2025 yılı ardımızda kalırken Bursa’da Büyükşehir Belediyesi maarifeti ile hayata geçen projeleri dinledik.
Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey salt sunumu 2,5 saat sürecek konuşması öncesinde bugün sizi biraz rakama boğacağım dedi ama rakamlar hep satır arasında kaldı.
Bazı rakamlar şöyleydi:
- Bursa Planlama Ajansı 835 pafta üzerinde çalışıp 72 rapor hazırladı ve 80 kurumla mülakat yapıldı.
- 536 bin binanın risk analizi çıkarıldı
- 60 yeni derin su kuyusu açıldı
- 6 milyar 174 milyon TL’lik BUSKİ yatırımı gerçekleştirildi
- 3 atıksu arıtma tesisi hayat buldu
- Merinos’taki GES ile Büyükşehir’in enerji ihtiyacının yüzde 25’i güneşten sağlandı
- 338 bin ton evsel atık bertaraf edildi
- 2,13 milyar Euro’luk Yeşil Kent eylem planı kapsamında çalışmalar başladı
- 244 bin metrekare yeşil alan kene kazandırıldı
- 142 bin kilogram sıvı gübre üretilip tarım ekosistemine sunuldu
- 44 ton tohumluk buğday hibe edildi
- 5 milyon 336 bin litre çiğ süt alımı yapıldı
- 130 bin çorba dağıtıldı
- 10 bin öğrenciye bursa verildi/veriliyor
- 139 bin 471 evde bakım hizmeti verildi
- 42 afet istasyonu kuruldu hedef olarak 100 belirlendi.
- 17 OSB belediyenin afet programına dahil edildi
Bunlar benim dikkatimi çekti. Ama daha fazla rakam ve proje görmek isteyen sitemizdeki haberlere de bakabilir.
***
Başkan Bozbey’in uzun konuşmasının sonunda birçok meslektaşımın dikkati dağıldığı için konu tam anlaşılamadı ama şehri tanıtamadığımız için basın da biraz paylandı.
Evet bir salon dolusu gazeteciden en fazla 10’unun Aktopraklık gibi bir turistik değeri bilmesi kabul edilebilir bir mesele değil.
Ama bu tanıtım faaliyetlerinin yeterli olduğu anlamına da gelmiyor. Aktopraklık’ta çocuklar için belli aralıklarla yapılan kazı etkinliklerini ve Bursa Müze gibi bir değeri ben biliyorum. Mümkün mertebe çocuğumla etkinliklere de katılıyor, çevreme anlatıyorum ama “Siz bunu geniş kitlelere duyurmak için ne yapıyorsunuz?” diye soracak muhatap bulamıyorum.
Milyon milyon para akıtılan sosyal medya hesaplarında da göremiyorum!
Ya da bundan seneler önce TÜRSAB Güney Marmara öncülüğünde başlayan “Herkes şehrinin turisti olsun” projesine de bir destek göremedim.
Eleştirince eleştirdi oluyoruz ama bunu da söylemem lazım “Bursa olarak bıçağımızı bir ilçeye kaptırdık” dedi Bozbey. Bahsettiği ilçe Yatağan’dı.
Peki o zaman şunu sormak lazım geçen yıl Bursa Bıçak Festivali’nin katılımcıları arasında Denizli Büyükşehir Belediyesi ve Yatağanlı bıçakçılar neden vardı? Neden orada Yatağan bıçağı satıldı?
Yarın kaplıcalar için bir etkinlik yapsak oraya da Afyonkarahisar’ı çağıracak mıyız?
***
“Bursa olarak elindeki değerleri başkasına kaptırmak için özellikle çaba sarf eden bir şehiriz”
Yukarıdaki cümleyi de alın şehrin her yerine asın. Çünkü Bozbey’in kurduğu bu cümle son 10 yılda bir siyasetçinin söylediği ve Bursa’yı yansıtan en doğru ifade.
Bu cümlede payı olan herkesin bu kente borcu var. Havlu üretemeyen sanayi, bıçakçılığı küçücük bir alana sıkıştıran kent yönetimi, kaplıca turizmine sahip çıkmayan turizmci ve şehrin en büyük sıcaksu kaynağının üzerine TOKİ konutları yapan Bakanlık da dahil olmak üzere bunlara ses çıkardığında sesi kesilen vatandaşlara karşı duranların da borcu var.
Bu kesimlerin hepsi payını aldıysa üzerine kalanını da pay edelim!
Bu şehirde değerlerin korunması için tek unsurun coğrafi işaret olduğunu düşünen yerel yönetimlerin o ürünlerin üretileceği alanları koruyamadığı gerçeğini unutmayın!
Bugün Bursa bıçağı üretmek deveye hendek atlatmaktan daha zor. Hem hacimler düşüp ölçek ekonomisine yenildi hem de pazar kaybedildi.
Meyve sebze işine hiç girmiyorum çünkü onların yetişeceği alana da bina dikildi!
Somut olmayan mirasın hikayesi tek tipleştirilemedi! Herkes başka anlattı. En basiti Karagöz ve Hacivat’ın hikayesindeki camiyi bile netleştiremedik!
Ve son pay da elbette gazetecilere kaldı!
Gazeteci dediysem;
Bu şehirde 3-5 tanıdık sayesinde belediye toplantılarına giden şehrin sorununu konuşabilecek kadar şehrini tanımayan, akarsularını, şelalelerini, tarihi değerlerini, ilçelerini bilmeyen hayatı boyunca bir kere bile Harmancık’a gitmemiş, Büyükorhan’da kavurma yememiş, İznik’te çay içmemiş, Orhangazi’de göl yolunda yürümemiş, Karacabey’den soğan almamış, Suuçtu Şelalesi’ne uğramamış, Oylat’ı kaplıcadan ibaret sanan insanları kastediyorum.
Hepsini geçtim şehirdeki belediyeleri bir nefeste sayamayacak insanlar tanıyorum.
Aktopraklık’a gitmek için bile belediye organizasyonu soran insanların olduğu bu saçma zümre neden o masalarda?
İşte bu şehre yapılan en büyük kötülüğün sahibi o koltukta o kişilerin oturmasına müsaade edenler!
Tüh gazeteciler diye başladım ama yine son pay da belediyelere kaldı iyi mi...
Neyse birileri üzerine alınır belki...