Aralık ayı geldiğine göre tüm ülkenin gözünün kulağının çevrildiği o konuya el atabiliriz. Bu ay en az 20 gün asgari ücret konuşacağız.

2025 yılında Asgari ücret, bir işçi için aylık brüt 26 bin 5 lira 50 kuruş, kesintiler düştüğünde net 22 bin 104 lira 67 kuruş olarak uygulandı.

Asgari ücretin işverene toplam maliyeti ise bir işçi için 30 bin 621 lira 48 kuruş olarak hesaplanmıştı. Bu maliyetin 26 bin 5 lira 50 kuruşunu brüt asgari ücret, 4 bin 95 lira 87 kuruşunu işveren sosyal güvenlik primi, 520 lira 11 kuruşunu işveren işsizlik sigorta fonu oluşturuyor.

Gelelim 2026’ya...

Gelecek yıl için işçinin beklentisi öncelikli olarak enflasyona yenilmemek! Ama bu sene öncesinde ilginç şekilde işçi sendikaları görüşmelere katılmayacağını açıkladı.

Son toplantılarda işveren ve hükumetin ortak kararlarının etkili olduğu düşünüldüğünde bu aslında çok da sürpriz bir karar değil.

İlk toplantıda net biçimde işçi sendikalarının olmayacağı dillendirildi.

İş dünyasının karsızlık ve ihracatta pazar kaybı yaşadığı ve üretim maliyetlerinin arttığı bu dönemde işçi maliyetinin artmasına olan bakış açısı doğal olarak olumsuz.

Gelin biraz rakam hesabı yapalım:

Bugün asgari ücret net 22 bin 104 lira 67 kuruş. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın enflasyon beklentisi ise yüzde 32.

Kabaca bu oranda artış yapılsa rakam net olarak 29 bin 178 lira 16 kuruş olur. Bu rakam özellikle iş dünyasının kabul edebileceği bir durum değil. Pazarlıkların muhtemelen yeniden değerleme oranı olan yüzde 25,49 etrafında şekillenmesi muhtemel. Ya da 2026 hedef enflasyonunun (yüzde 13-19 arası) baz alınması.

Yeniden değerleme oranı dikkate alınırsa net asgari ücret 27 bin 739 lira 15 kuruş, yüzde 19’luk hedef enflasyon kadar artarsa da 26 bin 304 lira 55 kuruş rakamlarından bahsederiz.

Türk-İş’in açıkladığı son açlık sınırının da 29 bin 828 TL olduğunu düşünürsek açıklandığı anda açlık sınırının altında kalacak bir asgari ücreti görmemiz muhtemel.

Ama yine alım gücü kaybından bahsetmeden döviz bazında bir artış hikayesi dinleyeceğiz. Geçen yıl bu rakam ilk açıklandığında asgari ücret 628 dolar civarıydı. Bu yüzden bu sene 26 bin TL’lik senaryo gerçek olma ihtimali zayıf. Ama rakam 27 bin 739 lira olursa asgari ücret bu yazıyı yazdığım andaki kurla 659 dolar civarına çıkacak.

Elbette rakam belirlemek bizim işimiz değil ama rakamlar ve ülkenin yıllarıdır uyguladığı psikoloji ortada.

İşçiden başka kimsenin isyan edemeyeceği ortamda ve büyük bölümü asgari ücrete endeksli şekilde fiyatlanan bir ekonomi ekosisteminde enflasyonu baskılamanın yolu olarak bu yıl asgari ücreti de kullanacağız gibi duruyor.

Ülkenin sorununun asgari ücret değil, asgari ücretle çalışan kişi sayısı olduğu gerçeği unutulduğu için bu rakam haddinden fazla anlam içeriyor.

Engelli maaşından, dul-yetim aylığına, özel sektörde şeften genel müdür maaşına kadar bu artış oranı baz alınıyor.

Dezavantajlı kesim yüzde 25 artışla 1000 lira maaş kazancı sağlarken maaşı 100 bin TL olan genel müdür 25 bin TL maaşını artıyor. Yani her anlamda ücret dengesi şaşan ekonomide biz yine rakam peşine düştük.

Her yıl daha da kötüye gidiyoruz. Muhtemelen 2026’da TL birimi olarak asgari ücrete yapılacak zamdan daha fazla insanların ev kirasına zam gelecek. İnsanlar daha maaşı almadan zamları eriyecek.

Ama kimse bunu umursamayacak! Asgari ücret 27 bin 750 TL gibi bir rakamla açıklanıp aynı masallarla yola çıkılacak, mart ayında zam farkı yok olacak, gelir dilimleri güncellenmeyecek ve aynı ay insanlar gelir vergisi de ödemeye başlayacak. Yılın yarısına geldiğimizde maaşlar alım gücünü iyice yerle yeksan edecek ve birileri deri koltuğunda otururken sözde politika üretmeye, muhalefet yapmaya devam edecek! Biz de hiçbir şey olmayacağını bile bile bekleyeceğiz!