özetle yine bolca -ecek -acak ile biten cümlenin kurulduğu ve işin samimiyetinin olmadığı bir organizasyonda insanlar birbirini görmek için bir araya geldi. Anlatanlar bilindik şeyleri anlattı.
Bursa’nın ihracat potansiyeli düşünüldüğünde ve yapılacak yatırımların miktarı anlatıldığında zaten bankanın toplam kredi hacmi devede kulak. Yine de bu devirde ucuz her finansman bir can suyudur.
Sanayicinin bugünkü şartlarda artık yaşamak için değil çarkı çevirebilmek adına da krediye ihtiyacı var.
Özkaynakları zayıflayan firmalar birer birer borca batık olarak iflas dairelerinin yolunu tutarken, önemli bir kısım da yine kredi ile yolculuğuna devam etmeye çalışıyor.
Ama süreç beklentiler ile paralel gitmiyor. Her geçen gün “geride kaldı” diyeceğimiz tarih güncelleniyor. 2025 ocak ile başlayan süreç 2026 haziranına kadar geldi. Değişen hiçbir şey olmadığı halde biz neden ödedik bu diyeti?
Yıl sonu yaklaşıyor. Enerji ve kira maliyetleri ile birlikte ücret artışlarının yine muhtemelen enflasyon ile paralel artmayacağı ama maliyet baskısının daha da kırılmaları artıracağı bu döneme girilirken beklenti net. Özellikle KOBİ ve mikro işletmelerin ödenebilir maliyetli finansmana ihtiyacı var. Ve çok daha önemlisi bu finansmanın doğru kişiye ulaştırılması konusu da ayrıca incelenmeli.
Ama bu dediğim TOBB’un nefes kredisi gibi bir şey de değil. Daha tabana yayılmış ve miktarı piyasa koşulları ile uyumlu bir destek bahsettiğim. Ya da ücret artışlarındaki finansman yükünün sübvansiyonu da konuşulabilir.
Kritik 2 aylık bir sürece girerken Merkez Bankası tarafındaki faiz indirimi beklentisi de olumlu ama yolun hala daha çok başındayız.
Talebi tutalım derken arzın içinden geçtiğimiz bu süreçte artık arzın yukarı yönlü trendine olanak sağlamalıyız.
Sonra -ecek, -acak ya da kim koltukta oturacak anlatırız...