Hepimizin bildiği bir konu. Nilüfer Çayı temiz akmıyor.

Ve yine hepimizin bildiği gibi tarımsal amaçlı bilinçsiz kullanım, sanayi ve evsel atıklar Nilüfer Çayı’nı kirletiyor.

Kaynağında berrak olan su denize adeta zift gibi dökülüyor.

İşte bildiğimiz bütün bu gerçekleri Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (BUSİAD) “Herkesin bildiği sır – Nilüfer Çayı” başlıklı bir sunumla yeniden hatırlattı.

***

Bursa’nın aort damarı olan Nilüfer Çayı’nda artık su ve oksijen yok denecek kadar az. Yani aort damarımız yüzde 99 tıkanmış durumda. Acil önlem alınmaz, aort damarı temizlenmezse, çok da uzak olmayan bir süre içinde Bursa terk edilen bir kente dönebilir.

Nilüfer Çayı’nın Bursa şehir merkezinden geçmesi, Bursalılar için ne kadar şans olmuşsa, Nilüfer Çayı için ise o kadar şanssızlık olmuştur. Nilüfer Çayı ne kadar Bursa’ya hayat vermişse, Bursalılar onun hayatını o kadar kısaltmıştır.”

Yukarıdaki sözleri BUSİAD Başkanı Buğra Küçükkayalar söyledi. Suyun denize döküldüğü yerde kalitenin 4. dereceye dönüştüğünün altını çizdi.

Sonra sunumu yapmak üzere BUSİAD Avrupa Yeşil Mutabakatı Görev Gücü Başkanı Hüsamettin Çoban sahneye geldi.

Çoban’ın uzun uzun anlattıklarını yazamayacağım elbette ama bazı yerlerin altını çizmek gerekli.

-Nilüfer Çayı’nı OSB’ler kirletiyor algısı yanlış! 100 kilometreden daha uzun olan çay üzerinde çok fazla baskı noktası ve materyal var.

-Yetersiz altyapı ve kanalizasyon sistemleri, endüstriyel atığın evsel atığa karışması gibi sorunlar var.

-Sudaki iletkenlik değeri çok yukarıda ve bu da o su ile sulanan toprağın tuz oranını artırarak verim kaybını tetikliyor.

-Sıfıra yaklaşan oksijen miktarı nedeniyle canlı yaşamı mümkün değil! Sadece balıklar değil bitkiler bile ölüyor!

-Azot beslemesinden dolayı Nilüfer Çayı bataklık formu kazanmaya başladı.

-Nilüfer Çayından su diye bahsetmek artık mümkün değil!

Bunlarda aslında yine herkesin bildiği gerçekler değil mi? O zaman organizasyonun bence en net olan cümlesini söyleyeyim:

Herkes evinin bahçesini süpürse yeter”

Bugün artık Nilüfer Çayı’nı yeniden canlandırmanın maliyeti çok yüksek. Ama Eskişehir’de Porsuk Çayı gibi bir örnek de önümüzde.

Sanayicinin başka dertleri var ama bu şehrin gerçeği de karşımızda. AB fonu mu bulunur, hibe mi bulunur yoksa kredi mi çekilir bilmem ama her sanayi kuruluşunun evinin önünü süpürmesi ve kendi payına düşeni yapması gerekli.

Sanayicinin bugün farklı dertleri var ama unutmayalım ki susuzluk derdinin temelinde de o bahçede yapılmayan temizlik var! Bugün önemsenmeyen konu düz vatandaşa 1 ama sanayiciye 50 eksi yazar.

Akabinde arıtma tesislerinin kapasitesinin yapılan iş ile uyumlu olması adına yatırımlar yapılmalı.

Kamu tarafına gelince evsel ve endüstriyel deşarjların ayrı hatlardan yapılması ve bir birne karışmaması sağlanmalı.

OSB dışında kaçak fabrika ve üretim alanı kurulmasına izin verilmemeli.

Çiftçinin pestisit kullanımından uzaklaşması ve tarımsal sulama konusundaki bilincinin artırılması gerekli.

Sonra vatandaşların hep bir elden harekete geçip Nilüfer Çayı’ndaki balçığı ve fiziksel pisliği temizlemesi gerekli.

Yani aslında herkesin yıllardır yapıyor olması gereken şeyi bugün yapmaya başlaması gerekli.

“Temizlik imandan gelir” düsturu ile hareket eden bir toplum evinin bahçesini süpürebilmeli!