Açtık...

Ülkecek en çok ihtiyacımız olan şey neşe ve kahkaha.

Sanki birazcık da para!

Ama para işi biraz sorunlu. O yüzden kalkıp diğer seçenekleri bulmaya çalışalım.

Biraz hiciv lazım bize. Tabii tasarruf tedbirleri izin verirse!

Neyse mikrofonum düzelsin anlatacağım....

Kapattık...

***

Hikaye 100 yıl önce değil de bugünde geçmeli miydi? Fıstık’a sorsak insanoğlu Ay’a da çıkacak zaten.

Neyse onu bırakın da bizim bir elmas meselesi vardı.

Telefonu getirsin biri...

Kahretsin kablosu yetmedi! E ne olacak şimdi?

Boşverin 100 yılda aslında hiçbir şey değişmedi!

Değişmeyen bizi bize çok güzel izlettirdi Nilüfer Kent Tiyatrosu. Yaklaşık 2 buçuk saat ve bolca müzik, bolca kahkaha ile...

Üstelik “Lüküs Hayat” dediğimizde akla gelen ilk ismin Haldun Dormen’in karşısında...

Güzel bir prömiyer ile yolculuğuna başladı “Lüküs Hayat” Oğuz Utku Güneş’in yorumuyla.

***

Hikayesi olan ve geçmişi ağır kült işleri yeniden yorumlamak büyük bir risktir. Bu yüzden cesaret ister ve sahne ilk anda o tepkisi ile her şeyi yerle bir eder.

Cemal Reşit REY’den gelen yaklaşık 100 yıllık bir operet bugün yeniden can buldu. Muhtemelen uzunca bir süre de bulmaya devam edecek.

Belki de Nilüfer Kent Tiyatrosunun asıl sıçramasını yapacağı eser olacak kim bilir.

Şahsi fikrimdir tartışabiliriz ama bu iş etrafınızda hiç tiyatroya gitmemiş ve gittiğinde mutlu olsun ve tiyatroyu sevsin diyorsanız gideceğiniz ilk adres olacak işler arasında. 8 Kasım’a kadar kapalı gişe.

Sahnede Ayşe Gülerman, Adem Mülazim, Ayşe Güreşci, Batuhan Pamukçu, Barış Ayas, Duygu Yakasız, Ayşe Elif Kesoğlu, Hande Ağaoğlu, İbrahim Ersoylu, Mehmet Yıldırım, Mesut Özsoy, Mert Çifci, Peker Sabuncu, Sibel Curciali, Sultan Ahmet Çakır, Zeynep Çelik Küreş ve sahne arkasında bir o kadar büyük bir ekip sığdı Nazım Hikmet’e.

***

Açtık...

Özlemiştik!

Şadiye’nin kız neşesini, Rıza’nın babacanlığını, Zeynep’in ablalığını, Veysi’nin masumluğunu...

Biz yetiş adamlardık sahnenin karşısında. Lüküs bir illüzyon karşımızdayken içine fazla baktık. Başımız dönmüş olacak ki bir köpeğin sadakati gibi hep birileri için birşeyleri yapmaya çalışan Yetiş Adam olduk! Şemsiye tuttuk, kalem tuttuk ama ayna olamadık! Keşke bir de ayna olup kibri de sahiplerine gösterseydik...

Özlediğimizi de, kendimizi de gördük sahnede ve iki buçuk saatin ardından yeniden ve yeniden birer yetiş adam olacağımız hayatımıza döndük!

Bu oyunda tokat yoktu, varsa da ben atardım sanırım attım. Kusura bakma Zeynep Abla!

Kapattık!