1 Temmuz 2026 itibarıyla yaygınlaşan ve teşvik bedeli olarak da 1 TL değer biçilen “depozitosu olan ambalajlar” ya da kısaca DOA olarak bilinen depozito iade sistemi ilk ayını doldurmaya başlarken sistemin sıkıntıları da kullanıcı geri bildirimleri ile çözülmeye gayret ediliyor. Ama atılan bazı adımlar işi zorlaştırmaktan öteye ne yazık ki gitmiyor.
Herkes gibi cihaz sayılarının yetersizliğinden ya da kapasitelerinden bahsetmeyeceğim. Çünkü sistem henüz çok yeni ve cihazlar için hala kısıtlı sayılabilecek bir üretimin karşısında muhteşem talep görüyoruz. Şöyle söyleyeyim Bursa’da bu makinelerin üretimini yapan REVEGO gelen talebe yetişmek adına kendi bahçesinde yer alması planlanan ikinci makineyi bile sisteme dahil edemedi. Çünkü üretilen her makinenin gideceği yer belli.
Makineler üzerindeki hazne ve yazılım konusundaki güncellemeler de devam ediyor. Birçok marka bu konuda ciddi ciddi çalışmalar yapıyor. Yapılan bu çalışmalar da vatandaşlardan karşılık buldu.
Çok ilgi çekici olmadığı ve speküle edilemeyeceği için kimse çocukları ile oraya gelip onlara bu şişelerin neden ekonomiye kazandırılması gerektiğini anlatan bilinçli ebeveynlere sosyal medyada yer vermiyor. Bunun yerine geçimini bu işten kazanan emekçilerin çuvallar ile ürünleri getirdiği görseller, videoları görüyoruz.
Evet bu aşamada bu sistemi suistimal olarak yorumlanabilir ama cihazlar yaygınlaştıkça durum azalacak.
Sistemden TCKN ile girişleri kaldırmak olumlu bir adımdı. Yapacak olanı engellemedi ama. Bu sefer insanlar 5 kişi sıraya girmeye başladı.
Bu konuyu iş edinmiş kişilerin depozito iade makinelerinden uzaklaşarak toplu biçimde çok daha yüksek adetli iadeleri yapabilmesine olanak tanımak adında da toplu iade merkezleri oluşturuldu.
Mesela Bursa’da bu merkez operasyonun yüklenicisi BURKASAN’ın Kestel’deki fabrikası olarak belirlendi. İşte tam da bu noktada bir atasözümüz karşımıza çıktı!
“Bu ne perhiz ne lahana turşusu!”
Çünkü Türkiye Çevre Ajansı konuyla ilgili açıklamasında toplu iade merkezlerinde teşvik bedelinin 50 kuruş olarak belirlendiğini duyurdu. Depozito iade makinelerindeki yoğunluğu azaltmak adına toplu iadelerde daha fazla yol gitmesini istediğimiz insanlara bir de “daha ucuza bu iadeleri alacağız” derseniz kimse o makineleri bırakmaz. Yine 5 kişi makinenin başına gelip 1000 ambalajı iade edip giderler.
Toplu iade işlemi aynı zamanda yüklenici firmanın operasyonel sürecini de azaltan bir adım. Bu karar neden alınmış anlamış değilim. Acilen düzenlenmesi gerekli. Üstelik birçok ürüne 1 TL depozito bedeli ilave edilmişken bu yanlış adımın hızlıca düzeltilmesi gerekli.
***
Makineler konusunda çok farklı modeller söz konusu ama bazı makinelerin alüminyum ve pet haznelerinin birlikte yer aldığını gördük. Bence bu tarz makinelerin kaynağında ayrıştırma konusu ile paralel biçimde yine 3 ayrı hazneli modeller üzerinde tektipleşmesi gerekli.
Yazılımsal tarafta makineler hızlanmaya devam ediyor ve bu gelişme sevindirici.
DOA uygulaması ile iade süreçleri kolaylaştırılmış durumda ama bakiyeyi kullanabilmek adına mecburen Emlak Katılım tarafından bankacılık hizmeti sağlanan DOA Finans müşterisi olmak zorunda bırakılmak mantıklı gelmedi.
Neden iadeler için ekstra bir finans kuruluşunun müşterisi oluyorum? Doğrulama ise sim kart veya e-devlet kapısı ile kolaylıkla yapılabilir doğrulama için daha kolay kullanılabilir bir ödeme sistemi geliştirilmeliydi.
Hadi bu olmadı diyelim o zaman bu hesap süreçleri daha stabil çalışmalı. Bazı müşteriler sim kart değiştirmese bile sim kartı blokeye düşüyor, doğrulamalar özellikle teknolojiden uzak kişiler için zorlayıcı. Mesele teşvik ise bu işler bu kadar zor olmamalı!
***
Bugün DOA sisteminde öncelik toplu iade merkezlerindeki teşvik bedelinin 1 TL’ye yükseltilip şehirlerde belirli mesefalerde (30 km çap gibi) yaygınlaştırılması sağlanmalı. Bu aynı zamanda iade makinelerindeki yükü ciddi oranda düşürecek.
Sisteme ağırlıklı pet ve cam atılıyor. Pet’in hemen hemen hurda fiyatı aynı ama cam hurdası daha ucuz olduğu için makinelerde bu konuda daha fazla yoğunlaşma var. Ama mesela alüminyum kutular konusunda işi hurda olanlar hala bu ambalajları ayrı toplayıp kilo ile satıyor. Çünkü hurda fiyatı daha pahalı. Yani ambalaj türlerinde de bir fiyat ayrımı gerekiyor.
Marketlerde yer alan cihazlarda özellikle zincir marketlerde dolan ünitenin boşaltılması ile ilgili sorun var. Bu da sistemin en büyük hatasının bu konumlamalar olduğunu gösterdi.
Bu sistemi üç harfli marketler ile hayata geçirmeyi planlayanların halihazırda o marketlerin şubelerinde aynı anda sadece 2-3 kişinin çalıştığını ve birçoğunun nefes almaya bile vakti kalmadığını unuttuğunu gördük! Yemek yemek için vakit bulamayan personel de haklı olarak günde 1 kere makineyi boşaltıyor o da genellikle kapanışa yakın oluyor. Ve bence bu konuda da kimseye kızamayız!
İade sistemlerini bundan sonra küçücük marketler ile değil AVM otoparkları, kamuya açık büyük ve tesisleşilebilir parklar, şehre yakın sanayi bölgelerindeki fabrikaların bahçeleri, okullar gibi yoğunluğu daha dağıtabilir olacağımız alanlarda planlayıp makinelerin süreye göre bir ya da iki görevliye zimmetlenmesi ile yürütmek gerekli.
Özellikle okullara kurulursa en azından devlet okullarımız da ek bir kaynak yaratmış olur. Hepimiz biliyoruz ki bu makineler o marketlerde bedava durmuyor. İnsanların okula girmesi de gerekmez. Okulun bahçe duvarında açılacak bir alan ile süreç pek ala yönetilir. Mesele buna niyet edilip edilmediğidir...