Bir grup adeta yatıp kalkıp aynı soruyu soruyor. Hurda araç teşviki ne zaman çıkacak?

Peki bu gerçekten bir ihtiyaç mı ve bize ne kazandıracak?

Her şeyden önce bir tanımla başlamak istiyorum, klasik otomobil dediğimiz tanım 30 yaşını doldurmuş araçları kapsıyor.

Böyle bakınca nostaljiden vazgeçemeyen halkımızın büyük bölümü artık klasik otomobil kullanıyor.

İşin şakası bir yana bu işin olurunu artık ciddi ciddi konuşmamız lazım.

TÜİK’in 2024 verilerine göre Türkiye'de ortalama otomobil yaşı 15,6.

Bir otomobilin ekonomik kullanım ömrü ise 10 yıl olarak kabul ediliyor. Yani ülkemizdeki araçların büyük çoğunluğu ne yazık ki ekonomik ömrünü doldurdu.

Ama yine de yollarda. Çünkü 2 yılda bir yapılan muayeneden geçiyor. Euro 7 konuştuğumuz dünyada çok daha düşük seviyelerdeki egzoz emisyon testi değerleri ile trafikte seyredebiliyor.

Şimdi vatandaşın alım gücü yok ekonomi kötü gibi alanlara girmeden bu işin artık neden bir zorunluluk olduğunu anlatmak lazım!

Her yıl ülke olarak trafik kazaları nedeniyle ekonomide neredeyse 20 milyar dolarlık zarar yaşıyoruz. Kazaların yollarda oluşturduğu hasar, sebep olduğu ithalat, can kaybı, sağlık hizmeti masrafı gibi birçok kalem karşımıza çıkıyor.

Bunun yanı sıra kullanımdaki araçların büyük oranı ithal araçlar ve her kaza aynı zamanda parça ithalatı demek.

Ve araç yaşı arttıkça kazaya karışma ihtimali de ne yazık ki yükseliyor. Bununla birlikte yolda aniden bozulan ve şerit kapatan araçların oluşturduğu trafik nedeniyle ekonomik ve çevre faktörlerine verdiği zarar da işin ayrı bir boyutu.

Bugün 35 yaşında freni tutmayan bir aracın sizin yeni aracınıza çarpma ihtimali ne yazık ki azımsanmayacak kadar yüksek. Çünkü ne kadar bakarsanız bakın 30-35 yıllık bir aracın yeni bir araç ile aynı güvenlik şartlarına sahip olma ihtimali yok.

Hatta trafikte gezen birçok araçta ABS ve hava yastığı gibi temel ve hayati bir özellik yok.

***

Tabii hurda teşviki ile bu araçların değerleneceği ve farklı avantajlar sunulacağı haberleri bir grup simsarın da iştahını kabarttı.

Bunun da önüne geçecek ve araç parkını yenileyecek bir adıma ihtiyacımız var. Eski araçları da yetkili söküm tesislerinde sökerek granül halinde kullanılacak her parçasını ham maddeye dönüştürerek ekonomiye yeniden dahil edebiliriz.

Buradaki açmaz elbette fiyat. Kimse 30 yaşındaki hurda arabaya 200 bin TL nakit vermez. Kabaca bir hurda bedeli çıkarsak, bir araç etse etse 10 bin TL eder. Bu rakama da aracı hurdaya çıkarmaya teşvik edemezsiniz.

Bunun yerine Türkiye’de halihazırda üretilen bir ya da 2 model için özel optimizasyon ile piyasaya sunulacak ‘ekonomik ve vergiden arındırılmış’ araçları teşvik kapsamına sokabiliriz.

Yerlilik esaslı 2-3 model arasında sınırlı kalacak bu sistem ile hem otomotiv piyasasında bir hareketlilik hem de trafik kazalarında azalma, kaynak tasarrufu sağlanır.

Alınan aracı 10 yıl satamama şartı da koyulursa (satış yapılırsa vergi ödemesi zorunlu olur) gerçekten bu araçların dönüşümünü sağlarız.

***

20 yaşın üzerindeki araç stokunun yok olması adına hurda teşviki bu ülke için bir zorunluluk. Trafikteki araç güvenliği git gide bir milli ekonomi meselesine dönüyor. Çünkü her geçen yıl trafik kazalarının ülkeye maliyeti artıyor. 1 yıllığına bu ÖTV’den feragat edilmesi zaten azalan kazalar ile kendisini sübvanse edecek.

Bir yandan da ekonomik olarak düşük seviyede kalan grup bahaneyle can güvenliği daha yüksek olan araçlara binecek!