2026-2028 Orta Vadeli Programı (OVP) Resmî Gazete’de yayımlandı. 2025 yılında yayınlanan bu planın orta vadesi diğer OVP’lerimiz gibi tartışılır.
3 yıllık orta vadeli plan mı olur diye sorarlar adama. Toprağa fidan dikseniz 3 yılda kökünü anca geliştirir ama yine de tabii programı hazırlayan büyüklerimiz daha iyi bilir.
Planın ayrıntılarına bakınca Türkiye ekonomisinin 2025’teki yüzde 3,3’lük büyüme performansının ardından, 2026’da yüzde 3,8, 2027’de yüzde 4,3 ve 2028’de yüzde 5 büyümesi hedefleniyor. Yani ülkemizin yeniden büyümesi için gibi görünen bu hedef aslında iç piyasada daha rahat para harcanabileceği olarak da yorumlanabilir. Çünkü 30 milyon kişi fazladan 1 paket mendil alsa zaten hatrı sayılır bir büyüme yakalarız.
Tabii bir de enflasyon gerçeğimiz var. orası için de 4 yıl içinde muazzam bir öngörü sezdik.
2024 sonunda yüzde 44,4 olarak gerçekleşen yıllık TÜFE’nin, 2025’te yüzde 28,5’e, 2026’da yüzde 16’ya, 2027’de yüzde 9’a ve 2028’de yüzde 8’e gerilemesi öngörülüyor.
Hatırlatmakta fayda var. Bu ülkede enflasyon en son %8’i gördüğünde Kasım 2015’ti. Yani kabaca aynı yere gelmek için 13 yıl zaman geçirmiş olacağız. Tabii bir de plan tutarsa.
OVP diye anlatılan kısa vadeli planlar orada dursun sahanın gerçeklerine de inelim.
Üretici tarafında maliyet baskısı devam ederken tüketici tarafında borç yükü artıyor. Konut piyasası arz tarafındaki daralmaya paralel olarak fiyatlarda seyir yine bildiğiniz gibi.
Sanayici üretim yapmak için gerçekten can suyuna ihtiyaç duyuyor. Yapılan göstermelik destekler piyasa gerçekleri ile örtüşmüyor.
Çalışan maaşları temel insani yaşam şartlarını karşılamıyor, açlık sınırı ile asgari ücretin arası 4 bin 300 TL’yi geçti.
Çin tarafındaki üretim avantajının ihracat kanadında oluşturduğu baskı ve bunun iç piyasaya sirayet etmesi de dikkat edilmesi gereken farklı bir konu.
Bu ülkedeki katma değerin ülkede kalması ve fazlasının ihracını konuşmamız gereken yerde, Çinli markaların farklı ülkelerdeki şirketler aracılığı ile antidamping kurallarını delmesini konuşuyoruz. Üstelik Rekabet Kurumu nezdinde sürekli soruşturma açıyoruz.
Toparlarsak, sadece enflasyonu düşürmek üzerine hazırlanmış bir ekonomi programı yürütülen ülkemizde orta vadeli denen plan da aslında bu süreci desteklemek için hazırlanmış.
Ama siyasi endişe, kaçan yatırımcı ve şirketlerimizin düşen piyasa değerleri kimsenin umurunda değil gibi.
Enflasyonun tek başına bir anlam ifade etmediğini gözlerdeki ışıltıya tecrübe etmiş bir milletin ısrarla aynı yöne yürümesi ne kadar gerçekçi?
Arz-talep dengesi kurulmadan, üretim güçlenmeden, piyasadaki gerçekler kitaptaki rakamlarla örtüşmedikçe ne değişebilir ki!