Geçen yıl sınırda kalan antep fıstıklarından sonra popüler kültürün bir unsuru olarak “Dubai Çikolatası” patlaması yaşadık. Yetmedi aklınıza gelebilecek neredeyse her ürünün antep fıstıklısı yapıldı.
Katma değeri yüksek bir ürünün zayi edilmesi elbette düşünülemezdi. Nitekim öyle de oldu ve ekonomiye kazandırıldı.
Bu yıl ne oldu peki?
Bursa’nın göz bebeği ürünü olan Kraliçe inciri diye adlandırılan Bursa Siyah İnciri’ni başta Almanya ve Avusturya olmak üzere bazı ülkeler ihracatlık ürünü sınırdan çevirdi.
Önce popülist olarak sorayım;
Her şeyin incirlisini yemeye hazır mıyız?
Olayı özetleyecek olursak, bu yıl ilginç bir şekilde siyah incir en çok ihracat yaptığımız ülkeler arasında olan Almanya ve Avusturya fiziksel testleri gerekçe göstererek bursa siyahını ülkelerine almadı.
Uludağ Yaş Meyve ve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Senih Yazgan fusarium isimli bir fiziksel bozulma gerekçe gösterilerek ürünlerin reddedildiğini söylerken ekledi “Çok fazla dayanmayan ürünler ve sorunun çözülmemesi 18 bin ton Bursa Siyah İnciri’nin, dolayısıyla da 45 milyon Euro gibi bir rakamın çöpe atılması demek.”
Bu yıl ürünün ihracata gitmemesi, tarladaki mahsulün iç piyasaya yönelmesi ve bu da iç piyasadaki fiyatların bir anda düşmesi demek.
Ama bu pazardaki fiyatında düşeceği anlamına gelmiyor. Daldaki ürünün toplanması için üreticinin ihtiyacı olan rakamı ve basit maliyet hesabını daha önce yapmıştık. Şu an üreticiden alınan ve sevk edilmeyi bekleyen ürünler ile sınırdan çevrilen ürünlerin ekonomiye kazandırılması için süre de çok kısıtlı. Yolda bozulmaya başlayacak incirden reçel ve pekmez yapılıp piyasaya sunulabilir. Halihazırda soğuk hava deposundaki ürünler ise dondurma, soğutarak dondurulmuş ürünlerin yanı sıra inovatif bir formda karşımızda olacak gibi duruyor. Çünkü kilosu 80 TL’den alınmış olan inciri 30 liraya kimse satmayacaktır.
Fusarium meselesine gelecek olursak;
Bursa siyah inciri zamanında bir erken olgunlaştırıcı yüzünden sabıka görmüş ve akabinde yasal sınırlar dahilinde bile pestisit kullanımı olmayan tamamen organik yetiştirilen bir ürün. Öyle ki ürünü ihracata gönderecekseniz üzerindeki toz, tırak-bıçak izi gibi unsurlar bile daha alım noktalarında red gerekçesi oluyor.
İhracatı yapılacak ürün tarlada yarı olgun olarak toplanıyor ve yolculuk serüveninde olgunlaşma sürecini tamamlıyor. Bu birçok üründe görebileceğimiz bir konu.
Fusarium, incirin olgunlaşmasında aşırı döllenmenin getirdiği fiziksel bir bozulma. İnciri açtığınıda ortasında bir kararma olarak düşünebilirsiniz. İşte bu fiziksel kusur gerekçe gösterilerek ürünler sınırdan döndürülüyor.
Senih Yazgan’ın aktardığına göre Fusarium konusunda ilgili mevzuatlarda da bir referans değer bulunmuyor ve bilimsel olarak da bir gerekçeye dayanmıyor.
İncir var olduğundan beri olan bu konu hakkında bu yıl ilk kez bir dayatma uygulanıyor. Evet insan sağlığı her şeyden önemli. Bu yüzden ihracat yapılan ülkelerin ilgili bakanlıkları ile gerekli görüşmeler yapılıp konu bilimsel bir gerçeğe dayandırılmalı. Gerekiyorsa limitler oluşturulmalı. Ama incirin içini açıp burada kararma var diye geri dönmemeli. 2026 için bu çalışılmalı. Ama bugün için artık ciddi bir kayıp söz konusu.
Bahse konu sektör için 45 milyon Euro çok ciddi bir rakam. Bununla birlikte bu durumdan etkilenecek ciddi bir üretici kitlesi var.
Her yıl Bursa Siyah İnciri’nin dalda kalmasına alışkındık ama bu yıl işler çok başka yere taşındı.
Artık incirli çikolata bile değiştiremez bu gidişatı!