Bursa’nın Türkiye'nin dördüncü büyük kenti ve sanayi, ticaret alanında lokomotif şehirlerinden biri olmasına rağmen, uluslararası standartlara sahip Yenişehir Havalimanı'nın yıllardır tam kapasiteyle çalışmaması ve zaman zaman atıl durumda kalması, şehrin ekonomik ve sosyal yaşamı için önemli bir paradoks teşkil ediyor.
Çünkü bu havalimanının yüksek yolcu ve kargo kapasitesini bir türlü doldurmayı başaramıyoruz.
Size herkesin bildiği ama asla kabul etmediği bir sır vermek istiyorum;
Bursa Yenişehir Havalimanı'nın coğrafi konum, ulaşım zorlukları ve Sabiha Gökçen Havalimanı'nın rekabeti ekseninde değerlendirilen ve mevcut düzlemde hep başarısız kalacak bir proje.
Gelelim bu güne;
Havalimanının sahip olduğu kapalı alana ve soğuk hava depolarına sahip kargo terminali uzun yıllar boyunca atıl durumdaydı.
Mesela Yenişehir Havalimanı’ndaki gümrüklü geçici depolama alanı ve -25 dereceye kadar ürün muhafaza imkânı sunan soğuk hava depoları BTSO Lojistik’in girişimleriyle güncel teknolojiyle yenilendi ve daha bu yıl içinde yeniden devreye alındı.
Pazar sorunu, uzaklık ıvır zıvır herkesin anlattığı sorunları bırakıp kenara ne yapılması gerektiğine odaklanalım biraz.
Bugünlerde bu alanda en çok konuşulan konu “Lojistik Serbest Bölge” Gelin bu konuyu biraz açalım;
Bursa Yenişehir Havalimanı’nın lojistik serbest bölgeye dönüştürülmesi, yalnızca yasal onaylarla sınırlı olmayan, stratejik planlama ve altyapı yatırımlarını da kapsayan kapsamlı bir süreci gerektiriyor.
Türkiye’de yeni bir serbest bölge kurulumu, Ticaret Bakanlığı Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, Cumhurbaşkanlığı ve Yüksek Planlama Kurulu (YPK) onayı ile gerçekleşiyor.
Bu karar da elbette tek başına yeterli değil.
Serbest bölgeler hukuken ülkenin gümrük bölgesi dışında sayılıyor. Bu nedenle havalimanı çevresindeki alanın fiziki olarak ayrılması ve özel güvenlikli bir bölge haline getirilmesi gerekiyor. Ayrıca bölgenin lojistik faaliyetleri destekleyecek altyapıya sahip olması veya planlamaların tamamlanması şart.
Bütün bunlar tamamlandıktan sonra serbest bölgeyi işletecek kamu veya özel bir kurum yönetimi oluşturup bölgenin yönetimi, kiralanması ve güvenliğinden sorumlu olacak yapıyı hayata geçirmeliyiz.
Bu sayede evrak işlerini halledip oraya bir ‘Lojistik Serbest Bölge’ kurabiliriz ama çalışır hale getirmek için yapılacak daha çok fazla parametre var.
Mevcut kargo terminalinin modern sistemlerle donatılması, kapasitesinin artırılması ve serbest bölge ile apron arasında doğrudan erişim hattı kurulması gerekli.
Bozulabilir ürünler ve değerli kargolar için uluslararası sertifikasyonlara haiz tesislerin de inşası kritik.
Karayolu bağlantısının sanayi bölgelerine ve ulusal otoban ağına kesintisiz şekilde sağlanması (ki bu konuda çok da bir sorun yok aslında) ama orta uzun vadede demiryolu lojistiği entegrasyonu şart.
Bursa’nın amiral gemisi sektörleri olan otomotiv, makine, tekstil ve taze gıda gibi alanlara yönelik lojistik çözümler, uluslararası yatırımcılara yönelik agresif tanıtım kampanyaları ile desteklenmeli.
Ne güzel bir avazda 3-5 satırla saydık değil mi? Peki bunun maliyetine katlanabilecek olan var mı?
Su konusunda bile sanayinin öncelikleri farklıyken şehir için yatırımı sanayiciden beklemek tam bir şaçmalık. Hele işin rant kapıları da kapanırsa kimse kalmaz ortalıkta.
Samimiysek, doğru yatırımla Bursa Yenişehir Havalimanı, atıl bir potansiyel olmaktan çıkıp şehrin gelişimine katkı sağlayan dinamik bir merkeze dönüşebilir. Ancak bu dönüşüm, yalnızca fiziksel bir pist ve terminalin varlığıyla değil, öncelikle ulaşım entegrasyonu, agresif ticari teşvikler ve güçlü bir kargo vizyonu ile mümkündür. Bu da sadece devletin değil, yerel yönetimlerin ve özel sektörün iş birliğiyle yapılacak kararlı yatırımlar ve uzun vadeli programla olur. Yoksa Yenişehir Havalimanı'nı Sabiha Gökçen’in yedek pisti olarak hayatına devam eder...