Bursa Belediyeler Birliği, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü iş birliği ile ‘Bursa İRAP 2027-32 Afet Risk Azaltma Çalıştayı’ dün başladı. 2 gün sürecek çalıştayın ardından bir sonuç raporu yayınlanacaktır diye düşünüyorum. Her ne kadar bu olayı artık gerçekleştirmiyor, çalıştayları bir panel havasında yapıyor olsak da çalıştayların bilim temelli sonuçların ortaya çıkacağı bir akademik alan olduğunu unutmamak lazım.
Konuya dönecek olursak yine yoğun katılımlı bir açılış seramonisi ile çalıştay başladı. Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz sadece deprem değil sanayi bölgesi yangınlarına kadar birçok riski bütüncül bir planda incelemek gerektiğinin altını çizdi. Afetlere karşı risk azaltımının artık bir zorunluluk olduğunu vurguladı.
Sahi, Vişne Ticaret Bölgesi olarak adlandırılan alan çevresindeki Yunusemre, Duaçınarı, Yavuzselim gibi mahallelerde kaç konutun alt katında polyester malzeme ile üretim yapılıyordu? Mesela bu alanlar neden hala kentsel dönüşümde öncelikli hale getirilmedi? Madem sadece deprem değil konu bunu neden tartışmadık?
Gerçi büyük bir katılımcının ki bunun içinde konuyu asıl dinlemesi gereken belediye başkanlarının, protokol mensuplarının olması gerektiği halde çoktan salonu terk etmiş oldukları ilk oturumda (Salonda sadece Oktay Yılmaz ve Ferhat Erol kaldı) Doç. Dr. Mustafa Şenkaya OSB’lerin risklerine biraz değindi ama o kadar işte. Bölgenin en çok OSB’sine ev sahipliği yapan şehirde Gemlik ve İznik vurgusu yapan Şenkaya burada oluşacak depremlerin konutlar kadar OSB’ler nedeniyle de farklı riskler barındırdığını söyledi.
Kendisi örneği akademik kimliğinden dolayı tam veremedi ama ben buradan vereyim:
Gemlik ve İznik hattını etkilemesi muhtemel bir depremde konutlar ile birlikte bir yanda gübre fabrikası ile bir diğer yanda haddehane ya da dökümhane aynı anda hasar alırsa olabilecekleri hesapladık mı acaba?
Bence bunu popülist olmadığı için hiç düşünmedik. Tıpkı Gemlik ve Mudanya’ya deprem anında denizden nasıl yarım gelebileceğini o iskele ve limanların ayakta kalıp kalmayacağını planlamadığımız gibi...
Biz yine havanda su döven konuların üzerinde konuşurken ve bunu artık kanıksamışken Prof. Dr. Volkan Karabacak gözleri farklı bir noktaya çevirdi:
İnegöl’e!
Evet deprem dediğimiz zaman sürekli Bursa fayı ve Gemlik-Mudanya hattını konuşmaya alışmış bir şehirde bilimsel bir veri ile İnegöl’ü koydu masaya!
Yapılan kazı çalışmaları sonucunda İnegöl’de 6,9 büyüklüğünde bir deprem gerçekleşmesi için yapılan olasılık hesabı yüzde 107 olmuş. Yani burada her an bir kırılım olabilir. Volkan Hoca kırılımın yaşanacağı alanın şehirden uzakta olsa da zemin etkisinin direkt şehir merkezini etkileyeceğini sözlerine ekledi.
Söylediği bir diğer şey ise daha ürpertici idi. İnegöl’de oluşacak depremin birden fazla fayın aynı anda kırılmasını tetikleyebileceğini söyledi. Sizin de aklınıza Gemlik geldi değil mi? Karabacak Kahramanmaraş depremlerinde yaşanan çoklu fay kırılmalarını örnek verdiği esnada Gemlik’in zemin yapısı, sıvılaşma riski ve etrafındaki OSB’lerin potansiyel yangın patlama riskleri, limanların çökme ihtimali belirdi.
Bir yanda evlerin yolların üzerine yıkıldığı için ulaşılamayan İnegöl, diğer yanda bir tarafı enkazdan girilemeyen, diğer tarafı alev alev yanan, limanları hasar almış Gemlik.
Söylesenize buna hazır mıyız?
Koca koca insanları bir otelin en büyük salonuna toplayıp havanda su dövmekten öteye neden gidemedik?
Üstelik kentleri yönetenler bu tarz şeyleri değil de artık sadece açılış konuşmalarını önemsiyor. Tıpkı yıllardır yapılıyormuş gibi davranılan işlerdeki gibi...