Hep aynı şeyleri konuşsak da yine yine ve yine büyük şirketler için destek ve teşvikler açıklanıyor. Oysa artık dünya düzeninde ciddi değişimler yaşanıyor. Eskisi gibi hiçbir sistem işlemiyor.

Bugünün talebi ile 10 yıl öncesinin talebi aynı düzlemde değil. Bugün dünyanın en büyük 10 şirketi ile 20 yıl önceki 10 büyük şirket de aynı değil!

Ama bizde hiçbir şey değişmiyor. Hani tarımı sürekli eleştiriyoruz ya “babadan atadan öğrenildiği şekli ile iş yapmaya devam ettikleri için verim düşüyor bu da üretimi olumsuz etkiliyor” diye. İşte bugün birçok sektörde de durum aynı!

20 yıl önceki modelle aynı işi aynı şekilde yapmaya devam edenin ayakta kalamayacağını herkesin idarak edip ona göre kendisini geliştirmesi gerekliydi. Ama bu konu çeşitli platformlarda dillendirilse de kimse kulak asmadı.

Son olarak geçen gün Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (BUSİAD) Başkanı Tuncer Hatunoğlu konuyu dillendirdi.

Ölçek ekonomisi için artık geç kalındığını Türkiye’nin Çin gibi dev ölçekli üretimle rekabet edemeyeceğini vurgulayan Hatunoğlu, “Büyük fabrikalar, dev alanlar artık tek başına çözüm değil. Büyümek başka, gelişmek başka. Sağlıksız büyümenin kimseye faydası yok. İhtiyacımız gelişmek dedi.

Çok da güzel bir örnek ile bu sözlerini destekledi:

Ya dünyadaki değişimi okuyacağız ya da nalbantlar gibi tarihe karışacağız!”

***

Biz ülke olarak sadece tanımlar ile hareket ediyoruz. Evet öncelediğimiz başlıklar var mesela enerji arz güvenliği için GES gibi, savunma sanayisi gibi. Ama buralarda çok üretmek değil nitelikli üretmeyi odağa almayı başardık. HIT 30 bu anlamda önemli bir vizyondu.

Peki ya diğer alanlarda? Mesela bugün bir otomotiv üreticisinin hedefi ne? Öncelik ayakta kalmak elbette ama daha fazla üreterek kaybolan karlılığı sağlamaya odaklanmış durumda herkes.

Cirolar artıyor ama karlılık negatif seyrediyor.

Burada da şirketleri 2’ye ayırıp bakmak lazım. Bunların ilki zamanında Ar-Ge merkezlerinin avantajlarını kullanmak adına üretim personelini Ar-Ge çatısı altında istihdam edip kendisini geliştirmeyenler...

Diğeri ise Ar-Ge merkezi onayı alamadığı halde Ar-Ge yapıp kendini geliştirenler. İkinci grup zaten bu alanda konumuz değil.

Ama ilk grup bugün en çok canı yananlar arasında yer alıyor ve bize destek olunmadı tezini de kullanmamaları gerekiyor.

Özellikle son dönemde ekonomi yönetiminin de yüksek katma değer vurgusu hükumetin bu konuda nerede durduğunu gösteriyor ama şirketlerde ne yazık ki bu konuya uyum sağlamak isteyenlerin sayısı çok az.

Aynı müşteriye aynı ürünü daha fazla satmaya çalışmaktan ziyade artık alternatif ürün grupları ile alternatif pazarlara odaklanıp yeniden yüksek karlılığı yakalaması gereken sektör bu hedeften çok uzakta.

Mesela silikon sıvı iletim hortumları her geçen gün daha çok konuşulurken kauçuk üreticileri hala kauçuk borular üretmeye devam ediyor.

Toparlarsak endüstrinin bir dönüşüme ihtiyacı var ve biz bunu sağlayamazsak çok şey kaybedeceğiz.

Tıpkı nalbantlar gibi...