Dün yine Bursa’nın gündeminde ‘su’ vardı. Başkan Mustafa Bozbey bütün Bursa basınını Doğancı Barajı’nda topladı.

Başkan Bozbey, 2017’de DSİ ile BUSKİ arasında imzalanan Çınarcık Barajı ana isale hattı ve arıtma tesisi protokolünün 2021’de iptal edilmesinin Bursa’ya ağır bir maliyet getirdiğini söyledi. Ardından ekledi:

Protokol iptal edilmeseydi proje DSİ tarafından yapılacak, geri ödemeler 15 yıl içinde TL bazlı olacaktı. Ancak kredi çekilerek BUSKİ 155 milyon euro borçlandırıldı.”

Oysa bu program kesintilerin öncesinde yapılmalıydı. Çünkü siyasallaşmaması gereken su meselesi fazlasıyla siyasi bir malzeme haline geldi.

Mevcudun özetini çıkarırsak;

1996 yılında inşaatı başlayıp 2002’de açılışı yapılan Çınarcık Barajı’nda şehre yetecek kadar su dururken biz şehrin göbeğinde temizlenecek, temel ihtiyaçları dahi karşılayamayacak biçimde 12 saat susuz kalıyoruz.

Doğancı Barajı’nın dibini sıyırıyoruz.

Bursa’daki suyun yüzde 70’i tarımda, yüzde 15’i sanayide kullanılıyor. İçme kullanma için ayrılan yüzde 15’in yüzde 4’ü de paketleme tesislerinin.

Bütün bu şartlar altında oturduk suyun yüzde 11’ini kullanan hala hane halkı için su kesintileri sürüyor.

Bu kesintilerle günlük 50 bin metreküp su tasarruf ediyoruz.

Ve yetmiyor gidip kim suçlu diye cadı avına çıkıyoruz!

Biz suçluyuz.

Bursa’daki barajların tükenmesinden, mevsimsel etkinin 25 yıl sonraki planlamalarla eşit düzeye gelmesinden, vahşi sulamalar ile tarım yapmaktan, bilinçsiz sanayi kurulumlarından dolayı bugünün sorumlusu biziz!

23 yıldır hiç bunun hesabını sormadığımız için de ayrıca suçluyuz!

Şimdi sorumluluk ve suçun kimde olduğu konusunda hemfikir isek DSİ ve Bursa Büyükşehir Belediyesi yanına ilgili bakanlıkları da alarak bu konudaki süreci hızlandırabilir mi?

Su konusunu siyasallaştırmak istemediğini söyleyen cepheler güç birliği yapıp sıkıntıyı gidersin.

Lafı bırakıp, kavgayı bırakıp sadede gelsin ve 23 yıldır orada duran suyu birlik olup bu şehre indirsin.