Türkiye olarak yeni yeni deniz ülkesi olduğumuzu keşfediyoruz mu desek yoksa bu alanda elimizdeki potansiyeli yeni fark ettik mi?

Türkiye’de balıkçılık ciddi sıkıntılar ile karşı karşıya. Bununla ilgili daha önce zaten hem bu köşede hem de YouTube kanalımızda uzun uzun konuşmuştuk.

Ege İhracatçı Birlikleri dün 2026’nın ilk 4 ayındaki su ürünleri ihracatına ilişkin verileri açıkladı. Özetleyecek olursak:

- Su ürünleri sektörü dört ayda ihracatını yüzde 21 artırdı

- Levrek ve çipurada fileto ihracatı arttı ortalama ihraç fiyatı dolar bazında yüzde 23 yükseldi

- Taze fileto levrek ihracatı yüzde 45, çipura fileto ihracatı yüzde 41 arttı

Başka bir deyiş ile Levrek ve çipurada fileto ihracatındaki güçlü artış, sektörün katma değerli üretimde önemli bir dönüşüm yaşadığını ortaya koyan güçlü bir parametre şeklinde karşımıza çıktı.

Bu alanda yapılan yatırımların karşılığını almaya başlamamızın yanı sıra kilogram başına ihracat değerini yukarıya çekmek için de gayet güzel bir parametre sundu bize.

Toplamda 2026’nın ilk 4 ayında 732 milyon dolarlık bir ihracat gerçekleştirdik. Elbette 3 tarafı denizlerle çevrili bir ülkenin markalaşamama sorunları, avcılık konusunda meralarını koruyamaması ve besi tarafında yem kısmının sınırlı kalması gibi birçok unsur ile mücadele edilirken yükseliş haberleri sektörü umutlandırıyor.

***

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ufuk Atakan Demir Levrek konusundaki liderliğin devam ettiğini anlattıktan sonra sadece levrek ihracatının 2026 yılının ilk dört ayında 257 milyon dolara ulaştığını aktardı. Ama Demir’in söylediği çok daha kıymetli ve belki de sektörün bundan sonrası için yüzünü dönmesi gereken alan vardı:

Artık tüketici sadece kaliteli ürünü değil, aynı zamanda pratik, işlenmiş ve kullanıma hazır ürünleri tercih ediyor.”

Değişen şehir yaşantısı, yemek için daha az zaman harcama eğilimi gibi güncel parametreleri düşünürsek, hazır fileto ve dondurulmuş tarafın ağırlığının her geçen gün arttığı büyük bir gerçek. Üretim hacmi ile birlikte artık bu taraftaki yatırımların zaruriyeti de su götürmez bir gerçek.

Özellikle Ege Bölgesi’nde gelişen bu alanın ülkenin diğer alanlarında da uygulanabilir biçimde teşviklenmesi gerekli. İhracatlık balık için uygun değilse, yemlik balık için uygun lokasyonlar kullanılmalı.

Çünkü bizim avladığımız bazı balıkların yem olarak kullanılması da iç piyasa alışkanlıklarını olumsuz etkiliyor.

Açıklanan veriler ışığında Türk su ürünleri sektörü 2025 yılını 2 milyar 243 milyon dolarlık ihracat performansıyla geride bırakmıştı.

Bu sene rakamın yukarıya gidip 2,5 milyar dolar seviyesini aşacağını şimdiden öngörebiliriz. Sektör temsilcileri 2030 yılında 3,5 milyar dolar dövizi ülkemize kazandırmak için çalıştığını da her fırsatta belirtiyor. Bugün dış ticaret açığı büyüyen bir ülke için bu çok önemli bir vizyon.

Ama çok daha fazla kişi tarafından görülmesi gereken bir vizyon.

Firmaları değil de ürünleri markalaştırarak daha kolay başarıya ulaşacak bir vizyon!

Tıpkı “Türk Somonu”, “Türk Levreği” gibi!

Tabi bir de bu ürünleri işleyecek tesislerin desteklenmesi gerekli...