Karşılıklı inşa edilmiş 2 veya 3 katlı, usta eliyle yapılmış ve önemli bir kısmı yığma tuğla olan, bitişik nizam evlerin arasında yapılan parklanma ile iyice daralmış sokaklar vardı. Dezavantajlı dediğimiz düşük gelir ve eğitim seviyesine sahip insanların yaşadığı çoğunluğu kaçak gecekonduların arasında kışın is, yazın çöp kokan sokaklardı bunlar. Doğalgaz vardı ama insanlar hala soba yakıyordu. Yapılaşma öyle hızlıydı ki bugün boş olan parselde 6 ayda bir konut yükseliveriyordu. Hatta evler öyle yapılıyordu ki üzerine kat çıkmak kolay olsun diye ‘çatı’ yapılmıyordu.

Park denilen alanlar bu binaların arasında yok hükmünde alanlardı. Temel insani fonksiyonları yerine getirmek insanlar için yaşamak demekti. Çünkü fazlasını bilmiyorlardı.

Gençler de bu çıkmazlarda kayboluyor ve sıkıntılı yönlere sapıyor soluğu emniyette alıyordu...

***

Bursa’da “kapatın gözlerinizi ve bana Yıldırım’ı anlatın” dediğinizde herkesin aklına gelecek tasvir budur.

Hatta Bursa’da Gökdere’den ileriye gitmemiş binlerce insan bulunur. Gerçekte durum çok mu farklı? İlçe geneline bakarsak farklı ama bazı bölgeler ne yazık ki yukarıdaki tasvirde yer aldığı gibi.

Bir bölgenin çehresini, mimarisini değiştirmek kolay ama insanların yaşam alışkanlıklarını değiştirmek kolay değildir. Bu yüzden önce gençleri odağa alan projeler geliştirmek gerekir.

Belki de bugün Yıldırım’daki dönüşümün en büyük anahtarı bu!

Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ilçede hayata geçen projeleri ve ardından hayata geçirecekleri projeleri anlattı.

Sunumunun önemli bir kısmı Yıldırım’daki imar problemleri ve bunu aşmak için kentsel dönüşüm çalışmalarında neler yapıldığı/yapılacağını konularını içeriyordu.

İnsanların alışkanlıklarını değiştirmek için yaşadığı yeri değiştirmek önemli bir husus elbette. Ama Yıldırım ciddi bir mülkiyet sorununu da içinde barındırıyor. Bugün X kişisine ait tapulu alanda farklı birinin evi olabiliyor. Ya da zamanında alınan 100 metrekare arsanın 5 metrekarelik 20 farklı parçaya döndüğünü görebiliyoruz. Çok hisseli mülkler, kaçak yapılar daha neler neler... İşte bu sorunu çözmek aslında dönüşümün temelini oluşturuyor.

Bununla birlikte ilçenin dijital ikizini oluşturma çabası da özellikle günümüz teknolojisinde önemli bir hamle. Ama işte vatandaşlar için bunlar bir anlam ifade etmiyor. Çünkü arka plandaki bu işler görünmüyor.

Ne zaman bunları hissederiz? Girişteki tasvirin tam karşılığı olan Ankara yolunun altında kalan 7 mahalledeki kentsel dönüşüm tamamlanabilirse!

İmar çalışmaları bitmiş bu alanın şu an dönüşmesi için uzlaşma ve yıkım-yapım aşamaları için engel kalmadı.

İşte Yıldırım’ın çehresini değiştirecek alan tam da burası!

Bu şehirde adil yaşamaktan bahsediyorsak bence önce Yıldırım’ın dönüşümü tamamlanmalı. Setbaşı-Yeşil-Emir Sultan hattının yeniden turizmin merkezine alınması önemli ama sorunumuz gerçekten oralarda değil.

Oktay Yılmaz’ın Ankara asfaltının altındaki 7, üstündeki 13 mahallede sahneye yansıttığı dönüşümü gerçekleştirmeliyiz. Buralardaki insanlar nefes alamıyor...

Siyaseten her şeyi eleştirebiliriz ama buradaki dönüşüm çalışmasına bir insani görev gibi bakmak zorundayız.
Bu bölgeleri ya birlik olur siyasi kavgayı kenara bırakır bugün dönüştürürüz ya da olası bir Marmara Depremi’nden sonra binlerce insanın kanını temellere katıp yeniden inşa ederiz!

***

Sonra gençler... Gençler gelecekteki Yıldırım’ın nesli olacak kişiler. Kütüphanede, spor salonunda yetişen, sanatla buluşabilen bir kitlenin yetişmesi kuşkusuz ilçenin en büyük dönüşümü olacak. Bu konuda da ilçede kütüphane sayısının artırılacağını Oktay Yılmaz’ın duyurması önemliydi.

Ama önemli bir gelişme daha vardı...

Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz son dönemde siyaseten partisinde üstlendiği misyonu basın toplantısında sahnede de gösterdi.

Diğer ilçe belediyeleri ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni eleştirmek için her fırsatı kullandı. Bir kütüphane hikayesini Bursa’nın trafik sorununa, artan toplu taşıma fiyatlarına bağladı. Dere ıslahı çalışmalarına ‘bizim işimiz değil ama’ diye başladı.

Sosyal desteklerde “Su faturalarına destek vereceğiz, diğer belediyeler de versin doğru kaynak yönetimi ile bu olur” dedi.

Oktay Yılmaz sahnede Yıldırım için süregelen projeleri anlattı ama satır arasında da ince notlar bıraktı.

“Kooperatifleri birleştirdik” dedi, “enerjimizi güneşten alacağız” dedi. “Park” dedi, “restorasyon” dedi.

Başkanın söylemediği ama söylemesi gereken şeyi de ben söyleyeyim o zaman:

Bursa’da dönüşüm yapılacaksa artık Nilüfer’in dışına çıkma zamanı geldi. Müteahhitlerimizin artık sınırlarını genişletmesi gerekli. Kolaya kaçıp halihazırda devasa alanlara inşa edilmiş az malikli siteleri dönüştürene kadar Yıldırım’a gelmeli. Hatta bunun için bakanlık da bir düzenleme getirmeli...