Son dönemde enflasyonu düşürmek adına sıkı para politikası uygulamaları özellikle ithalat tarafındaki fiyat baskısı da işin içine girince dönüp dolaşıp yerli üreticiyi vurdu.

Bu yeni bir durum değil.

İlaveten yerli sanayicinin bazı bölgelerde üretim metodlarını iyileştirmek, modern altyapılar kurmak, maliyet düşürücü adımlar atmak gibi kaygıları da bırakıp emlak işlerine yönelmesi ve oradaki ticari kazanca odaklanması da süreci hızlandırdı.

Arz tarafındaki daralma tam gaz devam ederken konuşulan faiz indirimleri görece de olsa talep tarafını tetikleyecek.

Bu gerçekler gözümüzün önünde dururken, ithalatı da teşvik etmeyeceğimize göre enflasyonla mücadele işi yine kadük kalacak gibi duruyor.

Bu girizgahtan sonra Bursa’daki bazı rakamlara bakalım şimdi;

Resmi ilan portalına göre Bursa’da aktif şekilde yayında olan 234 iflas hukuku dava ilanı var. Bunlardan 21’i iflas ve tasfiye ilanı, 213’ü ise konkordato ve geçici mühlet kategorisinde.

1’i iflastan kaynaklı olmak üzere 4 işletmeye ait endüstriyel ürünler ki 3’ü tekstil firması ilgili icra dairesince satışa çıkarıldı.

Bütün bunların yanı sıra bireysel tarafı da işe katarsak icra-iflas davaları nedeniyle açılan ilan sayısı 123’ü emlak, 11’i vasıta, 1’i mobilya, 4’ü de endüstriyel ürünler olmak üzere toplamda 139.

Bu rakamlar bir kenarda dursun.

Şimdi de işin biraz emlak piyasasına bakalım. Her şeyi satan sarı sitede Bursa’da aktif olarak 102 fabrika ve üretim tesisi satılığa çıkmış durumda. 350 fabrika ve üretim tesisi de kiralık olarak ilanlarda.

Üstelik önemli bir bölümü de acil ilan koduyla yayınlanmış durumda. Bu rakamlara ilave olarak devren satılık 9, devren kiralık 15 fabrika ve üretim tesisi var.

İş yeri sayılarını genel olarak ele alacak olursak da Bursa’da 1908 iş yeri satılık, 2 bin 657 iş yeri de kiralık.

Toplamda 850 kadar da devren satılık ve kiralık iş yeri var.

Finali de son dönemin gözde gayrimenkul değerleme şirketlerinden Endeksa ile yapalım. Endeksa verilerine göre Bursa’da ticari alanların ortalama metrekare değeri 44 bin 133 TL’ye çıktı. Oysa bu rakam 36 bin 167 TL idi. 2018 Ocak ayından bugüne yaşanan fiyat arışı yüzde 1000’in üzerinde hesaplanmış durumda.

Aynı dönemde döviz kurunun artışı ise yüzde 608 ile sınırlı kaldı.

İlçe bazlı olarak bakarsak, Bursa’nın sanayi anlamında önemli bir kısmını içinde bulunduran Nilüfer’de metrekare fiyatı Ağustos 2025 itibarıyla ortalama 60 bin 628 TL. 2018 Ocak ayına kıyasla artış yüzde 1366. Yani 2018 yılında döviz almak yerine Nilüfer’de ticari alan alan birisi 2025 Ağustos ayında döviz kazancının iki katından daha fazla kazandı.

Şimdi şapkayı öne koyma vakti. Enflasyonla mücadele ederken üretim temeli adım adım sarsılıyor. Öyle bakanlığın elindeki özel verilere falan da ihtiyacımız yok bunu görmek için. Herkese açık 3-5 veri ile bile durumu görebiliyoruz. Kimse ticaret için metrekaresine 60 bin TL ödeyip işletme kuramaz.

Burada çiğ köfteciden bahsetmiyoruz elbette. Kabaca 10 bin metrekare alanda üretim yapabilmek için bir ticari alan alsak Bursa ortalamasında 441 milyon 300 bin TL gerekli. Nilüferde bu rakam 600 milyon TL’nin üzerinde. Nilüfer’de 290 TL ticari alan metrekare kiralama bedeli hesaplanmış. 10 bin metrekare alanın kirası da bu rakamla 2 milyon 900 bin TL. Tabii bu rakamların da piyasada dövizle döndüğünü ve anlaşmaların da döviz üzerinden yapıldığı gerçeği var.

Ezcümle bu rakamlarla kimse üretim yapamaz. Hal böyle olunca tedarik zincirlerinde kırılmalar ve yeni oyuncuların sisteme dahil olamaması, dev şirketlerin piyasadaki tekel konumunun güçlenmesi, kartelleşme gibi serbest piyasaya zarar verecek konular karşımıza çıkacak. Ki bir süredir Rekabet Kurumu bunlarla ciddi ciddi mücadeleye başladı.

Üretmeden enflasyonu dengeye oturtamayız. Üretimdeki rekabeti de bu rakamlarla kurulacak tesislerde sağlayamayız.

Sanayi arsaları kamulaştırılmadıkça, üretimde devletin etkinliği ve teşvikleri artmadıkça bu cendereden de çıkamayız!