Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir görevdeki 2 yılını değerlendirdiği bir basın toplantısı düzenledi. Herkes oturdu ve hazırlanan film ile olan biten yapılan her şey anlatıldı. Şadi Başkan da çıkıp kısa bir konuşma yaptıktan sonra basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Bana kalırsa bu tarz organizasyonlar için oldukça net bir formattı.

Toplantının soru cevap bölümü yapılan işlerden çok siyaset ekosisteminde dönerken gelin biraz belediyenin 2 yılında özellikle ilçedeki üretimi destekleyecek adımlar konusunda neler yapıldığına bakalım.

***

Nilüfer denilince herkesin aklında başka bir şehir canlanıyor. Kimisi bulvarları, lüks mekanları, eğlenceyi görüyor, kimisi OSB’leri ve sanayiyi merkezine alıyor. Kimisi Turizm ve tarihi noktaları anlatıyor kimisi de tarım diyor.

Evet bu saydığımız maddelerin hepsi etkin biçimde Nilüfer’de mevcut. İşte biraz da bu yüzden belki herkesi memnun etmek zor oluyor.

Ama Nilüfer’in yüz ölçümünde en büyük payı kaplayan konu olan tarım meselesine ayrıca değinmek elbette önemli.

Hasanağa enginarı başta olmak üzere Nilüfer Belediyesi’nin bölgedeki tarımsal üretimi desteklemek adına yaptığı kooperatifçilik çalışmaları Şadi Özdemir’in 2 yıllık döneminde önemli bir yer tuttu. Bununla birlikte 2024 kasımında açılan Nilüfer Tıbbi ve Aromatik Bitki İşleme Tesisi kuşkusuz ilçe için büyük bir kazanımdı. Çünkü verimli toprakların bahşedildiği Nilüfer’de bazı alanlar bilindik ürünleri yetiştirmek için elverişli değildi. İşte bu alanlarda alternatif ürünler ile üretim için bir çalışma başlatıldı. Lavanta ve yaban mersini yetiştiriciliği için deneme bahçeleri oluşturuldu.

Gördük ki bu ürünler o topraklarda yetişti ve bir anda Nilüfer’in ürün deseninde 2 yeni ürün gördük.

İşte kurulan Tıbbi ve Aromatik Bitki İşleme Tesisi de tam bu alanda karşımıza çıktı. Lavanta ekimini insanlara öğretseniz bile onu işleyecek tesis yoktu. İşte tam da üreticiye bu sağlandı. Lavanta’dan lavanta yağı ve hidrosol elde edildi. Bir kısmı “Bostan” ile piyasaya direkt sunuldu. Üretici ise piyasaya lavantayı direkt lavanta olarak değil daha katma değerli olarak lavanta yağı şeklinde sunabildi. Yani üreten daha çok kazanabildi.

Sadece lavanta değil tıbbı amaçlı defne, adaçayı üretimi konusunda da benzer etki yapıldı.

2025’te 8 bin 308 kilo bitki işlenen tesiste 170 litre uçucu yağ elde edildi.

Bunu şöyle söyleyeyim 1 litre lavanta yağı ortalama 4 bin TL, adaçayı yağı 10 bin TL dolayında. Bu küçücük tesiste ekonomiye katılan değeri siz hesaplayın.

***

Başkan Özdemir’in sunumunda öne çıkan bir diğer unsur bu projelere ilave olarak zeytinyağı fabrikası ve dondurarak kurutma tesisi inşasının da yapılacağı oldu.

İlçede az miktarda (Bursa’nın diğer ilçelerine göre) olan zeytin üretiminin kendi içinde işlenebilmesi adına lojistik avantajı sağlayacak zeytinyağı fabrikası aynı zamanda tıpkı Mudanya İmece gibi özel sektörü de konsolide edecektir.

Dondurarak kurutma tesisi de Tahtalı ve çevresi başta olmak üzere yetişen şeftali başta olmak üzere birçok meyvenin bozulmadan ve daha uzun süreli piyasada kalabilmesi adına çok kıymetli.

Tarımsal analiz laboratuvarı, toprak analiz haritası gibi konuları da zaten daha önce anlatmıştım. Bunlar ayrı ayrı çok değerli.

