Bursa’nın en büyük sorunlarını sıralarken herkesin ilk 3’te yazdığı bir mesele var. Plansız yerleşim. Bu plansızlık kendisini bazı bölgelerde öylesine fazla hissettiriyor ki gittiğiniz yolun çıkmaz sokağa vardığını anlamıyorsunuz.
Çünkü ucu açık olan sokağın son parseli zamanında kamulaştırılamadığı için orada bir konutun yükselmesine engel olamıyorsunuz.
Ve sistem o kadar hızlandı ki sadece birkaç ayda olmayan bir yerde ev görmek mümkün. Yıkım kararı erken alındığında bile bir kere yürütmeyi durdurma kararı çıktıysa geçmiş olsun. Camları kapandı ve içinde yaşam olduğu için yıkamazsınız. Belediye olarak yüklü miktarda ceza kesersiniz, kaçak yapıdan dolayı hapis cezası verilir, hapis cezası paraya dönüştürülür. Aynı suça çift ceza olmayacağı için hapis cezasının ödemesi yapılır ve konunun üstü kapanır. Üstelik yaşam olduğu için kanunen su ve elektrik de götürmek zorunda kalırsınız.
Bunlar özellikle çarpık yapılaşmanın olduğu yerlerde bolca kullanılan ve birçoğu yığma tuğla diye adlandırılan kolonsuz yapıların hayatımıza girmesi olarak karşımıza çıkıyor.
Bir kere bu düzeni ve kaçak yapılaşmanın cezasını caydırcı kılmadığımız müddetçe kaçak yapılaşmanın önüne geçemeyiz.
Bununla birlikte Bursa gibi bütün büyükşehirlerimizde kentsel dönüşümü de karar almadığımız her gün daha büyük bir sarmalın içine sokuyoruz.
***
Dün Nilüfer Belediyesi kentteki konutların depremlere karşı direncini artırıp bütüncül bir kentsel dönüşüm çalışması başlatmak üzere düğmeye bastı. Projenin lansmanını da Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir yaptı.
Nilüfer’in parsel ya da bina bazlı değil ada bazlı dönüşüme ihtiyacı olduğunu vurgulayan Özdemir özellikle Esentepe, İhsaniye ve Karaman bölgesini işaret etti.
Ama tecrübe kazanmak için projeye Barış Mahallesi’nden başlayacaklarını söyledi. Bunu söylerken bu bölede daha az sayıda malik bulunduğunu ve uzlaşı sürecinin çok daha kolay geçeceğini söyledi.
Planlarının da Mart 2029’da 1,17 hektarlık alandaki bu dönüşümü tamamlamak olduğunu söyledi.
Özdemir’in özellikle üzerinde durduğu konu net biçimde projelerin tamamlanmasıydı. Nilüfer’de yıkılıp 8 yıl geçmesine rağmen hala teslim edilemeyen projeleri örnek gösterdi.
Zamanında yapılan imar kanununa aykırı dönüşüm projelerinin oluşturduğu imar kirliliğini de anlattıktan sonra 4 etapta planladıkları Esentepe-İhsaniye-Karaman bölgesine geldi.
“Acele kamulaştırma olmadığı müddetçe orada uzlaşı çalışmaları uzun sürecektir” dedi.
***
Yazının başında anlattığım senaryonun hala hayatımızda olduğu yerleri hep Yıldırım ve Osmangazi ile özdeşleştirmiş olsak da ne yazık ki bahsettiğimiz alan da bunun yaşandığı yerlerden. Ve bugün bile bazı yerlerinde imalatlar devam ediyor.
Şadi Özdemir’in de vurguladığı gibi 2 kat imara rağmen 4-5 katlı yapılar bulunuyor. Bulunması yetmiyor birileri kat çıkmaya devam ediyor, bir önceki dönemden aldığı ruhsatla inşaat yapıyor.
Sahi ada bazlı dönüştürülecek bu alandaki ruhsat süreçleri neden durduruldu diye bir açıklama yapılmadı? Ya da saha denetimleri bu sürede sıkılaştırılacak diye bir açıklama da gelmedi.
Yoksa bu da sadece bir katalog projesi olarak kalıp Barış Mahallesi’ndeki dönüşüm rantına ‘tecrübe’ adı altında bir kılıf hazırlamak için mi hazırlandı?
Kişiler değişse de Nilüfer yıllardır Bursa’da rant için kullanılan adı ne yazık ki bu şekilde anılan bir ilçe. Çünkü samimi projeler değildi hiç biri. Hem yüklenici hem de malik daha fazla nasıl kazanırız diye kamuyu zarara uğrattı.
Elimizde muhtelif yerlerdeki kule siteler kaldığından herkesin aklına bu soru takıldı...
Özdemir, Barış Mahallesi’nde bunun yaşanmayacağının garantisini verdi. Ama belediyenin garantör olduğu projenin hayata geçirileceğini söyledi. “Malik de yüklenici de birbiri ile değil belediye ile muhatap olacak” dedi.
Her şeyden bağımsız başarılırsa büyük iş olur ama olmazsa da siyasi bir intihar olarak tarihe geçer bu proje. Tıpkı 0,50 gibi yad ederiz günü geldikçe...