***

Tarım demişken elbette Nilüfer’in kaçak fabrikalaşma konusunu da çözüme kavuşturmak gerekli. Artan sanayi maliyetleri kaçak yapılaşmayı tetikledi. Ne yazık ki bürokrasi her belediyeyi bu kaçak yapı konusunda zorluyor. Nilüfer Belediyesi’nin bu alanda da etkin yatırımlar yaptığını ve kararlı bir mücadele içinde olduklarını anlattı Özdemir. Bu kaçak alanların yıkıldıktan sonra yeniden eski hüviyetine kavuşması ne yazık ki imkansıza yakın. Bahse konu alanlar için özel ürün gruplarının yetiştirilmesinden ya da örtü altı tarımdan bahsedebiliriz ama eskisi gibi olmayacağını bilmeliyiz.

Bu yüzden yapısal kanun düzenlemeleri ile bu kaçak yapı ile mücadele konusunda belediyelerin yetkileri artırılmalı. Yürütmeyi durdurma gibi işlemlerin kanuna aykırılık durumunda geçersiz kılınması gibi net adımlar gerekli.

***

Kooperatifçilik modeli ile kuşkusuz kırsalın ve tarımsal üretimin gelişmesi için Nilüfer’de ekstra bir çaba var. Özellikle gıda arz güvenliği konusunun her geçen gün kıymete bindiği günümüzde bu çalışmalar için söyleyecek tek bir olumsuz satır bende yok. Hatta Bursa’da da olacağını düşünmüyorum.

Ama Başkan Özdemir’in proje olarak anlattığı başka alanlarda eleştirilecek bir iki konu da vardı benim radarıma takılan.

Bunlardan ilki STK’ların faaliyetlerini anlatacağı podcast ve videocast serisi. Ne yazık ki birçok belediye gibi medya kuruluşu olma hevesine bürünmenin gereği yok! Belediyenin belediye hizmetlerini kendi kanalında anlatması doğal ama ilçedeki STK’nın kendisini anlatabileceği 400’den fazla internet haber sitesi, 13 günlük gazete ve 3 televizyon kanalı zaten faaliyette!

Diğer bir konu da bütçe disiplini. Evet Nilüfer Belediyesi bundan 2 yıl önce piyasada aman iş yapmayın denilen birkaç belediyeden biriydi. Faturaların ortalama ödenme süresi 1 yılı buluyordu. Bu sürenin 3 aya düşürülmesi güzel bir adım ama bir başarı değil! Başarı bu süreyi 1 haftaya indirmektir. Hele bunu anlatmak için yıllardır yapılan borçlar nedeniyle oluşan kesintileri gerekçe göstermek doğru değil.

Başkanın söylediği biçimi ile bazı alanlardaki faturalar 5 ayı bulsa da ortalamada 3 ayda belediye ödeme yapıyor.

Gelirler aynı oranda artmadı, gelir gerçekleşme oranları düşük ve borç kesintileri konusunda hemfikiriz. Ama bunun arkasına sığınıp savunma yapılırsa o zaman neden gelir getirici projeler hayata geçmedi diye sormadan edemeyiz!

Bir de kentsel dönüşüm meselesi var ki ne yazık ki büyük bir hayalin ötesine geçmeyeceğini ve muhtemelen Barış Mahallesi ile sınırlı kalacağını hepimiz biliyoruz değil mi?

Mesela GES konusunun da bir cümleyle geçmemesi gerekirdi. 8 GES tesisi bugün farklı bir belediyede olsa ballandıra ballandıra anlatılırdı.

Bir de belediyenin kurumsal iletişim ekibi için küçük bir not paylaşmak isterim:

Sloganın içindeki noktalama işaretleri olmadan da anlamlı olması gerekir. Mesela nasıl olmaması gerektiğine örnek vermek gerekirse;
“Bir isimden fazlası, bir duygu: Nilüferliyim” yerine sadece “bir isimden fazlası” ya da “bir duygu” tanımı “Nilüfer” ile çok daha şık ve anlamlı olurdu.

***

Toparlarsak Şadi Özdemir’in tarımsal vizyonu beni mutlu etti. Ortada genel bir başarı var. Ama her şey dört dörtlük diyebilir miyiz? “O kadar kusur kadı kızında da olur” deyiminin karşılığı bir sunum izledik.